didopella ‍️

didopella ‍️
@didopella
Puan vermedi·168 syf.··
2020 8. kitabı
Yazarın okuduğum ikinci kitabı. Şahsen ben Tarihi Hoscakal Lokantasi'dan ziyade bu kitabı daha çok beğendim. Bunun sebebi daha akılda kalıcı bir kitap olması. Önceki kitabımdan aklimda kalan tek bir öykü bile yok. Ancak bu kitabından birkaç hikayeyi uzun bir süre boyunca hatırlayacağıma eminim. Öykülerinde her iki kitapta da rastladigim ortak sorun, öyküdeki kişiyi hayal ederken basta kadın sandığın erkek çıkıyor, genc sandığın yaşlı çıkıyor gibi. Kitaplarının sevdiğim özelliği ise, karakterlerin hep çevremizdeki insanlar olması. Bu sayede okurken tanıdığınız kişilerle bağdaştırabiliyorsunuz.
Göçüp Gidenler KoleksiyoncusuŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202413,3bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·360 syf.··
2020 7. kitabı
Başta Atticus Finch olmak üzere tüm avukatların gecikmeli de olsa avukatlar günü kutlu olsun. :) Vicdanlı bir avukat olan Atticus Finch, bir zencinin iftiraya maruz kalarak suçlu bulunduğu ırza geçme davasında mahkeme tarafından avukatı olarak tayin edilir. Tabii bir zenciyi savunduğu için bütün kasaba Atticus'a cephe alır. Atticus ise elinden gelenin en iyisini yaparak hepimiz gibi bir insan olan o siyahiyi savunur. Kitap boyunca Atticus'un çocukları olan Scout ve Jem'in gözünden eşitlik,adalet,özgürlük,ayrımcılık gibi konuların nasıl ele alındığına , küçücük çocukların koskoca jüri üyelerinden daha hakkaniyetli olduklarına şahit olacaksınız. Kitap çok etkileyici olmakla birlikte daha çok betimleme,durum analizi içerdiği için şahsen ben sindire sindire okudum. Ancak başta tüm dostlarım olmak üzere özellikle hukukçulara tavsiye edeceğim bir kitap oldu kendisi.
Hukuk
Bülbülü ÖldürmekHarper Lee · Epsilon Yayınevi · 202088,8bin okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2020 6. kitabı
Alışılmışın dışına çıktığınız, farklılaşmaya başladığınızda kendinizi bir hamam böceği gibi hissedersiniz: ucube ve kimsenin tahammül edemediği şey. Gerçekte de öyle değil midir? Hamam böceği seven bir kişi bile görmedim. Kafka nın bu duygu durumunu hamam böceği metaforu üzerinden anlatması da bu yüzden. Kitabı okurken tahammülsüzlüğe tahammül edemeyecek ve kendinizi bir hamam böceği olarak o odada göreceksiniz. Belki de o oda size tanıdık gelecek çünkü hayatınız boyunca herkesten ayrılınca itildiğiniz yerdir orası. Keyifli okumalar :)
DönüşümFranz Kafka · Koridor Yayıncılık · 2016268,2bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2019 10. kitabı
Satranç... Giriş cümlesi bile kuramadığım acayip bir kitap. Bu kitabı tek başıma okumadığım için çok şanslıyım. Arkadaşlarımla kitap üzerinde tartışırken ortaya çıkan fikirleri anlatmaya çalışacağım. Kitap Mirko adında köylü, hiçbir şeyi beceremeyen bir çocuğun hikayesini anlatarak başlıyor. Bu çocuğun satrançla tanışma ve yükseliş hikayesi. Öyle ki, okurken "hayat herkesin yeteneğini önüne getiriyor aslında" demiştim. Kitabın konusunun Mirko üzerinden döneceğini düşünüp bir parça da üzülmüştüm. İşte o sırada yan karakter sandığımız asıl karakter girdi devreye: Doktor B. Doktor B. tutulduğu yerin koşullarınca tam bir hiçliğin ortasında. Ve bu hiçlik duygusunu tesadüfen askerlerden çaldığı satranç kitabı ile yeniyor. İşte onu hayatta tutan o kitap oluyor. Çoğumuz hiçliğin ortasında hissederiz kendimizi ve tutunacak bir dal ararız. Bu bazen bir insan olur ,bazen bir hobi, bazen bir eşya... Sonuç olarak insanoğlu hep bir şeye bağlanmak ister. Eğer hiçbir şeye bağlı olmadığını düşünürse koca bir boşluk kaplar onu. Doktor B. nin satranca yıllar sonra dönmesi Mirko ile karşılaşması sayesinde oluyor. Burada dikkat çeken bazı noktalar var. Doktor B. de Mirko da hırslı insanlar. Ancak yaradılış olarak farklı huylarda iki insan. Doktor B. daha naif Mirko ise kaba saba, çekilmez bir tip. Yazar bu iki karakteri karşılaştırmamızı isterken ortak noktalarını da farketmemizi istiyor. Kitabın sonlarına doğru Mirko'nun Doktor B. nin zaafını çözüp onu nasıl vurduğunu göreceksiniz. Buradaki mesaj çok net. Ek olarak,kitabın sonunda göreceğiniz Doktor B. de , Stefan Zweig'ı aklınıza getirmenizi isterim. Öyle bir gidişi var ki dünya da oyunlarınız da sizin olsun der gibi. Ve bu kitabın Zweig'ın son yazdığı kitap olması da Doktor B.nin kendisi olduğu iddialarını güçlendiriyor. Satranç,bana
SatrançStefan Zweig · Zeplin Kitap · 2017279,7bin okunma
Puan vermedi·232 syf.··
2019 13. kitabı
"Bir şeyleri beklemekle geçiyor ömrümüz..." Tatar çölünü okurken aklımdan sık sık geçen cümle buydu. Kitap, okuyanı öyle bir içine alıyor ki, siz de bir süre sonra kendinizi Drago olarak görüyorsunuz. Neden mi? Söyleyeyim. Drago adındaki genç subay sadece 2 yıllığına Bastiani Kalesi'ne tayin edilmişti. Ama süreç umduğu gibi işlemedi. Kalenin, ona gelen herkesi içine alan ve bağımlılık yapan bir yanı vardı:monotonluk. Hatta öyle ki kitabı okurken kendinizi kalenin duvarlarının arasına sıkışmış, sadece çöle bakarken görüyorsunuz. Benim için okuması çok zordu bu yüzden. Aslında yazarın vermeye çalıştığı duygu da tam olarak buydu. Sorgulatmak. Evet,yazar sizden bunu istiyor aslında. Drago'nun bir şeyler yapmasını bekleyerek devam ediyorsunuz sayfalarda ancak kendinizin de sürekli bir beklentiyle ömrünüzü çürüttüğünüzü görüyorsunuz. Drago'da böyle yapıyor.Öyle ki geçen yılların farkına varamıyor. Bir süre sonra eski yaşantısına dönmeye çalışıyor ama ne bekleyenlerine karşı aynı duyguları besliyor ne de yuvasına ait hissediyor kendini. İşte kahramanımızın bekleyiş hikayesi de böylelikle sürüyor. Kitabı anneme anlattığımda ondan şu tepkiyi aldım "Ne yapsan yap kaderden kaçamazsın." Annem kitabı okumamasına rağmen bu kitabı inceleyen çoğu kişiyle aynı yorumu yapmıştı. Ama olay da şuydu: kader bizim elimizde. Hepimiz seçimlerimizi yaşıyoruz ve sonuçlarının da esiriyiz. Hayatınızın kıymetini anlamak istiyorsanız bu kitabı okuyun derim. Kendinizi odada boş boş dalıp sorgularken bulacaksınız :) Not: Drago'nun ben olduğuma yemin edebilirim ama size kanıtlayamam. :)
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,9bin okunma