Son 150 yıllık Türk Moskof maceralarını ve Türklüğün çilelerini hatırlatmağa bile lüzum yoktur.
Şimdi bu umumî başlangıçtan sonra, 1919'dan bu yana, Türk Rus münasebetleri ve komünizma ateşinin nasıl Halk Partisi iktidarı tarafından himaye edildiğinin acı hikâyesini ana hatlarıyla gözden geçirelim:
1-1919'dan 1921'e kadar Millî Mücadelenin ilk kuruluş devrinde sıkı bir Türk-Rus dostluğunun propagandası hüküm sürüyordu. Bakü'de bir Şark Milletleri Kurtuluş Kongresi toplandı. Buna bizden de murahhaslar gitti. Bu murahhasların yarısı Binbaşı Arif Beyin başkanlığındaki Türk hükümetinin adamlarıydı. Fakat diğer yarısı da Suphi Yoldaş'ın azgın komünistlerinden mürekkepti. Suphi Yoldaş'ın bu kongrede okuduğu raporda, Türkiye'de komünizma hareketinin bütün safhaları anlatılıyor ve "Halk İştirakiyun Fırkası"nın Anadolu'da nasıl inkişaf ettiği tafsil olunuyordu.
2- Almanya'da kurulan ilk Türk Emekçi ve İşçi Partisi İstanbul'a gelmiş ve Beşiktaş'ta bir ressamın (eski Güzel Sanatlar Akademisi Müdürü meşhur ressam Namık İsmail) evinde gizli komünistlere yemin ettirmekle işe başlamıştı. Türkiye'nin Stalin'i diye andıkları doktor Şefik Hüsnü, işte bu evde yemin ettirilerek Partiye girmiştir.
3- Ankara'daki "Halk İştirakiyun Partisi"ne, o devrin Meclis ve Devlet Reisi, bir takım emniyet ettiği adamları koyduğu halde, bu Parti neşrettiği 1 No'lu beyannamede, Sultanlara olduğu kadar "kuvvayı miliye"cilere de hücum etmek lüzumunu duymuştu.
4- Suphi Yoldaşın raporunda aynen şöyle bir cümle vardır: "Erzurumda Albayrak, İstanbulda Kurtuluş jurnalı, idealimizi yaymaktadırlar."
Milli Mücadele hükümetinin müsamahasiyle kurulan bu teşkilât, bir zaman geldi ki, ya büsbütün Anadolu'yu kızıl diktatorya altına almak yahut da Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetini arkasından vurmak
Sayfa 26 - TÜRKİYE’DE KOMÜNİZMA, Büyük Doğu Dergisi - 1 Nisan 1949, Sayı: 4; 21 Nisan 1971, Sayı: 16