İnsana sunulan “rol” çoğu zaman bir seçim değil, içine doğulan bir uyum mekanizmasıdır. Aile, toplum, kültür ve eğitim bu rolleri fark etmeden şekillendirir; insan ise çoğunlukla uyum sağlayarak ilerler, bazen durur, bazen geri çekilir.
Uyum sağlamayan sistemde görünürlük bir risk haline gelir; dikkat çeken ya bastırılır ya da sistemin dışında bırakılır. Böylece fark edilmeden her şey olup biter.
Akıl tek başına yeterli değildir; çünkü aklın değeri, ancak sistem tarafından onaylandığı ölçüde görünür olur. Bu yüzden mesele sadece düşünmek değil, düşüncenin kabul edileceği zemini bulmaktır.(A.ka)