Böyle olur güzel memkeketin Abdurrahman Çelebisi. Köpürtülür de köpürtülür bu bilmez, bilmediğini de bilmez, haddini de bilmez.
Hem solcu olup hem de köylüyü, cahil bırakılmışı, ezilmişi, çaresizi aşağılamaktan çekinmez. Kemalizm ile Sosyalizm karması bir diktatorya arzusu bile, seviyesi için iyi bir göstergedir.
Bir taraftan din değil gelenektir geriliğimizin sebebi der, öbür taraftan ölüyü diriyi, din üzerinden tahkir eder, mahkum eder. İslamı da bilmez, gerçekten bilmez. Son Vahiy üzerine cehaleti inanılır, anlatılır değildir. Bu cehaletin, tüm eserlerinde kabak gibi parladığı da basiretten biraz nasiplenenlerin malumudur.
Adamsızlıktan buna nasip olan ilk köy monografisi, o gün için bile bir lise öğrencisinin yapabileceği yandan bilimsel tespitlerle doludur. Bebeği ölen köylüler konuyu kadere bağlıyor, insanlar şehirlerde çalışmayı tercih ediyor gibi.
Ayrıca at yalanı tarzında, Yampirik (ampirik değil) araştırmayla sosyolojiye sağladığı katkılar yadsınamaz.
Vasatın hallicesi bile olmayan çakma aydınımız, o yıllardaki adam yokluğunda bile bir yerde dikişi tutturamamıştır. Solcu sanılıp da haksızlığa uğradığı teraneleri çok sonradır.
"Türkiye bir bilmemne kaybetti" ci sığıntıların dedesi olup, ekmeğinin derdine yurtdışına göçmüştür. Amerika'daki üniversitelere yaptığı başvuruların tamamı reddedilmiştir. O yıllarda Banu Alkan'a kürsü verebilecek bir Kanada üniversitesinde işe İslamolog (bak sen) olarak işe başlar.
Türkiye ve Arap ülkelerinde toplumsal sınıflar henüz zayıf olduklarından, Sosyalizme geçişin asker ve aydınların iktidarıyla olabileceğini savunur.
Allah var, iyi hatıracıdır. Unutulan Yıllar'daki gibi geyiği, goygoyu iyi yapar. Memleket kriterlerine göre büyük adam olması için bu bile zaten yeter. Aynı goygoycu dil, diğer yokluktan meşhur