Kadınların hâli ne güzel… Biz her gün 8-9 saat nafaka temin etmek için koştururken; onlar, Allah’ın üzerlerinden kaldırdığı bu yük sayesinde evde saatlerce kitap okuyabiliyorlar. Ama asıl meseleyi kaçırmayın! Bize yüklenen rızık telaşı bir imtihan olduğu gibi, onlara verilen bu rahatlık da ayrı bir imtihan. Dikkatli olunmalı. Abdullah bin Mesud şöyle demiştir: "Güneşin doğup da ömrümden bir gün eksildiği hâlde amelimi artırmadığım hiçbir güne üzülmediğim kadar üzülürüm."
Aziz/e kardeş!
Hazer et, dikkatle bas, batmaktan kork. Bir lokma, bir kelime, bir dane, bir lem’a, bir işarette, bir öpmekte batma. Dünyayı yutan büyük letâiflerini onda batırma. Said Nursi Burada üstad;☝🏻 👉insanın kendini küçük şeylere kaptırarak büyük manevi değerlerini ve latifelerini (duygularını, yeteneklerini) kaybetmemesi gerektiğini öğütler. Dikkatli olunmalı, bir lokma, bir kelime veya bir işaret gibi basit şeylerde boğulmamalı, dünyevi zevklerde kaybolup asıl amacı unutmamalıdır.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Yaz aylarında 11 Altın Kurala Dikkat
Yaz aylarında akciğer sağlığınızı korumayı ihmal etmeyin! Güneşin ve açık havanın tadını çıkarmak için harika bir zaman dilimini altın tepside sunan yaz mevsimi, her ne kadar sıcacık bir etki hissettirse de bu dönemde akciğer sağlığımızı ihmal etmememiz gerekiyor. Kavurucu sıcakların dört bir yanda hissedildiği yaz mevsiminde nem oranının da artmasıyla beraber solunum yolları ve akciğer hastalıkları riskleri gözlemlenebiliyor. Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Özkan Demirhan, yaz mevsiminde akciğer sağlığını korumanın yollarını adım adım aktardı. Özellikle kronik rahatsızlığı olanlar ve ileri yaş grubundakiler için uyarılarda bulunan Demirhan, "Akciğerler en çok yazın susuz kalır, bunu kimse fark etmez" diye konuştu. 01- Doğru Saatlerde Yapılan Yürüyüşler Önemli Sabah erken saatlerde ya da akşam serinliğinde yapılan yürüyüşler, hava kalitesinin daha iyi olması nedeniyle akciğerler için oldukça faydalıdır. Özellikle büyük şehirlerde yaşayanların hava kalitesi uygulamalarını takip etmesi öneriliyor. 02- Tütün Ürünlerine Dikkat! Sigara ve elektronik sigara başta olmak üzere her türlü tütün ürünü, akciğer dokusuna zarar veriyor. Pasif içicilik dahi ciddi risk taşıyor. Yaz aylarında açık alanlarda sigara içiliyor diye daha az zararlı sanılıyor, ama bu yanlış. 03- Günde En Az 2 Litre Su Tüketilmeli Sıcaklık arttıkça vücut daha fazla sıvı kaybeder. Yetersiz su tüketimi, mukusun kalınlaşmasına ve solunum yollarının zorlanmasına yol açar. Vücut ağırlığına göre kilogram başına 30-35 ml su içmek ideal. Örneğin 70 kg biri için 2.1-2.4 litre su anlamına geliyor. 04- Egzersizin Dozunu Kaçırmayın Egzersiz, akciğer kapasitesini artırır. Ancak sıcak havada egzersiz yaparken dikkatli olunmalı. Temiz havada, özellikle sabah saatlerinde yürüyüş, yoga ve yüzme gibi aktiviteler
Hayat ve İnsan
Cüce'nin Ortağı Kim?...
Deve mi, Dev mi? Öncelikle bu konu üzerine ahkâm kesmek haddim mi, değil mi? Ne haddime, diyeceğim geliyor ama bir durun hele. Cesaretimin dayanağı sağlam: İlkokul yıllarımda bu oyunda tam 8 şampiyonluğum, 10 finalim var. İkisini kaybettim, çünkü finalde rakibim çocukluk aşkımdı… centilmenlik yaptım, mutlu olsun istedim. O da gitti, başka sınıfa taşındı zaten. Ama konumuz bu değil. Konumuz, halk arasında büyük bir karmaşaya sebep olan şu meşhur çocuk oyunu: "Deve-Cüce" mi, "Dev-Cüce" mi? Masalların, mitolojilerin, hatta kutsal metinlerin tarihine baktığımızda, "dev" figürüne sıkça rastlarız. Cüceler desen zaten Batı masallarının favorisi. Ama "deve ve cüce" diye bir ikili, kusura bakmayın, edebi ve kültürel külliyatta yok. Deve, kendi başına muteber bir hayvandır. Cüce ise boyuna bakılmadan yüreğiyle yer edinmiş bir karakter. Ama ikisi yan yana gelince... bir tuhaflık seziliyor. Doğrusu "Dev-Cüce" olmalı. Peki biz niye "Deve-Cüce" diyoruz? İki ihtimal var: 1. Fonetik. Oyun hızlandıkça "dev-cüce" söylemek zorlaşıyor. “Deve” kelimesi daha yumuşak geçiyor, dilin oyunu bu. 2. Virgülsüzlük. Çocuklar "dev, cüce" derken virgül koyamıyor. Sonuç: "devcüce", zamanla "devecüce" oluyor. Eh, bu da deveyle cüceyi zoraki kanka yapıyor. Ama işin pedagojik tarafı da var. Düşünün, sınıfta hep bir ağızdan "devcüce, devcüce!" diye bağırılıyor. Bir yerden sonra bu birleşik kelime tuhaf çağrışımlar yapabilir, çocuğun dünyasında anlam kaymasına neden olabilir. Anlayacağınız, dil oyun oynarken bile dikkatli olunmalı. Ezcümle: Belki oyunun adı “Dev-Cüce” idi, ama ağız alışkanlığı onu “Deve-Cüce” yaptı. Dilin doğası böyle işliyor. Ama yine de bir gün Milli Eğitim müfredatına "oyun isimlerinin etimolojik kökenleri" dersi girerse, ben hazırda bekliyorum. 8 şampiyonluk, 2 centilmenlik
Sohbet 5 Gıybetin, etimolojisi kaybolmak. Gıybet ise kayıp olan, orada olmayan kişi hakkında konuşmaktır. İmam Gazali, gıybet hususunda "yüzüne de söylerim" ifadesinin, küfre girebileceğini belirtmiştir. Susan kurtuldu ! Konuşulan kişiyi, konuşan 2 kişi de tanısa gıybet 2 kişinin 1'i tanımasa gıybet değil. Bir kişinin gıybet esnasında diğerini gaza getirmesi, şevkini arttırması dahi gıybetin bir çeşitidir. Günaha sebep olur, ortak olur. İnsan neden gıybet eder? 1)Kin (Gücü yetmediği için kin güder, gıybet eder) 2) Kibir (Kendini büyük, karşısındakini hâkir ve hor görür gıybet eder) 3)Haset (Çekememezlik, kıskanma vb. durumlardan dolayı gıybet eder) Gıybet çok tatlı ve ucuzdur . Bundan mütevellit kolayca artar ve yayılır . Çareler : 1) İnsanın kendi hastasına yoğunlaşıp, başkalarının hatasından uzaklaşması kurtuluş anahtarıdır. 2) Meleklerin her şeyi kayıt altına aldığını unutmamak gerekir. 3) A'dan B'den laf çıkmaz. Konuşulanlar aramızda kalır, dense ve gerçekten de laf çıkmasa bile; Allah bunun hesabını sorar. 4) Arkadan konuşmak yerine, tatlı dille uyarmak en güzelidir. 5) Kötü arkadaş ortamından uzak durulmalı. İyi arkadaş ortamında dahi ihtimamlı olunmalı.

Ebû Sâqî

@Ebu_Saki
·
1k Hasbihal - Veda Yayını
Bu haftaki sohbetimiz: (Sohbet #30) Telegram üzerinden 2 Aralık Pazartesi akşamı 21:00 da başlayacaktır. İstişare sonucunda kanalı kapatma kararı aldık. Lakin Ethem abimiz kanalı tek başına sırtlanabileceğini belirtmesi üzerine son ortak yayınımızı hasbihal ve hellalik üzere yapacaz. Buna binaen katılmak isteyen kardeşlere duyurulur. Şimdiye kadar varsa bir hayr Rabbimizin tevfik ve inayeti, olan kusurlar ise bizim eksikliğimizdendir... Telegram kanal linki: t.me/hasbihal1k Ebû Sâqî Allahın funny bi kulu Selîm Gök[h]an Mert C. Ahmet Mücahit
Din
⇛ OKUR OLMAK ÜZERİNE TEZLER ⇚ Anlatı türünde bir eseri okurken her zaman dikkatli olunmalı. Eserin bütünlüğünü algılamadan ve yazarın kafasına girmeyi başaramadan yapılan her türlü okuma çokça eksiktir kanımca. Dostoyevski’nin hemen hemen bütün eserlerini lise yıllarında hatmetmiştim. O zamanlar benim için epeyce ışıltılıydı bu okumalar. Her sene mutlaka bir Dostoyevski eserine geri dönerim. Bugünlerde de elimde Ezilenler var. İlk elli sayfasını okuduktan sonra lisede beni büyüleyen kitap bu muydu diyerek bir kenara attım romanı. Renksiz olgular, yoksulluk hakkında ahkâm kesmeler, ağlayan karakterler, dakika başı değişen ruh halleri bana oldukça bayağı geldi. Ezilenler’in lise yaşamımda beni neden büyülediği hakkında kendime bir ton soru sordum. Belki de sorun bendeydi, yanlış okuyordum. Tolstoy’un, Gorki’nin, Turgenyev’in; Dostoyevski üzerine söyledikleri, onu eleştirdikleri hakkında birçok bilgiye sahiptim. Acaba onlar haklı mıydı? Dostoyevski çok abartılan bir yazar mıydı? Nabokov’un dediği gibi sınıfta mı bırakılmalıydı Bay Dostoyevski? Tolstoy’da gözlerimi kamaştıran ne varsa diğer bütün Rus yazarlarında dibe çöküyordu. Tolstoy çok yüksekti ve bütün o yüksekliğine rağmen sağladığı ruhani dinginlik, erişilemezdi. O, dünyanın birçok acısına katlandıktan sonra vicdanınızın huzura ereceği, kendinizi kötülülerden arındıracağınız, artık son durağınız olacak ve huzuru bulacağınız bir ermişti. Tolstoy’a yakınlaşabilmek için dünyayı, insanlığı tanımış yaşlı bir ihtiyar kadar sadece doğayı dinleyen, insan ilişkileri bakımından henüz yara almamış, görmediği bir Tanrıya berrak bir sevgi besleyen, toprak kokusuna aşık bir çocuk da olmak gerekir, hatta hem bu engin denizli ihtiyarın hem gözlerini dünya ilişkilerine hiçbir şeyden habersiz açmış çocuğun yüreğine aynı anda sahip
Edebiyat