“Her şeyin iyi gittiğini nerden çıkarıyorsun?” dedi.
“Herif rüzgârı kendinden menkul uçurtmanın teki. Ara sıra telleri takılır gibi kadına geliyor gece yarısı.”
“Fakat müzeyyen, bu derin bir tutku, “ dedim. Tırsmaya başlamıştım. Haklı olabilirdi.
“Evet, biraz sapık ve tek taraflı bir tutku, “ dedi, arkasını dönüp gitti.
Korku duymuyordum. Sadece olacakları bekliyordum. Nihayet dibe varmıştım, bayalığın son noktasına. Artık sırada çarpıp parçalanma vardı, yarı bilinçli sürüklendiğim sona yaklaşmıştım.
Takıntılı, tek bir düşünceye saplanıp kalmış insanlar beni hayatım boyunca etkilemişti çünkü kendilerini sınırlayan bu insanlar sonsuza daha da yaklaşırlar. Özellikle de böyle dünyaya aykırı olanlar, özel malzemelerle kendinlerine karınca gibi tuhaf ve bir defaya özgü küçük bir dünya inşa ederler.