Bazen kalemimi de alıp çekip gitmek istiyorum uzaklara. Yaşadıklarımı düşündükçe yazarım ya da yazdıkça düşünürüm. Sonra bir kısır döngü başlar, içinden çıkamam. Alıp götürür beni derinliklerine, gizli yerlerine, keşfedilmemiş noktalarına… Birden bir aydınlık beliriyor, bakıyorum oraya doğru, içinden çocuk sesleri, bağırışmaları, gülüyorlardı. İşte sürekli bir hikayeyle başlarım olaya. Sonra birden hikayenin içinde bulurum kendimi. Böyle birlikte mutlu oluruz. Çünkü gerçeklik içerisinde mutluluk yok, en azından benim gerçekliğimde yok. Bazen nefesim kesiliyor, içimde bir acı. Gülmeyi unutuyorum ya gülmeyi. O çocuklar hatırlatıyor. Garip geliyor belki size. Evet garip ama bu benim normalim. Herkesin hayatında bir normali vardır, yani alışılmış bir hayatı. Mesela aile bakımından ya da arkadaş. Bu alışılmışlıklarınızda büyük bir değişim olduğu zaman sizin normaliniz de değilmiş oluyor. Artık yeni bir normale başlıyorsunuz. Eee tabi bir de bunun alışma süreci var ohoo… İşte bu yüzden kalemimi de alıp çekip gitmek istiyorum uzaklara.
…*…