Yayıncılarının kendisinden Atatürk’e dair bir kitap yazmasını istemeleri üzerine #AyşeKulin #AylardanKasımGünlerdenPerşembe kitabını kaleme alıyor.
"Atatürk'ün askeriyim," diyebilmeyi isterdim ama bana ancak Atatürk hakkında yazanlardan biri olmak düştü.
Okuyacaklarınızı, O'nun hakkında yazılmış pek çok kitabı okuyup inceleyerek edindiğim birikimi yüreğimdeki Atatürk sevgisiyle harmanlayarak yazdım. İstedim ki okurlarımı bu kitapta İyi Asker ve Kurucu Devlet Adamı Atatürk'ün değil, çocuk Mustafa'nın, delikanlı Mustafa Kemal'in, dost, aşık, evli, boşanmış ve en sonunda hasta ama her dem yalnız bir adamın iç dünyasına götüreyim. Hatalarım olduysa O, beni kocaman yüreğiyle umarım bağışlar.
Sevgili Okurlarım, sizler de öyle yapın, e mi?” diyerek başlıyor yazmaya Kulin.
Kitabı üç bölüme ayırmış. Birinci bölümde hayalleri olan bir çocuk, ikinci bölümde bu hayalleri gerçekleştirmek için varıyla yokuyla mücadele eden delikanlı ve üçüncü bölümde kaçınılmaz veda vardır.
Çocukluğu, gençliği, aşkları, hataları, başarıları, hüsranları ne varsa bir sinema gibi gözlerinin önünde ölüm döşeğindeyken. Yalnız savaşları anımsamayı sevmiyor. İnanması güç olsa da her daim “Yurtta sulh, cihanda sulh!” diyor, çocuk yaşta yolunu askerlik olarak seçen, gençliğini savaş meydanlarında değişik savaş taktikleriyle harp ederek geçiren Mustafa Kemal. Kurtuluş Savaşını başlatmak üzere yakın arkadaşlarını ikna edip, fırtınalı bir havada Bandırma Vapuruyla Samsun'a yola çıkan da o olduğuna göre savaş karşıtlığını yüksek ateşe ya da bunadığına yoruyor olmalılar.
“Şimdi onlara desem ki, büyük zaferimizin hemen sonrasında, daha tüfeklerimizin dumanı tüterken, ben sadece barışı düşünüyordum, bana inanmazlar.
Oysa her girdiğim savaşta edindiğim intiba şudur: Vatan işgaline karşı savaşılmıyorsa eğer, her