yazarının genç olmasından ötürü gelen aynı sorunlara, aynı pencereden bakıldığının anlaşılmasının vermiş olduğu burukluk ile okudum.
öteki olmanın her adıyla; kadın, eşcinsel, fakir ya da etnik köken… egemen olan gözünde aynı oluşunu direkt ve kimilerine göre keskin bir dille anlatmış.
Ahmet Ümit’in alışılmışın dışında yazdığı tarzda bir kitap Ninatta’nın Bileziği. Sizi bulunduğunuz dünyadan çekip yazdığı döneme sürükleyen inanılmaz bir yazım biçemi var. Şiirden farksız destansı şekilde yazılmış; aşk, ihanet, çaresizlik ve bekleyişi konu alan günümüzdeki bize yazılan bu mektubu okurken en az benim kadar zevk alacağınızı düşünüyorum. Antik Hitit’e uğramak istiyorsanız ne bekliyorsunuz? Ninatta'nın BileziğiAhmet Ümit
Bir korku mangası çizeri olan Junji İto’nun komedi mangasını okuyoruz, kedilerle alakalı! Eşi kendisinin aksine kedi insanı olan İto, Yon ve Muu’nun karakterlerini ve gündelik yaşamdaki yaşanan olayları kendisine has çizim tarzıyla bizlere sunuyor. Okurken aşırı keyif aldığım çerezlik bir mangaydı, İto’nun çizimlerinden keyif alıyorsanız komedi yüzüne de bir şans verin derim.
Biri bana bu denli sanrılı ve aşağılayıcı şekilde yazsaydı, ansaydı nasıl hissederdim diye düşünmekten kendimi alamadığım bir mektuptu. Wilde’ın en savunmasız olduğu apaçık bu mektubu olabilir, mektup adı gibi kendisinin en derinlerinden gelen, en şeffaf, filtresiz olduğu, sözcüklerini fütursuzca yönelttiği, kırgın, kızgın ve toy olan, bencilliğinin ceremesini çektiren o aşığına ondan önemlisi bir zamanlar dostu olarak gördüğü o kişiye sitemidir. İftiranın, kaybetmenin kendi deyimiyle “keder”in bir insanın elinden neleri aldığının göstergesidir. “keder” gerçekten bizi en iyi şeklimize mi sokar, hamurumuzun mayasını mı kuvvetlendirir bilemem ama “keder” içerisinde olan birisi için şüphesiz ki kuvvetlendirdiği sanrısı onun için en iyi düşüncedir.
Bu kitaba başlarken beni derinden etkileyeceğini ve kendimden bir şeyler bulacağımı bildiğim için biraz gergindim. Hayatın içine geçememiş, kendisini tam anlamıyla “insan” olarak göremeyen bir karakter var karşımızda. Kitabın ilerleyen sayfaları daha karamsar, daha çok kasvetli bir görünüm izliyor. Tam anlamıyla karakterin insanlığını kaybedişini okuyorsunuz. Toplum ve aykırılık üzerine düşünceleriniz varsa bu kitap sizin için meydan okuma meşalesini yakıyor diyebilirim. Kesinlikle ölmeden önce okumanız gereken bir yazar.