Dicle ÇAPAR

Dicle ÇAPAR
@diclecaparr
Mütemadiyen sessiz.
Sosyal Hizmet Uzmanı
Sakarya Üniversitesi
Çukurova
26 Ağustos 2002
26 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Tüm Çağları Özetleyen Söz.
"Yetişkinlerin savaştığı, bombalar attığı, birbirini kesip doğradığı, acımasızlığın kol gezdiği dünyada gençlerin yurtsever, dine bağlı, uslu, terbiyeli olmaları söz konusu değildir."
Sayfa 38·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
8/10
·172 syf.··
2025 17. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Mart 2025 23:30
Evet... Aslında 7 puan mı versem yoksa 8 mi... Kararsızım. Ben en iyisi 7.5 puan verdim diyeyim. Uzun uzun incelemeden ziyade bu kez beğendiğim, beğenmediğim kısımlardan bahsedeyim. Ancak onlardan da önce bu kitabın herkese hitap etmediğini söylemem gerek. Yani gelişen kötü olaylar üstü kapalı değil, açık seçik yazılmış. Bu da okurken haliyle biraz olsun insanı rahatsız edebiliyor... Öncelikle kitabın değindiği "iyilik, kötülük ve onları seçebilme iradesindeki özgürlüğünü" ben beğendim. Yazar güzel bir temaya ayak basmış kitabında. Kullandığı dil, kitaptaki tüm zalimliklere, pisliklere rağmen hafifi. Başrol ağzından anlatıldığı için de bir hayli alay dolu ve argoluydu. Ama bunlarda beni rahatsız etmedi. Aksine daha kolay okumama vesile oldu. Sonu... Aslında olması gerektiği gibi bir şeydi. Evet, karakter zevk için kötülük yaptığından dolayı gelişim vs hiç göstermedi ama ben buna rağmen nedense sonunu daha farklı bekledim. Bu yüzden sonundan pek de tatmin olmadım. Eğer olsaydım 8 puan verebilirdim. Onun dışında içerdiği deney, eleştiri, karakter, olaylar, açısından iyiydi. Bu yüzden distopik bir eser olarak bir şans verilebilir bence.
Edebiyat
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113bin okunma
Spoiler İçerir. Uzun Bir İnceleme Oldu
6/10
·128 syf.··
2025 16. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 17 Mart 2025 19:52
Evet... Aslında bu kitabı okumak gibi bir hedefim yoktu. Bugün arkadaşımla birlikte başka bir kitaba başlayacaktık ancak onun okumasının bitmesini beklerken ben de boş bulunmayayım dedim ve uzun zamandır okunmayı bekleyen o popüler klasiği okumak istedim. Öncelikle okurken notlar filan aldım ama pek de işe yaramadı. Çünkü kitap beni yordu. Yazarın hayatı kısmı haricindeki yaklaşık 115 sayfayı 7-8 saatte anca bitirebilirdim. Onda da aralar vermek zorunda kaldım. Eh, kitabın ağır olduğunu biliyordum. Yani çıtır çerezlik olsun gibi bir amacım olmamıştı. Ama bir günde bitirmek istediğim ve yarına kalsa okumakta daha çok zorlanacağım için bugün tamamen okumak istedim ve bitirirken de kendimi gerçekten yorgun hissettim. Kitapta koca bir kelime vardı, üstüme üstüme gelen bir kelime: O da tabii ki "korku" kelimesi idi. Aslında bana göre tüm süreci oluşturan duygunun da ta kendisiydi. Baş karakter her şeyden ama her şeyden korkuyor. Çocukluk yaşından itibaren kendisini ifade edemiyor. Edemediği gibi bir şeyleri reddetme ve istemek doğrultusunda da kabul etmekten yoksun büyümüş. Evet ya da hayır: Bu iki cevabın ne getireceğini bilmiyor. Neyi isteyip istemediğini kendisi bile bilmiyor. Çevreyi tanıyamadığı gibi kendisini de tanıyamıyor. Suskunluk veya konuşkanlık. Ne anlam ifade ediyor, önemli kılmıyor. Kılmıyor çünkü sonuç ne olursa olsun ona anlamsız geliyor. İnsan ilişkilerini manasız buluyor. Toplumsal düzeni kavramak kendisine işkence gibi geliyor. Manasızlığın altında yatan sebebi tam sorgulamıyor ancak sorgulaması için de geçerli bir neden bulmuyor. Bu noktada diğer bireyler gibi davranmakta zorluk çekiyor. Dediğim gibi düşüncelerinde manasızlık ve bağlam kopması yaşadığı için bu tuhaf durumunu örtme içerisinde oluyor. Panikliyor. Korkuyor. Çünkü karakteri ele geçiren
1000Kitap
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,1bin okunma
Anladık Türkleri sevmiyorsun.
6/10
·309 syf.··
2025 11. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2025 21:03
Kitabı okurken yazarın Elif'i yazma sebebini sorguladım ama sonda yazarın kimlerden olduğunu okuyunca az çok sebebini anladım :D yazar Kıbrıslı Rum taraflarından. Eh bu da kitaptaki "iğrenç Elif" rolünün yazılış amacını yeterince açığa çıkarıyor. Neyse, kitabın puanını tabii ki de ırkçılığından ayrı tutacağım. Öncelikle sonunu tahmin edemedim. Aklımdan her düşünce geçti ama Theo'nun hem geçmiş hem de şimdiki zamanı anlattığını fark edemedim. Bu noktada yazar benim açımdan başarmış ancak o noktaya yakın yerlerde bence anlatım bozukluğu yapmış. Birincisi eğer bu şekilde ters köşe edilecekse kesinlikle üçüncü ağızdan anlatım yapılmalıydı. Çünkü Theo olay yerinde kendi iç zihnindekilerle beraber sanki yaptıklarından haberdar değilmiş gibi bahsetti hep. Bu da bir yerde zorlama oldu fikrimce. Çünkü her ne kadar amaç okuru şaşırtmak olsa da bence karakterin iç dünyasını bu şekilde kandırmak ve saklamak anlatım bozukluğundan başka bir şey değil. Ha öyle olmasaydı tahmin edilirdi evet ama dediğim gibi bunu üçüncü ağızdan yapsaydı daha iyi olurdu. Ayrıca sonu da tatmin etmedi. Theo'nun eşine ne oldu mesela? Herkes bir şeyler yaşarken o sadece televizyon karşısında cips yiyip kola içmeye devam mı etti ne yaptı? Keşke yazar ona da uygun bir son hazırlasaydı. (Çünkü aldatmak hayatta alttan alabileceğim, anlayış karşılayabileceğim bir şey değil. Tabii bu paragraf benim hayat anlayışıma bağlı bir paragraf oldu. Yani kitabın puanını tam anlamıyla etkilemedi.) Diğer karakterlerin de nedense daha fazla rolü olduğunu düşündüm ama öyle olmadı. Aslında kitaptaki ters köşe nedense hoşuma gitmedi. Ayrıca Alicia o hastanede 6 yıl durmuyor muydu? Theo 6 yıl boyunca neredeydi? Sonlarda Theo, Kathy'e (galiba yanlış yazdım) cinayeti anlatırken birkaç yıl önce diye bahsetmişti. Ama birkaç yıl
1000Kitap
Sessiz HastaAlex Michaelides · Domingo Yayınevi · 202312,7bin okunma