“Yapay Zekâ Çıktı, Kitap Öldü” Diyor Allah’ın Belaları
Şimdi ona melek ya da şeytan diye bakanların çoğu yapay zekânın yakın zamanda kat ettireceği medeniyet mesafesini anlayamıyormuş ama yakında onlar da anlayacakmış. O değil de, “Yapay zeka var, artık kitap dolaşımdan çıkacak” diyor Allah’ın cezaları. Tüfek icat olduğunda mertlik ölmüştü. O gün bugündür namertlik hükümferma ama bundan ne katillerin ne maktullerin ne müebbetlerin ne işkencecilerin ne de kürek mahkumlarının şikâyeti var. Namertlik öyle tabana yayıldı ki insan öldürme aparatı üretenler dünyanın her yerinde başa tac ediliyor. Haksızlık, hukuksuzluk yani zulüm, hemen her kumaştan her cinsten kendine dilediği elbiseyi dikiyor. Kalleşlikten, namertlikten son şikayetçi olan adam Köroğlu’ydu. Onun da üzerinden şu kadar yüzyıl geçti. Şimdi insanlar, örgütler, devletler, toplumlar göğüslerini döve döve sahip oldukları, olacakları, olmak ya da olmamak istedikleri savaş uçakları, radar sistemleri, füze ve nükleer silahlarla övünüyorlar. Cahiliye, sanayi, teknoloji, bilgi, bilişim, bilim, iletişim çağlarının üzerine ilerleme durdurulamıyor. Hâliyle insanın azgınlığına da fren bulunamıyor. İnsan ölümsüzlük arayışını sürdürürken dünyayı altüst etmeye devam ediyor. Biz daha “adamlar yapmış,” “şeytan bunun neresinde,” “tarihin terakkinin niye gerisinde kaldık” diye iki sülüs besmele, birkaç amme cüzü, üç beş divan şiiri için matbaayı geciktiren ecdadımız ile şah ve padişahlarımıza sitem ederken şu geldiğimiz yere bakın. Perdahsız kerpiç damlardan kaloriferli apartman dairesine taşınmanın ve henüz matbaada bir iki kitap tab etmenin sevincindeyken hangi akılla, ne ara, nasıl geldiysek yapay zekâ algoritmalarının hüküm sürdüğü şu saçma sapan günlere geldik. Söz bitmiş, anlam çökmüş, hikmet ölmüş, hayret uçmuş, cümle dağa kalkmış, düşüncenin cazibesi kalmamış, fikir
Makale|Yazı
Doğu Kafkasya Bildiğimiz gibi, J1-Y3495 dalı, Eneolitik dönemde, yani Kura-Araks kültürünün Doğu Kafkasya'ya yayılmasından önce, Dağıstan'ın merkezinde bir yerde ortaya çıkmıştır (filogenetik ağaç analizine göre). Arkeolojik olarak, daha sonra öne çıkan Ginchi ve gibi yerleşim yerlerinin bulunduğu bölgedeki Neolitik yerleşimlerle (kırmızı noktalarla işaretlenmiş yerler) ilişkili olduğu anlaşılmaktadır. Arkeolojik olarak, daha sonra öne çıkan Ginchi ve Chokh gibi yerleşim yerlerinin bulunduğu bölgedeki Neolitik yerleşimlerle (kırmızı noktalarla işaretlenmiş yerler) ilişkili olduğu anlaşılmaktadır. Geç Bakır Çağı ve Erken Bronz Çağı'nda (~6.5 bin yıl önce), bu soy hattını taşıyanların, ana J1-Y3495 soylarının coğrafyalarının örtüştüğü, dağlık Dağıstan'ın orta kesimine yerleştiklerini ve atalarından kalma Doğu Kafkas dilini konuşan topluluğun bir parçası olduklarını varsayıyoruz. Ayrıca, Doğu Kafkas dillerini konuşan halkların dilsel ve genetik bağları arasındaki ilişkiyi zaten oldukça iyi anlıyoruz. J1-Z1842'de daha fazla test ve Y-DNA ağacı oluşturulması, bunu açıklığa kavuşturmamızı sağlayacaktır. J1-Y3495 haplogrubunun en yaygın soy hattının, Dağıstan'daki yerli bir atalar topluluğundan kaynaklandığını ve ~6 bin yıl önce J1-ZS3114 (Darginler, orta Laklar, Lezgice konuşan topluluklar) ve J1-CTS1460 (Avar-Andi-Tsez dil grubu) olarak ayrıldığını öne sürüyoruz. Arkeolojik bulgular ve DNA verilerine dayanarak, J1-Y3495 filocoğrafyasının analizi, Bronz Çağı'nda başlayan günümüz Dağıstanı topraklarındaki nüfusun büyümesini, daha sonraki yayılımını ve farklılaşmış nüfusun mikroevrimini göstermektedir. Kümülatif bir etki söz konusudur: J1-ZS3114, Dargin, Lak ve Lezgi dallarını konuşanlar için daha yaygındır; J1-CTS1460, Avar-Andi-Dido dillerini konuşanlar için tipiktir;
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR Orta Asya’dan Nizam-ı Âlem’e SELİM GÜRBÜZER Uzun yıllar uğraşı sonucu oluşan Güneş Doğudan Doğar adlı eserim 2022 yılının son aylarında Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılıktan (KDY) okuyucuyla buluşup, yayımlanan eserim 9 ayrı bölümden oluşmakta. Ve bu eser 454 sayfa hacimlidir. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Allah-ü Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine sonsuz hamdu senalar, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’e salat ve selam olsun. Eser incelendiğinde Orta Asya’dan başlayan bu kutlu yolun Balkanlar’a uzandığını, oradan da Viyana kapılarına kadar uzandığını görürüz. Orta Asya’dan başlayan bu koşunun hem maddi hem de manevi cephesini okuyucuya ilginç geleceğini umduğum bir üslup çerçevesinde dikkatinize sunmaya çalıştığım görülecektir. Tabii ki, bu uzun soluklu koşuyu bir solukta anlatmanın mümkün olmadığının idrakiyle ortaya karınca kararınca ne koyabilirsek buna da şükretmemiz gerekecektir. Hem nasıl şükretmeyelim ki, hele bilhassa tarihi süreç içerisinde Başbuğu Hakanlara ışık saçan Gönül Sultanlarının manevi tasarruf ve sohbet iklimi altında bu eseri kaleme almanın hazzını almak bile başlı başına bizim için büyük bir nimet olsa gerektir.. Bu nedenledir ki eserin hazırlanmasında yaklaşık 10 yıllık bir süre içerisinde büyük bir titizlikle defalarca gözden geçirip olgunlaştığına kanaat getirdiğim noktada 2022 yılın son ayı itibariyle vira bismillah deyip siz değerli okuyucularımın beğenisine sunmuş durumdayım. Oldu ya, şayet anlatılması gereken gözden kaçan hususlara değinmeyip ya da anlatımlarımızda sürçülisan babından hatalarımız olduysa da şimdiden okuyuculardan bizleri mazur görmelerini dilerim. Her ne kadar Orta Asya’dan Nizam-ı âleme giden yolun tarihi akış çerçevesini tam
Düşünceleri Görebilmek Üzerine
Beynin bölümlerinden olan neokorteks, mantıklı düşünme yoluyla sözcüklerimizi seçmemizi ve bazı davranışlarımızı kontrol eder. Örneğin yalan söylememizi, hoşnut olmadığımız halde gülümsememizi sağlayabilir. Bu sebeplerden ötürü insan beyninin en güvenilir olmayan bölümüdür... Ancak beynimizin, diğer adıyla sürüngen beyni olarak adlandırılan, evrimsel sürecin en gerisinde oluşmuş bir diğer kısmı da vardır ki dil yalan söylese dahi bu sistemin vücuda verdiği uyarılarla bu kolaylıkla anlaşılabilir. Limbik sistem olarak adlandırılan bu bölüm etrafımızdaki dünyaya gerçek zamanlı ve düşünmeksizin tepki veren, diğer bir deyişle dünyaya en gerçek karşılığı veren, en dürüst kısımdır. Pek çoğumuz stresli olduğumuzda burnumuza, boynumuza, ağzımıza dokunmak veya o bölgeleri örtmek gibi farkında olmadan birçok yatıştırıcı davranışta bulunuruz. Aslında bu bölgeler sinir uçlarının yoğunlukta olduğu ve beynimize "rahatlamaya ihtiyacım var" mesajını rahatlıkla ilettiğimiz kısımlardır. Kadınlarda kolyeyle oynamak veya erkeklerde yaka ve kravat düzeltmek de aynı amaca hizmet eden davranışlardandır ve kişinin baskı altında olduğunun açık örnekleridir. ||TraKTU's
Psikoloji
Nilgün Marmara'nın Defterler kitabında geçen kitaplar: John Berger'ın G romanı (çüktüf [fiktif ile kurulmuş hoş bir sözüm] bir roman!) Elsa Morante'nin Endülüs şalı Öyküleri, bir enfantilenin öykü kurmaca oyunları. BFS yayınları Çeviri Dergisi ve Dün ve Bugün Felsefe: "[Çeviri] kitaplar çok önemli yazılar var - Rilke, Bachmann şiirleri, G. Deleuze'ün "Göçebe Düşünce" yazısı, Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar'1. Cüce Nedim Gürsel'in cüce bulup buluşturmaları "Yerel Kültürlerden Evrensel'e"ymiş... Jean Anouilh'in çoktan çöpe atılması gereken oyunu Becket. ve iyi ki yanımda getirdiğim Rimbaud, Char, Celan, Rilke, Kafka su serpiyor. Iris Murdoch'ın The Sacred and Profane Love Machine adlı bir romanı. Bu okuduğum en yalınkat ve matrak İrisanım romanı. Rosalind Coward-John Ellis'in Dil ve Maddecilik'i. Çok yoğun ve gerekli bir özet. Freud'un Totem ve Tabu'su. Canım Viyana'lı öyle !alçak!gönüllü ve açık ki... Daha çok yüzyıllar diller düşünceler müzesinde rafı duracak. Freud Bedrettin Cömert'in "Croce'nin Estetiği" şu sıra okuduğum, kuşkuyla izliyorum nereye bağlanacak bilmiyorum sonunda, sağlam bir kazığa mı yoksa kırılgan bir dala mı? Bir de senin kayranla bana ulaşan dergiler göreceli ayakta tutuyor ve bu arada oyun savsaklanıyor, sarsaklaşıyor, zaten TEKTÜK perdeli bir parodi aslında. Öykü durdu, bazen şiir -bazen Poème en Prose'umsu fragmanlar- böyle işte, Emelciğim teğelleniyoruz. S.166 Çöl bitiştirildiğinden bu yana zehir zıkkım okuma, pis alışkanlık, uyuşturucu yatırımı: G-John Berger (hıyarının) çüktüf romanı. Heyecanlı sürükleyici!! Endülüs şalı - Elsa Morante enfantile'nin (superlative'leri çok iyi kullanan, 8 yaşında ölen kuzen Veranzio hariç) çocuksu öykü kurmaca oyunları. Bok bile daha kolay yenir yutulur. Neyse ki Çeviri Dergisi (BFS, kitap 1, 985), Dün ve Bugün Felsefe
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR Orta Asya’dan Nizam-ı Âlem’e SELİM GÜRBÜZER Uzun yıllar uğraşı sonucu oluşan Güneş Doğudan Doğar adlı eserim 2022 yılının son aylarında Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılıktan (KDY) okuyucuyla buluşup, yayımlanan eserim 9 ayrı bölümden oluşmakta. Ve bu eser 454 sayfa hacimlidir. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Allah-ü Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine sonsuz hamdu senalar, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’e salat ve selam olsun. Eser incelendiğinde Orta Asya’dan başlayan bu kutlu yolun Balkanlar’a uzandığını, oradan da Viyana kapılarına kadar uzandığını görürüz. Orta Asya’dan başlayan bu koşunun hem maddi hem de manevi cephesini okuyucuya ilginç geleceğini umduğum bir üslup çerçevesinde dikkatinize sunmaya çalıştığım görülecektir. Tabii ki, bu uzun soluklu koşuyu bir solukta anlatmanın mümkün olmadığının idrakiyle ortaya karınca kararınca ne koyabilirsek buna da şükretmemiz gerekecektir. Hem nasıl şükretmeyelim ki, hele bilhassa tarihi süreç içerisinde Başbuğu Hakanlara ışık saçan Gönül Sultanlarının manevi tasarruf ve sohbet iklimi altında bu eseri kaleme almanın hazzını almak bile başlı başına bizim için büyük bir nimet olsa gerektir.. Bu nedenledir ki eserin hazırlanmasında yaklaşık 10 yıllık bir süre içerisinde büyük bir titizlikle defalarca gözden geçirip olgunlaştığına kanaat getirdiğim noktada 2022 yılın son ayı itibariyle vira bismillah deyip siz değerli okuyucularımın beğenisine sunmuş durumdayım. Oldu ya, şayet anlatılması gereken gözden kaçan hususlara değinmeyip ya da anlatımlarımızda sürçülisan babından hatalarımız olduysa da şimdiden okuyuculardan bizleri mazur görmelerini dilerim. Her ne kadar Orta Asya’dan Nizam-ı âleme giden yolun tarihi akış çerçevesini tam