Saçların uzundu, omuzlarına akardı
Gönlümüz şenlenirdi sarışınlığından
Onlar mı kestiler, sen mi kısalttın
Gülerdin, içimize aylar doğardı
Görünmez dağların arkasından
Eski gülümsemeni beyhude aradım
O sabah mı çıkmıştın bir gün önce mi
Çok değişmişsin birden tanıyamadım.
Bir çay içer misin, yoksa kahve mi
Kibritim yok, demek cigaraya başladın
Ellerin de titriyor, bir şeyin mi var
Böyle bir kız değildin sen eskiden
Sana ne yaptılar, sana ne yaptılar?
Kirpiklerin ıslanıyor durup dururken
O sabah mı çıkmıştın, bir gün önce mi
Çok değişmişsin birden tanıyamadım.
Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,
Yaralanmış temiz alnından, uzanmış yatıyor;
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Descartes "Düşünüyorum, oyleyse varim" diye yazdi. "Yalnız" sözcüğünü de kullanabilirdi: "Düşünüyorum , öyleyse yalnızım". Şöyle de yazabilirdi: "Yalnızım, öyleyse düsunüyorum".
Yalnızken düşünür, tasarlarız. Bunu yapmak başkalarıyla beraberken gürültü nedeniyle çok zor olur.
Birkaç kişi olduğumuzda kendimizi konuşmak zorunda hissederiz, konuşurken de her zaman düşünemeyiz ve kimi zaman başkalarının hoşuna gitmek için ağzımızdan onların duymak isteyeceği sözler çıkar.
Yalnızken kendimi özgür hissediyorum, canımın istedigi seyi düsünebilirim, kendi düsüncelerime sığınıyorum, "kafası baska yerde" denilenlerden oluyorum. Kafamın başka yerde olmasina bayılıyorum, düsüncelerimin arasindaki yollara sapmayı, zihnimdeki çılgınlıkları özgür birakmayi çok seviyorum.
Tuhaf, uygunsuz, kimi zaman utanç verici düsüncelerimin olması hoşuma gidiyor.
Yasak düşünce yoktur. Ben özgür bir düşünür olmak istiyorum.
Bizim büyük düşünürlerimiz düşünce özgürlüğünü her zaman savundular.
Montaigne, Descartes, Voltaire ve Florent Pagny hep buna inandılar.
“Kimse beni umursamıyor…” Belki de gerçekten öyle. Ama işte tam da bu yüzden özgürsün. Başkalarının bakışlarına, ilgisine ya da yargılarına ihtiyacın yok. Çünkü bu hayat senin ve hikâyenin başkahramanı sensin.
Başkalarının seni fark etmesini bekleme. Beklentiler zincirdir, seni bağlar. Kimsenin seni üzmesine, enerjini tüketmesine izin verme. Kalbinin ritmini başkalarının ellerine teslim etme. Gerçek güç, yalnızken bile kendi ışığını yakabilmekte saklıdır.
Bazıları umursanmayı bekler, bazıları ise umursanmamanın gücünü keşfeder. Hayat, nasıl baktığınla şekillenir. O yüzden kendi gözlerinden ışığı eksik etme. Ve unutma, bazen en büyük özgürlük, kimsenin seni umursamamasıdır. Çünkü o zaman, gerçekten sadece kendin için yaşayabilirsin.
Zaman, yalnızca hayatı değil, dili de aşındırır. Bir zamanlar kelimeler zarafetle süzülürken, şimdi aceleyle yuvarlanıyor. Eskiden insanlar, konuşmalarında bir sanat icra ederdi; şimdi ise kelimeler, anlamlarını yitiren yankılar gibi savruluyor.