“ Bir şeyi çok istemek iyi değildir. Bazen şans ters dönebilir yoksa . Ayarında istemeyi bilmeli kişi, Tanrı ile ya da tanrılarla iyi geçinmenin yolunu bulmalı “
Barış dediğimiz şey insanların kavuşmak için çırpınıp bir türlü ulaşamadığı, hasretlik çekilen sevgili değil ki. İnsanlar gerçekte barış istemedikleri için barış yoktur.
Yalnızlık yumuşak, ipeksi bir eldir, ama güçlü parmaklarıyla yüreği kavrar ve kedere boğar. Kederin dostu olan yalnızlık aynı zamanda ruhun yücelmesinin de yardımcısıdır.
İnsanın yaşamı ne ana rahminde başlar, ne de mezarda son bulur; âşık ve sezgili ruhlar ay ışığıyla ve yıldızlarla bezenmiş bu gökyüzünü terk etmezler.”
Bir şimşek gibi yaşadın sen. Bir defa çaktın ve söndün. Şimşeği çaktıran göktür. diri Ve gök ebedidir. İşte budur beni teselli eden. Bir başka tesellim daha var: İnsandaki çocuk vicdanı, tohumdaki öz gibidir. Ve o öz olmadan tohum filizlenmez, gelişmez... Yeryüzünde bizi neler beklerse beklesin, insanoğlu doğdukça ve öldükçe, insanoğlu yaşadıkça, hak ve doğruluk denen şey de var olacaktır.
Sana, senin sözlerini tekrarlayarak veda ediyorum: “Merhaba Beyaz Gemi, ben geldim!”