Puan vermedi·%46 (76/164 syf.)··
9 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 17:57
İngilizce dil bilgisi esaslarını ve kurallarını, en düşük seviyeden başlamak üzere, örneklerle desteklenerek orta seviyeye kadar, karışık ayrıntılara girmeden açık ve anlaşılır şekilde öğreten konu anlatımlı test kitabı, öğrenen kişiyi sıkmadan, yeterli ve gerekli anlatımlarla ve bol örneklerle vermeye çalışan, derslere ve sınavlara hazırlık anlamında güzel bir yardımcı kitaptır.
Anlaşılır İngilizce 1Mehmet Alper Karasu · Kutlu Yayınevi · 20161 okunma
“Öğretmenim Sen Yaz Urfa Okusun” Hakkında
7/10
·142 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
Öğretmenim Sen Yaz Urfa Okusun, öğretmenlerin kaleminden doğan şiirleri bir araya getirerek eğitimin yalnızca sınıf ortamıyla sınırlı olmadığını, sanatla ve edebiyatla da beslendiğini gösteren anlamlı bir seçkidir. Şanlıurfa’da yürütülen kültürel bir proje kapsamında hazırlanan eser, farklı duygu dünyalarına sahip şairlerin ortak bir kitapta buluşmasını sağlayarak zengin bir edebî atmosfer oluşturur. Kitabın dikkat çeken yönlerinden biri de Şair Ramazan Çetiner’in “Şiirler Aşkına” adlı şiirine yer vermesidir. Bu şiir, şiirin yalnızca estetik bir ifade biçimi değil, aynı zamanda insanın iç dünyasını anlamlandıran güçlü bir araç olduğunu hissettiren bir bakış açısı sunar. Eserdeki bu yaklaşım, kitabın genel ruhuyla uyum içinde ilerleyerek okuru düşünmeye ve duygularıyla bağ kurmaya davet eder. Dil bakımından sade ve samimi bir üsluba sahip olan kitap, farklı yaş gruplarından okurların kolaylıkla takip edebileceği bir yapıya sahiptir. Aynı zamanda öğretmenlerin sanatsal üretimlerini görünür kılması bakımından da önemli bir kültürel değer taşır. Şiirlerin ortak paydasında; memleket sevgisi, insan, umut, eğitim ve hayatın içinden izler öne çıkar. Sonuç olarak Öğretmenim Sen Yaz Urfa Okusun, yalnızca bir şiir antolojisi değil; kalemle eğitimin, duyguyla düşüncenin buluştuğu anlamlı bir kültür çalışmasıdır. İçinde yer alan “Şiirler Aşkına” gibi eserlerle okura şiirin dönüştürücü gücünü yeniden hatırlatan kitap, yerel edebiyatın gelişimine katkı sağlayan ve okunmayı hak eden değerli bir çalışmadır.
Öğretmenim Sen Yaz Urfa OkusunKolektif · Elif Matbaası · 20231 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Yetersizlik
1/10
·240 syf.··
2026 15. kitabı
Böyle bir kitabı keşke kitabın önsözünü yazan Nazan Bekiroğlu yazsaydı. Yazar kesinlikle konunun ağırlığı altında kalmıştır. Üslup çok zayıf. Basma kalıp ifadelerle konusu ilahi aşk olan kahramanı Hz. Mevlana ve Şems-i Tebrizi olan bir kitap gerçek manada başarı elde edemez. Konusu ve kahramanları sayesinde bir popülerlik elde etmiştir. Ancak bu kitabı bu kadar sattıracak edebi dil zevkimiz bu derece düşük olmasaydı keşke. Benim gözümde bu kitap Mevlana pide, Mevlana şekeri, Mevlana kitabı... vb. bişey maalesef.
Aşkın GözyaşlarıSinan Yağmur · Karatay Akademi · 201021,3bin okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2026 288. kitabı
Cemal Süreya, Üvercinka adlı bu çığır açıcı ilk şiir kitabında, Türk şiirinde İkinci Yeni hareketinin kapılarını aralayan, geleneğe meydan okuyan modernist ve erotik bir aşk estetiğini konu alır. Şair; aşkı, cinselliği, yalnızlığı ve gündelik hayatın ironisini kendine has imgeler, çarpıcı dil oyunları ve dilin sınırlarını zorlayan özgün bir söyleyişle işler.
ÜvercinkaCemal Süreya · Yapı Kredi Yayınları · 201821,8bin okunma
Bizden Biri Gibi
9/10
·296 syf.··
2026 10. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 20:49
Gaspodinov'u ilk kez okuyorum. Daha önce Bulgar bir yazar okumamıştım. Hatta Bulgar kültürü ya da Bulgar insanlarına dair de pek bir şey bilmiyormuşum. Bu kitapla beraber bize ne kadar da yakın olduklarını anladım. Çoğu yerde sanki Türk bir yazar ve Türkiye'ye dair şeyler anlatıyor gibi hissettim. Yazarın dilini kavramam 50 60 sayfa kadar bir süre aldı ancak çok sevdim. Yer yer Ahmet Hamdi ya da Oğuz Atay okuyormuşum hissi yarattı bende. Bazı yerlerdeki anlatımını o kadar sevdim ki tüm sayfanın altını çizmek istedim. Kitaba konu olan fikir çok yaratıcıydı. Kendi yaşamımda da geçmişle fazlaca hemhal olduğum bir dönemde denk gelmiş olmak hoşuma gitti. Birçok sorgulama yapmama vesile oldu. Geçmişi daha parlak ve çekici görüyor olmamızla ilgili düşündüm. İnsan o anı yaşarken o kadar parlak bulmaz ama üstünden bi 10 sene geçtikten sonra yaşadıkları göz kamaştırmaya başlar. İnsan zihni kötü anlardan ziyade iyileri hatırlama eğiliminde olduğundan mıdır bu acaba? Zihnimde tüm bu sorgulamalara sebep olduğu için pek bir keyif aldım kitaptan. Gelelim kitapla ilgili hoşuma gitmeyen yegane şeye. Kitabı oluşturan fikir bu kadar iyiyken yazar onu kurgulamada bana eksik geldi. Hele de son 50 sayfada kurgusal açıdan oldukça sıkıldım. Ne bir yere bağlandı ne bir şey oldu. Salt bir bilinçakışı okuyorduk ama akıcı ya da kitabın geneline hizmet eden bir akış değildi bana göre. Kitaba sürükleyicilik bakımından 10 üzerinden 3 veriyorum. Dil ve anlatım olaraksa 9 veriyorum.
Zaman SığınağıGeorgi Gospodinov · Metis Yayıncılık · 01,733 okunma
Çok kötü
2/10
·256 syf.··
2026 3. kitabı
Hiç sevmedim, zerre tavsiye etmiyorum. Ottoman mahlasını kullanan bir yazarın(?) ilk ve tek kitabı Çay Kaşığı. Aylar önce, yeni Türk yazarlar keşfetme heyecanıma yenik düşerek aldığım kitabı bir kaç gün evvel bitirdim. Ve ben bu kitabı hiç sevmedim. Neden ona dair bir yorum yazdığıma gelirsek: Bir kitabı neden sevmediğimi belirtmek zihin açıcı ve gerekli bir eylemdir benim için. Kitap Stephan Brooks adında bir felsefe profesörünün bir sabah daha önce görmediği bir yerde uyanmasıyla başlıyor. Staphan kendisine ait olup olmadığını pek hatırlayamadığı bu evde uyandığında evi darmadağınık buluyor, duvarda tırnak izleri, zihninde bir kadın çığlığı var. Stephan evinin neden dağınık olduğunu, kapısının neden kırık olduğunu hatırlamıyor. Hatta o günün pazar olduğunu bile hatırlamıyor ve üniversiteye ders vermeye gidiyor. Gün ilerledikçe işler daha da karışıyor ve iki farklı mafya daha önce borç olarak verdikleri birer milyon doları Stephan'dan geri istiyor; bir hafta içinde bu parayı ödemezse onu öldüreceklerini söylüyorlar. Stephan bir yandan kim olduklarını bilmediği kadınlarla karşılaşıyor, bir yandan annesinin hastalığı ile uğraşıyor. Her şey belirsiz, sanki bir sanrının ürünü; olaylar gerçekle hayal arasında bir yerde gerçekleşiyor. Stephan kafasının içinde biriyle konuşuyor. Babasına dair kötü anıları depreşiyor. Bir çocuğu olduğunu öğreniyor. Eşini bulmaya çalışıyor vs. Tabi Stephan'ın aklını en çok meşgul eden şeyse "çay kaşığı". Olur olmaz yerde "Acaba burada çay kaşığı var mı?" diye düşünüyor; her şeyi, herkesi çay kaşığına benzetiyor. Buraya kadar çok ilginç bir kitap gibi görünüyor ama öyle değil. Anlatıcı her ne kadar Amerikalı olsa da Türk kültürüne dair olgularla konuşuyor, bu sinir bozucu, hem de çok. Romanın baş kişisini bir türlü kabullenemedim bu
Çay KaşığıOttoman · Hayal Yayınları · 201226 okunma