“düşündükçe bu anlatılacak “ben”in sanki hiç olmadığı aklıma geliyordu. ben dediğim şey kutular içinde kutular gibiydi: kendimde hep bir başka şey vardı sanki; o şeylerden sonra asıl kendimi bulup ortaya koyabilecektim belki, ama her kutunun içinden Ceylan’a olduğu gibi gösterebileceğim gerçek ve özgün bir Metin değil, onu gizleyen bir başka kutu çıkıyordu. Şöyle düşündüm: Aşk iki yüzlülüğe sürüklüyor insanı, oysa aşık olduğuma inandığım için,ben, bu sürekli iki yüzlülük duygusundan kurtulacağımı sanmıştım.”