Dimitra Papagianni ve Michael A. Morse’nin Neandertaller üzerine yaptığı çalışma, Neandertalleri yeniden değerlendiren önemli bir çalışma. Kitap, Neandertalleri yalnızca biyolojik özellikleriyle değil, teknolojileri, sosyal yaşamları, düşünce biçimleri ve modern insanlarla ilişkileri açısından da ele alarak kapsamlı bir bakış açısı sunmaktadır. Yazarlar, uzun yıllar boyunca bilim dünyasında hâkim olan "ilkel ve başarısız insan türü" anlayışını sorgulamakta ve arkeolojik bulgular ışığında daha dengeli bir Neandertal portresi çizmektedir.
Eserin en dikkat çekici yönü, insan evrimini doğrusal bir ilerleme süreci olarak görmemesidir. yazarlar, modern insanların evrim sahnesindeki tek aktör olmadığını, son 2 milyon yıl boyunca dünyada birçok insan türünün bir arada yaşadığını vurgular. Homo erectus, Denisovalılar, Homo Heidelbergensis ve Homo Floresiensis gibi türlere ilişkin bilgiler, insanlık tarihinin sanıldığından çok daha karmaşık olduğunu göstermektedir. Bu yaklaşım, benim insan evrimine dair geleneksel bakış açımı yeniden gözden geçirmemi sağladı.
Özellikle Homo Heidelbergensis üzerinde durulması; Neandertallerin ve modern insanların ortak atası olarak kabul edilen bu türün incelenmesi, iki insan grubunun nasıl farklı evrimsel yollar izlediğini anlamaya yardımcı olmaktadır. Atapuerca, Schöningen ve Boxgrove gibi önemli arkeolojik alanlardan elde edilen veriler, insan evrimindeki teknolojik ve davranışsal gelişmelerin uzun bir geçmişe sahip olduğunu ortaya koymaktadır.
Kitabın en güçlü argümanlarından biri, Neandertallerin gelişmiş bilişsel yeteneklere sahip oldukları yönündedir. Levallois taş işleme tekniği, karmaşık avcılık stratejileri ve ileriye dönük planlama becerileri, Neandertallerin yalnızca çevrelerine tepki veren canlılar olmadığını göstermektedir.