Bu yaklaşımı benimseyenler, namazların rekat sayısının “o namazı” ifadesinden anlaşılana dahil olduğu gibi namazların vakitlerinin de “o namazı” ifadesinden anlaşılana dahil olduğunu ifade etmektedirler. Bunun için ilave bir tarihsel delil olarak daha önce dikkat çektiğimiz ve namazı beş vakit sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı olarak kılan Rabbinik Yahudilerin uygulaması gösterilmiştir.
"... bir tartışma sırasında 'Sen benim ayarımda mısın?' veya 'Benim seninle konuşmam sana bir lütuftur, sen kimsin ki ben seni muhatap alayım?' gibi kuru iddialarla giyilen kibir elbisesinden daha iğrenç bir elbise de yoktur!
Böylesi bir gururdan ilk helâk olan İblis olmuştur.
Bu hususa dikkat et ve ister aksak, ister uyuz, isterse cüzzamlı olsun, o kişiyi kalbindeki lâ ilâhe illallâh hürmetine hor görme!
Başkaları hakkında hüsnüzan beslemek, seni doğruca olgunluğa götürür.
Fakat sen güzel ahlâkın, Allah'ın senin üzerindeki haklarını ihmal ederek, sadece başkalarıyla iyi ilişkiler kurmak veya insanları âlîcenaplıkla karşılamaktan ibaret olduğunu mu zannediyorsun?
Güzel ahlâk bu değildir!
Allah'ın haklarını dikkate almadıkça, buyruklarını yerine getirip yasaklarından kaçınarak O'nun koyduğu kurallara riayet etmedikçe, güzel ahlâk sahibi denilmeye lâyık biri olamazsın!
Nefsini yasaklardan uzak tutan ve Allah'ın haklarını gözeten kimse, işte odur güzel ahlâk sahibi insan!
Allah'ın seni insanların karalamalarına maruz bırakması, seni Kendisine döndürmek içindir."