İsmet Özelin güzel bir tespiti var; “Birisi Türküm diyorsa, nerenden belli diyorum?” Bugün Dünyada saf kan bir ırk olmadığına göre, Türklük şairin dediği gibi bir değerler manzumesidir. Nedir o atfedilen değer ? Nedir Türklüğün nişanı? İstiklal Şairi Akif’in söyledikleri yeterli gelmedi mi? Ya onun değerlerini yaşatmak için İstiklal marşı derneğini kuran yaşayan son büyük Türk şairi İsmet Özelin söyledikleri? Bu bağlamda Türk askeri kimin askeri? Mehmet diye kime derler ? Peygamber ocağı neresidir? “Karanlık kinlerin birbirine saldırttığı çılgın sürülerin savaş çığlığıdır slogan. İlkelin budalanın papağanın ideolojisidir. “ diyor Cemil Meriç. Düşünce ile çığlık bağdaşmaz. Cephede şehit olmaya yemin etmiş asker şov yapmaz. Yeniçeri lağvedilmedi mi?Ordu el değiştirmedi mi? Asakiri Mensurei Muhammediye kurulmadı mı?Ordu yine el değiştirmedi mi? TSK ilk dönem. El değiştirmedi mi? TSK yeni dönem yine El değiştirmeyecek mi? Ordu İslamiyet öncesi, İslami dönem ve seküler dönemde daima Devletin bizzat kendisidir. Silah her zaman güçtür. Devlet de toplum gibi dinamikleri ile yaşar. Her zihniyet kendi düzenini halka rağmen yada halktan desteğini alarak kurmak ister. Ne diktatörya ne de demokrasiler doğru yönetimi bulmaya mahirdir. Toplum dinamik bir yapıdır. Her toplum hakettiğini yaşıyor. Toplum fertleri ortada bir tezat varsa bunu fikir adamlarıyla beraber çözer. Açık ve net iletişim bunun olmazsa olmazıdır. Kıvırmaya gerek yok doğrudan telafuz edelim. Bir taraf biz Mehemmedin ordusunun devamı Mehmetleriz derken bir taraf hayır biz Mustafa Kemal’in askerleriyiz diyor. Mehmetlerde Türk Mustafa’larda. Sen yanmasan ben yanmasam nasıl çıkar bu karanlıklar aydınlığa?
Duygu ve Düşünce
Edward Bernays: Manipülasyon Sanatı !
Sigara Nasıl "Özgür Kadının" Simgesi Oldu? Popüler kültür bugünkü kitle iletişim araçlarına sahip değilken dünya toplumlarının hemen hepsi belli ölçüde muhafazakardı. "Rock’n Roll" müziği ilk çıktığında Amerika’da büyük bir toplumsal muhalefetle karşılaşmış hatta uzun yıllar kilise vaazlarına konu olmuştu. Din adamları gençlerin bu ahlaksız müzikten uzak tutulması için aileleri uyarmak zorunda kalmıştı. Elvis Presley’nin 1956’da "Hound dog" şarkısındaki bugün için çok muhafazakar kabul edilebilecek dansı, televizyon değerlendirme kurulu tarafından toplumsal ahlaka aykırı bulunduğu için yasaklanmak istenmişti. Tıpkı müzik ve dans gibi erkek, kadın ilişkilerine dair pek çok konu da katı sınırlarla çevriliydi dünyada. Bu sınırlardan biri de kadınların sigara içmesiyle ilgiliydi. Mini eteğin 50’li yıllara kadar “kötü kadın” kıyafeti olarak görüldüğü Fransa örneğindeki gibi sigara da kadınlar için girilmesi riskli bir alandı. Erkek egemenliğiyle özdeşleştirildiği için ataerkilliğin bir sembolü olarak görülüyor ve bu nedenle dışarıda sigara içen kadınlara 1920’lerin New York’unda “kötü kadın” olarak bakılıyordu. Bu algı sigara şirketlerinin yeteri kadar kadın müşteri edinemeyişlerinin en önemli nedeniydi. Sektör erkek tüketicilerle yetinmek durumundaydı. Kadın nüfusun da bu zehirden payını alabilmesi için tutucu Amerika’nın toplumsal direncini kırmak gerekiyordu. Bu biraz zaman aldı… Amerikan Tabacco Company şirketi bu konuda tarihi bir adım attı. "Propaganda" kitabının yazarı Edward Bernays’ı kiralayarak ondan kadınların sokaklarda sigara içebilmesini sağlayacak bir çalışma yapmasını istedi. Bernays, ilk iş olarak kadınların sigara içme nedenlerini öğrenmeye çalıştı. Çeşitli psikiyatrik araştırmalar kadınların sigarayı erkeklerle eşit olduklarını ispat etmek
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
●Ahlaklı insanların yaşamı güçleştikçe toplumda ki buhran da artacak. Bunun sonucunda büyük bir sosyal patlama yaşanır. Türkiye'de çalışan, bir yerlere gelmek için gerçekten uğraşıp didinen insanlar var, bu kişilerin hakkını ilelebet yiyemezsin. Bu işlerin kesinlikle halledilmesi lazım; aksi taktirde hakkaniyet ve adalet vadeden çok büyük bir diktatorya gelebilir veya başka türlü çatışmalar ortaya çıkabilir ki huzurumuz kaçar.● ▪︎İLBER ORTAYLI▪︎ ●İNSAN •Kendini GELECEĞİNİ İnşa NASIL KURAR● Etmenin yolları•
1000Kitap
Niyazi Berkes, Birşey sanır herkes
Böyle olur güzel memkeketin Abdurrahman Çelebisi. Köpürtülür de köpürtülür bu bilmez, bilmediğini de bilmez, haddini de bilmez.  Hem solcu olup hem de köylüyü, cahil bırakılmışı, ezilmişi, çaresizi aşağılamaktan çekinmez. Kemalizm ile Sosyalizm karması bir diktatorya arzusu bile, seviyesi için iyi bir göstergedir. Bir taraftan din değil gelenektir geriliğimizin sebebi der, öbür taraftan ölüyü diriyi, din üzerinden tahkir eder, mahkum eder. İslamı da bilmez, gerçekten bilmez. Son Vahiy üzerine cehaleti inanılır, anlatılır değildir. Bu cehaletin, tüm eserlerinde kabak gibi parladığı da basiretten biraz nasiplenenlerin malumudur. Adamsızlıktan buna nasip olan ilk köy monografisi, o gün için bile bir lise öğrencisinin yapabileceği yandan bilimsel tespitlerle doludur. Bebeği ölen köylüler konuyu kadere bağlıyor, insanlar şehirlerde çalışmayı tercih ediyor gibi. Ayrıca at yalanı tarzında, Yampirik (ampirik değil) araştırmayla sosyolojiye sağladığı katkılar yadsınamaz. Vasatın hallicesi bile olmayan çakma aydınımız, o yıllardaki adam yokluğunda bile bir yerde dikişi tutturamamıştır. Solcu sanılıp da haksızlığa uğradığı teraneleri çok sonradır.  "Türkiye bir bilmemne kaybetti" ci sığıntıların dedesi olup, ekmeğinin derdine yurtdışına göçmüştür. Amerika'daki üniversitelere yaptığı başvuruların tamamı reddedilmiştir. O yıllarda Banu Alkan'a kürsü verebilecek bir Kanada üniversitesinde işe İslamolog (bak sen) olarak işe başlar. Türkiye ve Arap ülkelerinde toplumsal sınıflar henüz zayıf olduklarından, Sosyalizme geçişin asker ve aydınların iktidarıyla olabileceğini savunur. Allah var, iyi hatıracıdır. Unutulan Yıllar'daki gibi geyiği, goygoyu iyi yapar. Memleket kriterlerine göre büyük adam olması için bu bile zaten yeter. Aynı goygoycu dil, diğer yokluktan meşhur
Bilim
Gönderi kullanım dışı
Demokrasi Nedir?
En büyük gerçeklik ve gelişmeler, fikirlerin serbest ortaya konması ve fikir alışverişi ile meydana çıkar ve yükselir. Yüzde yüz doğru olduğunu iddia etmeyecek, kendisininkinden başka düşünüşlerde de gerçek olması ihtimâlini hesaplayacak olanların kuracakları rejime demokrasi derler. Çünkü kendi davanızda, karşınızdakinin davası kadar hata ve sevap olacağına inanınca pek tabii olarak tartışmaya razı olursunuz. O zaman bir itiraz karşısında kalınca: Acaba?!..dersiniz. Bu "Acaba?" yok mu, işte demokrasinin en değişmez simgesi budur. Bütün diktatörya rejimleri "Acabasızlar" rejimidirler. Demokrasi, çoğunluğun egemenliği değildir. Zira çoğunluk gönül rızasıyla özgürlüğü tamamen ortadan kaldırıp, azınlığı esarete mahkûm edebilir. Demokrasi silahlar yerine kitapların, şiddet yerine kültürün etkinliğidir. Gerçek demokrasi ancak cehaletin ortadan kaldırılmasıyla olur. Cehalet kaldırılmadıkça toplum yerinde kalıyor demektir; yerinde duran bir şey ise geriye gidiyor demektir. En büyük savaş cehalete karşı olan savaştır. Şimdi insanlığı araştıranlara şunu sormak istiyorum: Temsil ve seçim, tek bir insan grubunun eline verilemeyecek kadar büyük bir güç değil midir?
Düşünce
Temeli Sevgi olmayan bir düşünce, sonunda diktatörya veya paylaşımsız bir hareket doğurur. Derda Yuşa