Sabah oluyordu. Geceyi tiksinerek hatırladım. Fakat bu nefret, Vildan'dan ziyade midemden geliyordu. Şüphesiz mide kainatın merkezidir. Beyinden ziyade o düşünüyor ve bizi idare ediyor. Bütün aşklarının ve nefretlerimin, bütün ihtiraslarımın mideme bağlı olduğuna ekseriya dikkat ettim. Fakat bu türlü fikirler üstünde çok durmam. Şöyle bir şey söyleyip geçiyorum. Buna benzer müşahedeler pek çoktur. Herhalde midemizi manevi bir merkez telakki etmenin ameli faydaları var. Soğuk bir gazoz içerek Vildan Hanım'ı yatışmış bir nefretle hatırlamağa muvaffak oldum: Ne garip hikâye bu!
Şeytan, hastaya ve ölmek üzere bulunan kişiye görünüp onlara din ve dünyaları konusunda eziyet edebilir.
"Kuşkusuz şeytan, Âdemoğluna karşı ölüm anındakinden daha şiddetli halde bulunmaz. Yardımcılarına der ki: Aman dikkat edin! Eğer bugün onu kaçırırsanız bir daha ulaşamazsınız!"
Dikkat toplamak demek, bu anı, bu arada ve şimdiyi tam anlamıyla yaşamak, şu anda bir şey yaparken bir sonrakini görmek düşünmemek demektir.
Yoğunlaşmayı en çok, birbirini seven iki insanın yaşayabileceğini söylemeye gerek
yoktur. Birbirlerine yakın olmayı öğrenmeli ve birçok şekilde, adet olduğu gibi birbirlerinden uzaklaşmamalıdırlar.
Yoğunlaşmayı öğrenmeye çalışmak başta güç gelebilir; kişiye hedefe hiç ulaşamayacakmış gibi görünebilir. Bu da
sabrın ne denli gerekli olduğunun kanıtıdır.
"Şimdiki zaman dikkat dağıtır, gelecekse bir rüyadır ve hayatın anlamını ancak hafıza çözebilir. Güzel konuşmuşum değil mi? Oysa salakça bir yalan söylüyordum. Bunu biliyordum, ama sözlerimin güzelliğine kapılmıştım. Hafıza anlam filan çözemez. Ruh acı çekmeden herhangi bir anlama ulaşmak mümkün değildir."
Nasılki bazı adam, manyetizma vasıtasıyla bir cama dikkat ede ede âlem-i misale karşı hayalinde bir pencere açılır. O âyinede çok garaibi müşahede eder. Halbuki âyinede değil, belki âyineye olan dikkat-i nazar vasıtasıyla âyinenin haricinde hayaline bir pencere açılmış görüyor.