Satranç

Stefan Zweig
Çevirmen:
Esen Tezel
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

7/10
·83 syf.··
Beğendi
·
2021 78. kitabı
Kitap Zweig’ın anlatmak istediği düşünceyi vermesine rağmen çok fazla anlatım bozukluğu, yazım kuralı ve imla hatasıyla doluydu. Çeviriden bahsetmek isterim. Alelade çevrilmiş gibiydi. Maalesef diğer iş bankası yayınlarından basılan Zweig kitaplarının tadını burada bulamadım.
Edebiyat
SatrançStefan Zweig · Zeplin Kitap · 2017279,3bin okunma
Satranç
Puan vermedi
Stefan Zweig’in Satranç adlı eseri, insan aklının dayanma gücünü anlatan sarsıcı bir hikâye. Yazar, Nazi baskısı altında hapsedilen Dr. B.’nin satranç aracılığıyla hayatta kalma mücadelesini işlerken, aslında insanın akıl sağlığını koruma savaşını gözler önüne seriyor. Satranç burada sadece bir oyun değil; özgürlüğün, yalnızlığın ve deliliğin sınırında bir sembol haline geliyor. Beni en çok etkileyen nokta, Dr. B.’nin satrancı hem kurtuluş hem de yıkım aracı olarak yaşaması. Zihnini diri tutmak için oyuna sarılırken, sonunda kendi iç dünyasında tutsak hale geliyor. Zweig, bu çelişkiyle insanın ne kadar kırılgan ama aynı zamanda ne kadar dirençli olabileceğini gösteriyor. Eser kısa olmasına rağmen yoğun bir psikolojik derinliğe sahip. Zweig’in sade dili, insan ruhunun karmaşasını ustaca yansıtıyor. Satranç, bana düşünmenin bazen özgürlük, bazen de bir hapishane olabileceğini hatırlattı.
Felsefe-Düşünce
SatrançStefan Zweig · Zeplin Kitap · 2017279,3bin okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2019 11. kitabı
kitabı okumadan bir kaç saat evvelinde arkadaşlarla engellerin getirebilecek farklı deneyimlerini de görmeliyiz ve Beethoven’in tamamen sağır olarak 9. senfonisini bu dönemde bestelediğini 7 Mayıs 1824’te bestesinin ilk seslendirişini duyamadığı halde orkestrayı yönetmiş ve alkışları duyamasa da ayağa kalkmış insanların el çırpmalarını, şapka sallamalarını derin bir sessizliğin içerisinden izleyebilmiştir.. dememizin üzerine bilgi ile ) ( bu kadar kronolojik konuşmadık havalı durmasın inceleme yazarken ayrıca baktım bilginize :)) ) Kitapta geçen bu paragraf özellikle dikkatimi çeken bir bölüm oldu; 'Tıpkı deneyimli bir müzisyenin bütün sesleri ve bunların birlikteliğini duyabilmesi için sadece notalara bakması yeterli olması gibi ben de satranç tahtasını taşları ile birlikte iç dünyama yansıtmıştım.' diyordu. dahası.. Hislerin yansıtılma tarzı psikolojik olarak üzerimize sinen bir etki ile aktarılması kendimizi kitabın içinde bulmamıza sebep olurken ; Baş rollere vermiş olduğu karakterler (temsili semboller) yaşadığı dönemin faşist yapısında oluşan tiplemelerle; onların yaraladığı ruhun çekmiş olduğu sancıların sesini kulağımıza sindirdi. -yatak örtüsünden satranç tahtası -ekmek kırıntısı'ndan satranç taşları çaresizlik icat oluşturmasında ne yapsın.. Son olarak kitapta hoşuma giden bir ifade ile sonlandırıp sorayım ' hiçliğin kölesi olmak.. ' -hiç bir şey olmadan her şey olduğunu zanneden; Dünya Satranç şampiyonu Czentovic mi ? yoksa -herşeyleşerek hiçleşen Dr. B. misin?
SatrançStefan Zweig · Zeplin Kitap · 2017279,3bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2019 10. kitabı
Satranç... Giriş cümlesi bile kuramadığım acayip bir kitap. Bu kitabı tek başıma okumadığım için çok şanslıyım. Arkadaşlarımla kitap üzerinde tartışırken ortaya çıkan fikirleri anlatmaya çalışacağım. Kitap Mirko adında köylü, hiçbir şeyi beceremeyen bir çocuğun hikayesini anlatarak başlıyor. Bu çocuğun satrançla tanışma ve yükseliş hikayesi. Öyle ki, okurken "hayat herkesin yeteneğini önüne getiriyor aslında" demiştim. Kitabın konusunun Mirko üzerinden döneceğini düşünüp bir parça da üzülmüştüm. İşte o sırada yan karakter sandığımız asıl karakter girdi devreye: Doktor B. Doktor B. tutulduğu yerin koşullarınca tam bir hiçliğin ortasında. Ve bu hiçlik duygusunu tesadüfen askerlerden çaldığı satranç kitabı ile yeniyor. İşte onu hayatta tutan o kitap oluyor. Çoğumuz hiçliğin ortasında hissederiz kendimizi ve tutunacak bir dal ararız. Bu bazen bir insan olur ,bazen bir hobi, bazen bir eşya... Sonuç olarak insanoğlu hep bir şeye bağlanmak ister. Eğer hiçbir şeye bağlı olmadığını düşünürse koca bir boşluk kaplar onu. Doktor B. nin satranca yıllar sonra dönmesi Mirko ile karşılaşması sayesinde oluyor. Burada dikkat çeken bazı noktalar var. Doktor B. de Mirko da hırslı insanlar. Ancak yaradılış olarak farklı huylarda iki insan. Doktor B. daha naif Mirko ise kaba saba, çekilmez bir tip. Yazar bu iki karakteri karşılaştırmamızı isterken ortak noktalarını da farketmemizi istiyor. Kitabın sonlarına doğru Mirko'nun Doktor B. nin zaafını çözüp onu nasıl vurduğunu göreceksiniz. Buradaki mesaj çok net. Ek olarak,kitabın sonunda göreceğiniz Doktor B. de , Stefan Zweig'ı aklınıza getirmenizi isterim. Öyle bir gidişi var ki dünya da oyunlarınız da sizin olsun der gibi. Ve bu kitabın Zweig'ın son yazdığı kitap olması da Doktor B.nin kendisi olduğu iddialarını güçlendiriyor. Satranç,bana
SatrançStefan Zweig · Zeplin Kitap · 2017279,3bin okunma
Delilik
10/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2025 5. kitabı
Hiçlik nedir? Hiçlik insanın içerisinde daima varolan ama insan olarak yaşamayı tercih ettiği için yüzleşemediği bir oda mı? Hiçbir şey olmadan biz neyiz? Hiçlik aslında insanın hayattaki sorgusunun başladığı en korkutucu andır benin için... Ya deli olmayı seçeriz ya da varolmayı...
1000Kitap
SatrançStefan Zweig · Zeplin Kitap · 2017279,3bin okunma
Ego mu? Bilmişlik mi? Güç sarhoşluğu mu?
8/10
·80 syf.··
2026 21. kitabı
Ego korkunç bir şey. Özellikle kontrolsüz ego. Kitap inanılmaz akıcı ve ters köşe yapan bir kitap. Kısa olması çok daha iyi kılmış hikayeyi. Bazı karakterleri üstün körü geçmesi beni çok mutlu etti. Son dönemlerde ki Rus edebiyatı okumalarım, kaldırımda yürüyen gereksiz biri için bile iki sayfa okumama neden olunca bu kitap ilaç gibi geldi
SatrançStefan Zweig · Zeplin Kitap · 2017279,3bin okunma
10/10
·
Beğendi
Nasıl anlatmalıyım? Okumayı duru bir su kenarında, tahta bir masanın başında yazarlarla buluşmaya benzetirim derim ya hep; işte Stefan Sweig o masanın başına geldi, tuttu omuzlarımdan beni sarstıkça sarstı, sarstıkça sarstı. Bir heyecan, bir sabırsızlanma; kitabın sonuna yaklaştıkça içim içime sığmadı. Acaba neler olacaktı? İyi ki dedim yalnızca 85 sayfa. Ya 500 sayfa olsaydı? Olay örgüsünün verdiği heyecan bir yana, beni asıl evrenine çeken şey Dr. B. Ve Nazi döneminde yaşadıkları. Kaba, kültürsüz, yalnızca paraya önem veren Satranç ustası Czentoviç’e hiç mi hiç değinmeye niyetim yok. Karakterlerin simgeledikleri şeylere, Nazi rejiminin temellerine, yazılanların yazarın hayatı ile ilişkisine girmeye de niyetim yok. Avukat Dr. B nazi rejimi tarafından tutuklanır ve sorgulanmak üzere aylarca alıkoyulur. Diğer tutuklular gibi nazi kampına gönderilmez fakat kendisininde deyimiyle, kendini daha büyük bir işkence bekler: hiçliğe mahkum edilmek. Kalemin, kağıdın, kitabın, yatağı dışında hiçbir şeyin olmadığı bir otel odasında düşünceleri ile baş başa bırakılır Dr. B. İşte şimdi düşüncelerinin hapishanesindedir ve belki de işkencelerin en ağırı sayılabilecek psikolojik şiddet başlar onun için. Düşüncelerinizin içine hapsolmak esaretlerin en büyüğüdür, özgür gökyüzünün altında alabildiğine koşabilseniz bile. Hele yazamamak, hele suskunluğun esiri olmak… Kimisi bunu kalabalığın içinde yaşar, kimisi bir hapishanede, kimisi bir ilişkinin içinde. Dr. B.ninki dışardan gayet iyi görünen bir otel odasında olmuştu. Hatta muhtemelen nazi kampından birileri onu görse; haline şükret bak biz neler çekiyoruz derdi. İşte tam da bu noktada çok farklı bir bakış açısı getiriyor olaya Dr. B. Esaretin belki en çetinini; dokunamadığımız, söküp atamadığımız, elimizle alıp görmeyeceğimiz başka
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,3bin okunma
Satran(k)
6/10
·83 syf.··
2026 2. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2026 15:56
Kitap, anlatıcının dünyaca ünlü bir satranç şampiyonunun hikayesini anlatması ile başlıyor. “Yolcu gemisinde satranç şampiyonu Mirko Czentovic var!” Aslında olay örgüsünün bu karakter üzerine kurgulanacağı düşünülse de asıl kurgu, Czentovic’e karşı satranç oynayan yarım düzine adama dahil olup, inanılmaz taktikler vererek beraberlik duygusunu tattıran Dr. B ile şekilleniyor. Bu beraberliği kendine yediremeyen Czentovic aniden çıkan bu Bey’e bir rövanş teklif ediyor. Hikayenin bundan sonraki kısmında anlatıcının Dr. B’ yi ikna çabaları sonucunda Dr. B hikayesini anlatmaya koyuluyor. Açıkçası kitapta basit bir anlatım var ve pek ilgi çekici değil ama bir solukta okunabilecek 62 sayfalık(bendeki basım 62 sayfa) bir kitap için yeterli sayılabilecek bir olay örgüsü mevcut. Kitap üzerine anlatılacak pek bir şey yok ama kitapta geçen “Ben satrancı sadece oynuyordum.” Cümlesine benzer bir cümle kurup “Ben kitabı sadece okudum.” dememek adına kitaptan birkaç alıntı çıkardım ve en azından karakterin bu cümleler üzerine ne düşündüğünü kendi açımdan sizlere aktaracağım. Dr. B, bu cümleleri bir hücrede tutuklu (tam anlamıyla hücre sayılamaz) kaldığı süreci anlatırken kullanıyor. Not: tam olarak hücre sayılmaz çünkü psikolojik bir etki yaratmak adına Dr. B diğer tutuklular gibi bir hücreye değilde daha temiz şahsi bir odaya kapatılıyor burada amaç kimseyle ve hiçbir şeyle etkileşim kurmayıp tutukluyu yalnız bırakmak ve bir süre sonra bu “kendi ile baş başa kalma” hâline dayanamayacak boyuta getirip itirafı sağlamak. Dr. B tutukluluk sürecinde devamlı sorguya götürülüyor ve bilinçli olarak sorguya alınmadan önce saatlerce bekletiliyor. Ve bu bekleyişi şöyle ifade ediyor; “Beklemek korkunçtu. Anlamsızca, bir saat, iki saat, üç saat bekletiyorlardı.” Normal bir insan için
1000Kitap
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,3bin okunma
Puan vermedi·83 syf.·
2022 2. kitabı
Kitap bir geminin limandan hareket etmesiyle başlar. Ünlü dünya şampiyonu Mirko Czentovic gemiye binmiştir.Öykünün kahramanı, arkadaşının uyarmasıyla şampiyonu farkeder ve O’nunla tanışmak belki de bir maç yapmak için çeşitli denemelere girişir. Bu denemelerin ortasında iş rayından çıkar. Olayların akışı ana karakter tarafından kontrol edilemez bir biçimde gelişmeye başlar. İki ana karakter etrafında yer alır kurgu: Czentovic ve Dr. B. İyi ile kötünün, siyah ile beyazın karşılaşması. Dünya satranç şampiyonu olan Czentovic, yetim kaldığı için bir papaz tarafından büyütülen, zar zor okumayı öğrenebilen, zekası yetersiz, dünyaya ilgisiz, duygusal açıdan da oldukça sığ biridir. Başka tüm alanlara kapalı olan aklının satrançta inanılmaz derecede başarılı olduğu tesadüfen ortaya çıkar. Ancak kabalığı ve kültürsüzlüğü ile sadece paraya önem verir. Dr. B. ise Avusturya’lı bir avukattır. Nazi yönetimi tarafından, saray ve kiliseden olan müvekkilleri hakkında bilgi edinmek amacıyla tutuklanır. Toplama kamplarına gönderilmez ama başka bir psikolojik işkence yöntemi uygulanır: Hiçlik duygusu ile benliğini yok etmek. Tek başına, yanına kalem bile verilmeden, insan yüzü görmeden bir otel odasında yaşamak zorunda bırakılır. Bir gün sorgulama için beklerken bir kitap çalar. Bu kitap, bir satranç albümü, yüz elli ustanın oyunundan oluşan bir toplamadır. Dünyaya tutunacak başka bir dalı olmayan Dr. B., bu kitaptaki her oyunu kafasında defalarca oynamaya başlar. Dünyası siyah-beyaz taşlar üzerine kuruludur artık. Ancak, aklını yitirmemek için sarıldığı bu oyun onu deliliğin sınırına getirir.
1000k
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,3bin okunma
Puan vermedi·83 syf.··
2025 38. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2025 23:25
Bu kitabı, LULU Gül ablamın incelemesini okuduktan sonra merakımdan okumaya karar verdim ve gerçekten çok beğendim. Stefan Zweig’in Satranç kitabı, bana hem insanın aklının gücünü hem de yalnızlığın ne kadar zor bir şey olduğunu hissettirdi. Kitapta Dr. B adında bir adamın hikayesi anlatılıyor. O, esaret altında kalmış bir insan ama kendini tamamen kaybetmemek için satranç oynamayı öğreniyor. Sadece bir kitapla kendi kendine satranç oynaması bana çok ilginç geldi. Kitabı okurken bazı yerlerde olaylar yavaş gidiyor ama dili sade olduğu için sıkılmadan okunuyor. Zweig, karakterlerin iç dünyasını çok güzel anlatmış. Dr. B’nin aklıyla hayatta kalmaya çalışması beni gerçekten etkiledi. Satranç oyunu sanki hayatta yaşadığımız mücadeleleri anlatıyor gibiydi. Bence Satranç, kısa ama çok anlamlı bir kitap. Okuduktan sonra insana düşünmeyi öğretiyor. Zaman zaman insanın kendi iç dünyasıyla savaşması gerektiğini hatırlatıyor. Kısacası, Stefan Zweig’in bu kitabı hem duygusal hem de düşündürücü bir eser olmuş. @Turkmnoglu6327 arkadaşımla birlikte okuduk çok beğendik
1000Kitap
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,3bin okunma

Yazar Hakkında

Stefan ZweigYazar · 187 kitap
Stefan Zweig, Avusturyalı yazar ve gazeteciydi. Edebi kariyerinin zirvesinde olduğu 1920'li ve 1930'lu yıllarda, dünyanın en çok çevrilen ve en popüler yazarlarından biriydi. Zweig, Viyana, Avusturya-Macaristan'da büyüdü. Honoré de Balzac, Charles Dickens ve Fyodor Dostoyevski gibi ünlü edebiyatçılar hakkında Üç Büyük Usta (1920) ve belirleyici tarihsel olaylar hakkında Yıldızın Parladığı Anlar (1927) adlı tarihsel incelemeler yazdı. Ayrıca Joseph Fouché (1929), Mary Stuart (1935) ve Marie Antoinette'nin biyografilerini yazdı. Zweig'ın en bilinen kurgu eserleri arasında Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (1922), Amok Koşucusu (1922), Korku (1925), Karışık Duygular (1927), Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat (1927), psikolojik roman Sabırsız Yürek (1939) ve Satranç (1941) yer almaktadır. 1934 yılında Almanya'da Nazi Partisi'nin yükselişi ve Avusturya'da Ständestaat rejiminin kurulmasının bir sonucu olarak Zweig, İngiltere'ye göç etti ve 1940 yılında kısa bir süre New York'a ve daha sonra yerleştiği Brezilya'ya taşındı. Son yıllarında bu ülkeye aşık olduğunu ilan edecek ve Brezilya, Geleceğin Ülkesi adlı kitabında bu ülke hakkında yazacaktı. Yıllar geçtikçe Zweig, Avrupa'nın geleceği konusunda giderek daha fazla hayal kırıklığına uğradı ve umutsuzluğa kapıldı. 23 Şubat 1942'de Petrópolis'teki evlerinde eşi Lotte ile birlikte aşırı dozda barbitürattan ölü bulundu. Eserleri birçok film uyarlamasına temel oldu. Zweig'ın anı kitabı Dünün Dünyası (1942), I. Franz Joseph yönetimindeki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun çöküş yıllarındaki yaşamı betimlemesiyle dikkat çeker ve Habsburg İmparatorluğu hakkındaki en ünlü kitap olarak anılır.