"Verimli Hilal" ve "Sosyal Darwinizm"
Puan vermedi·560 syf.··
2026 26. kitabı
Roger Garaudy'nin bu kitabını "Verimli Hilal" ve "Sosyal Darwinizm" kuramları üzerinde inşaa ediyor. Kronolojik olarak düşünüldüğünde ilk yaptığı şey "Verimli Hilal" kavramını ortaya atmaktır. Bu kavram sayesinde murad ettiği şey Batılı tarih anlatısını ortadan kaldırarak Filistin'i Mezopotamya'ya ya da Kenan diyarına bağlamaktır. Basitçe ifade etmeye çalışacak olursak; bu anlatı ile bu topraklara sonradan gelen işgalcilerin hak iddiaları yok sayılmalıdır, Graudy'e göre. Lakin kabul etmek gerekir ki; Fransız Graudy istilacı tanımını daha sonrasında her bir unsur için nasıl yapacaktır ya da bu ne kadar kabul edilecektir diğerleri tarafından bunlar hep tartışma konularıdır. "Verimli Hilal" den günümüzdeki Filistin'e geçiş sürecini Graudy oldukça detaylı bir şekilde işlemeye çalışmıştır. Ama, itiraf etmek gerekir ki, bir yerden sonra bu okunması çok zor bir metin haline gelmiştir elimizdeki kitap. Sürekli bir şeyler alıntılanmıştır ve bunlar arasındaki geçişi yapmak konusunda Graudy'de çok titiz davranmamıştır. Böyle olunca da akademik anlamda bu konuyu çalışmayan biri için işbu eser okunması zor bir hale geliyor. Nihayetinde ben de kalan tarihi gerçekliği bir daha hatırlamak oldu. Yerli halkların varlığı, sonrasında Yahudi ve Hrıstiyanların sırasıyla bu toprakları ele geçirisi, Selçuklular ve Osmanlılar ile bu toprakların Müslümanlaşmasıdır. Osmanlı'nın yıkılması ile olanlar yakın tarihe işaret ediyor ve yaşananlar pek çok kimsenin malumudur (Ilan Pappe'nin- Modern Filistin Tarihi daha iyi bir kaynak gibi gelir bana; bu bilgiler açısından. #304599009 ) Yakın tarihte olanları Graudy, "Sosyal Darwinizm"i temel alarak tartışıyor. Aslında Siyonist rejimin bir mefkuresi olmadığı sadece rekabet şartlarından dolayı gelişim gösterdiği ve siyasi
İlahi Mesajlar Toprağı FilistinRoger Garaudy · Timaş Yayınları · 2018168 okunma
Puan vermedi·542 syf.··
2026 68. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 10:52
Guadeloupelu yazar Maryse Condé, sömürgecilik, kölelik, kimlik, diaspora ve kültürel aidiyet temalarını işlediği eserleriyle Karayip edebiyatının en önemli isimlerinden biridir. Segu, dört ciltlik büyük bir tarihsel roman serisinin ilk kitabıdır. Türkçede ilk cilt Segu Toprak Surları adıyla yayımlanmıştır. Roman, 18. yüzyılın sonları ile 19. yüzyılın başlarında, günümüz Mali sınırları içinde yer alan Bambara Krallığı’nın başkenti Segu’da yaşayan Bambara soylusu Dousika Traoré ve onun ailesinin üç kuşak boyunca erkek üyelerinin yaşamlarını anlatır. Erkeklerin hayatları anlatılırken eşlere, annelere ve zaman zaman kız çocuklarına da yer verilse de romanın odağında erkeklerin bu dönemdeki yaşantıları ve hayata, dine, köleliğe, farklı inançlara ve kadınlara bakışları yer alır. Bu yaşamlar aracılığıyla bölgenin dini, kültürü, doğası, insan yaşamı ve tarihiyle birlikte dönemin kölelik sistemi, siyasi yapısı ve toplumsal dönüşümleri hakkında da bilgi ediniriz. Romanın ilk kısmında Dousika Traoré ile tanışırken aynı zamanda çocuklarının seçimleriyle ilgili ipuçları da almaya başlarız. Çok tanrılı bir dine inanan Dousika Traoré’nin ilk oğlu Tiékoro’nun İslamiyet’e ilgisi, Siga’nın Tiékoro’ya karşı içinde büyüttüğü öfke, Naba’nın Tiékoro ile ilişkisi ve kardeşinin gidişinden sonra değişen hayatı ile Malobali’nin doğumu gibi olaylar sayesinde kardeşlerin aile içindeki yerlerini ve birbirleriyle olan ilişkilerini öğreniriz. Çocukların her biri farklı hayat yolculuklarına çıkar. Tiékoro, İslamiyeti öğrenmek için Siga ile birlikte bir yolculuğa çıkar. Bir süre sonra yolları ayrılır ve Tiékoro eğitim alacağı yerde yaşamını sürdürür. Onun geçmiş yaşamı ile yeni kabul ettiği ve öğrenmeye çalıştığı din arasındaki ikilemlerine, farklı bir etnik kökene sahip olması nedeniyle bulunduğu
Segu Toprak SurlarMaryse Condé · Bilgi Yayınevi · 202440 okunma
Reklam
İZ BIRAKMAK UĞRUNA!
9/10
·303 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 09:35
Yazmak, bir delilik hali bana kalırsa. İnsanın, kafasında başka biri varmış ve onunla konuşuyormuş gibi davranmasının başka bir açıklaması olabilir mi? Hele etrafında kafasındakileri dökebileceği, paylaşabileceği biri yoksa... Neyse ki biz şanslıyız, 1k var. Bu incelemeyi yazabilmek için günlerdir zamanı kolluyorum. Zira kafamdaki düşünceler susmak bilmedi kitabı bitirdiğimden bu yana. Öyle oluyor kimi zaman. Bazen bir kitabı okurken, henüz ortasında, kafamda düşünceler şekillenmeye başlıyor. İnceleme yazmam gereken ya da yazma ihtiyacı duyduğum kitaplar böyle belli ediyor kendini. Bazı zamanlar uykumda bile rahat bırakmayınca cümleler, gece kalkıp yazmak, kafamı boşaltmak, en azından o cümlelere, kaybolmadan bir yer bulabilmek iyi hissettiriyor. Çantamda her zaman not defteri ve kalem bulundurmaya çalışırım. Bazen dışarıda okuyorsam ihtiyacım olabiliyor. O da yoksa telefona kaydediyorum beliren cümleleri. Yazmak bir delilik hali demiştim ya, yazmazsam delirecekmişim gibi hissettiğim zamanlarda başladım aslında yazmaya. Yanlış hatırlamıyorsam, ortaokul zamanlarıydı günlük tutmaya başladığım yıllar. Kaç defterim birikmişti, hatırlamıyorum şu an. Evlendikten sonra, belki geçmişle arama bir çizgi çekmek, belki de temiz bir sayfa açmak için, bilemiyorum, hepsini yakmıştım. Şu an düşündüğümde, aslında kitabı okurken aklıma düşen anılardan sonra, pişman olduğumu fark ettim. 'Keşke yakmasaymışım' dedim. Tüm gençliğim vardı o defterlerde, ilk aşklarım, hayal kırıklıklarım, sevinçlerim, hayallerim, üzüntülerim ve tabi ki saçmalıklarım. Yine de beni ben yapan, bugünlere hazırlayan her şey... Belki çocuklarımı yetiştirirken bana bazı şeyleri anlamamda yardımcı olurlardı. Çünkü biz yetişkinler bazen sanki şu halimizle doğmuşuz gibi davranabiliyoruz. Zor zamanlarda bana rehber
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,3bin okunma
10/10
·125 syf.··
2026 12. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 06:49
Bu sıralar okuduğum ortadoğu, İsrail-Filistin konularına nispeten daha objektif yaklaşan bir kitap olmuş. Siyonizm konusunu ele alan bir kitap. Siyonizm o zamana kadar değişik ülkelerde diaspora gibi dağınık yaşayan yahudileri, kendi anavatanları gördükleri Filistin'e taşıyıp orada bir ülke kurma ideali olarak tanımlayabiliriz. Yani bir çeşit yahudi milliyetçiliği de denebilir. Bu düşüncenin önemli isimlerini ve gelişmesini kısaca anlatmış kitap.
SiyonizmIlan Greilsammer · Dost Kitabevi · 200746 okunma
8/10
·168 syf.··
2026 62. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mart 2026 14:02
‘Tavan Arasındaki Buda’ sanki ‘İmparator Tanrıyken’ kitabının öncülü gibi. Nitekim kitabın sonunda yazarın kaleminden okuduğumuz teşekkür notunda, 1900’lü yılların başlarında, Japonya’dan Amerika’ya göç eden Japonların, oradaki hayatlarıyla ilgili çok sayıda kaynak ve dokümanı inceleyerek yazdığını söylemiş. Elimizdeki kitap, henüz çok küçük yaşlarda iken (10-13 ve sonrası), bir gemi içinde, Amerika’ya, fotoğraflarını ve mektuplarını beğenerek seçtikleri japon kocalarıyla evlenmek üzere giden çok sayıda çocuk ve genç kızla başlıyor. Hem Yolculukları, hem de limana ulaştıkları andan itibaren, yaşadıkları çok çarpıcı bir şekilde anlatılıyor. Bu anlatım, bu gemide olan kızlardan birinin ağzından yapılmış. Yıllar içinde neler yaşadıklarını çok dramatik bir şekilde öğreniyoruz, ta ki ikinci Dünya Savaşı ve bu savaşta Amerika’nın Japonya ile savaşmaya başlamasına kadar olan döneme kadar. İşte bu noktadan sonra metin, bu Japonların mahalle komşuları ağzından verilmeye başlanıyor. İmparator Tanrıyken, tamamen bu andan itibaren olan bölüme odaklanıyor. Bu anlamda da birbirinin takip metni gibi. Etkileyici.
Tavan Arasındaki BudaJulie Otsuka · Domingo Yayınevi · 20181,234 okunma
Dîyaspora û Hejarîya kurdan
6/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2026 12:44
Fawaz Husên. Kurdekî ji Rojavayê Kurdistanê, ji gundê Kurdo yê li ser Amûdê ye. Nêzîkî pêncî salan e li Ewropayê dijî, yek ji wan nivîskaran e ku bi salan, berheman li edebiyata dîyasporayê zêde dike. Ev pirtûka wî ya şeşan e ez dixwînim. Pirtûk teze vê payîza dereng ji weşanxaneya Avestayê derket. Bo cureya berhemê roman hatiye gotin lê ez dixwazim bibêjim ew vegotin e, bîranîn û rojnivîsk e, ango bêtir nêzîkî van cureyan e. Zimanê pirtûkê wekî hemû pirtûkên wî yên din pirr sade û xwerû ye. Di berhemên Husên da, meriv dikare bibêje temaya sereke hesreta welêt, bêrîkirina zarokatî û rabirdûyê ye. Hema bêje di her berhemê da nivîskar behsa rojên xwe yên berê, behsa zaroktîya xwe, behsa xortaniya xwe, behsa malbat, heval û hezkiriyên xwe dike. Ev yek, bi gelemperî di edebiyata dîyasporayê da heye. Hema bêje hemû kurdên ku neçarî terka welatê xwe kirine û li Ewropayê ketine pey cih û warekî da ku pê sitar bibin û bikaribin debara xwe pêk bînin, vê rewşê di berhemên xwe da honandine. Lê min di berhemên Fawaz Husên da ev yek zêdetir dît. Ew pêncî salên li welatê xerîbîyê ti carî nikaribûye kela dilê wî dayne, an jî di şûna welatê wî da jê ra bibe welat, bibe sitargeh. Ewropa, ji bo kurdan, bi taybetî ji bo kurdên ku hemû emrê xwe ji welatê xwe dûr buhurandine, tim bûye cihê hesret û bendemayînê.. Ew, ti carî nebûye "welat" nebûye "mal" jî. Meriv heta sibehê behsa vê mijarê û vê têgehê bike, bawer dikim gotin wê neqede. Di vê berhema Husên da jî em dibînin lehengekî bi navê Feremerz heye. Feremerzê Hejarî, kurdê aware û derbider! (Ew xwe wisa pênase dike.) Di destpêka pirtûkê da em dibînin ku lehengê me ketiye heftê salîya xwe û ji ber ku kesekî wî tune ye, ango ew tik û tenê ye, ew xwe bi xwe rojbûna xwe pîroz dike. Ve yekê pirtûka Marquez
Havîna Feremerzê Hejarî li ParîsêFawaz Hussain · Avesta Yayınları · 20252 okunma
Reklam
Reklam