dilem azra ergül

dilem azra ergül
@dilemazraa
Sekiz
Kalabalığın arasında uzunca bir yol yürüdükten sonra yorgunluğa daha fazla dayanamayıp gördüğüm ilk boş yere oturdum. Kafamı kaldırır kaldırmaz gördüğüm şeyin hayal mi yoksa gerçek mi olduğunu anlayamadım. İstemsiz bir şekilde ısrarla bakmaya devam ettim. Gereğinden fazla baktığımın farkında olacaktı ki buna son vermek istediği her halinden anlaşılıyordu. Derken buna pekte gerek kalmadan çağrıldı. Kalkıp yanındakine haber verircesine kafasını salladıktan sonra içeri girdi. "Yanındaki" kim bilir onun için ne de güzel duygular ifade ediyordur. Zaten hep öyle olmamış mıydı? Bunca zaman ben hep bakışlarıyla kaplumbağayı evine kaçıran taraftım. Daha fazla dayanamayarak ve yorgunluk hissetmeden kalkıp hızlı adımlarla oradan uzaklaştım. Cismin altında kalmış, ağırlığıyla ezilmiş herhangi bir nesne olarak görüyordum yine kendimi. Ağlamak istiyordum fakat bunun için çok yorgun hissediyordum. Yine. Kendimi yollara bıraktım. Ve nihayetinde sahil kenarında durup uzunca hir süre geçmişimi düşündüm. Beni bu ruh haline sokmaya hakkı yoktu hiç kimsenin. Bu yüzden biraz kızgındım yine. Bu arada o hiç kimseydi. Beni tanımamış olması bile gayet normaldi. Çünkü kısa bir an onu tanımaya fırsat bulup sonrasında sonsuza kadar hayatından çıkmış biriydim. Ben zaten dünyadan ziyade kendi kafasında yaşayan biriydim. Böyle olmasına rağmen dönüp dolaşıp aynı kişide durmak bana artık acı vermeye başlıyordu. Ondan öncesi yoktu sonrası da bana ondan başkasını hatırlatmıyordu. Belki de bu işkenceye son vermek için başkalarıyla oyalanmaya çalışıyordum. Ama bu beni daha çok içime kapatmaktan başka bir işe yaramıyordu. Telefonuma gelen bildirim sesiyle irkildim. Uzun süre konuşmadığım için ağzımda yine farklı bir tat oluşmaya başlamıştı. Telefonuma bakınca birden ona yazdığım ilk ve tek şiirim aklıma
İnsan
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
"Canım Kardeşim"
Hava soğuk, odam soğuk... Ayaklarım üşüyor. 4 yıldır gitar teli deymemiş amatör parmaklarım yabancılık çekiyor, Perdesiz keman üstüne alışamadılar bu pürüzlere... Akordsuz gitarınsa tellerinde unutulmuş bi yeşilçam melodisi... Melodi umutsuz, hava umutsuz... Melodi gerçek, hava gerçek... Melodi üşüyor, ayaklarım üşüyor... ~Dilem
Şiir
Serenad'a dair...
O kadar güzel bir inceleme olmuşki Serenad'a ve Zülfü Livaneli ye ait dağınık haldeki düşüncelerimi okudum resmen. Diyecek başka bir şeyim yok, düşüncelerim zaten söylenmiş..

Uğur

@mithrandi21
·
Kaç kitap oldu bilmiyorum ana karakterinin kadın olduğu bir roman okumayalı. Yazar Zülfü Livaneli olunca, romanın geçtiği yer Türkiye, kadın da dul olunca birçok gerçeklere, birçok olmaması gereken ama olan konulara da değinmiş yazar. Evlilikten, giyime, iş hayatından aile hayatına kadar birçok konuya değinmiş ve mesajlarını da vermiş Livaneli. Gerçi kitap baştan sona mesajlarla dolu, Kırım Türklerinden, ülkemizde yaşayan ve zorluklar çekmiş olan Ermeni ve Kürt vatandaşlara, Almanya faşizminden kaçan - kaçamayan Yahudilere kadar birçok konularda mesajını vermiş ve görüşlerini belirtmiş. Tarihimizin ayıplarını dile getirmiş, ayıplar olduğu için de hiç dile getirilmeyen ayıpları olması da işin boyutunu daha da büyütmüş. Hiçbir hükümetin, devletin masum olmadığının en güzel örneklerinden biri. Hiçbir iktidarın başındaki kişi eline silah alıp birini öldürmemiş olsa da verdiği kararlarla, izlediği yollarla birilerinin ölümüne, birilerinin üzülmesine sebep olmuşlar hatta hâlâ da olmaktalar. Kitabı okuyunca, bu tarihimizdeki bilinmeyen öldürmeleri görünce (bilinen öldürmeleri de tarih derslerinde övünerek ders diye işleriz) insanın duygulanmaması, duygulanırken de öfkelenmemesi elde değil. Maya’nın da dediği gibi, birilerinin saçma iktidar mücadelesi yüzünden, insanlar birbirine kavuşamamış ve acılar yaşanmış. İnsanların mutluluğu, iktidar oyunları arasında ne kadar da zavallı bir konu haline gelmiş. Serenad, bu iktidar oyunlarının altında kalan, acılar yaşayan, kavuşamayan hatta ayrı düşen, isim değiştirmek zorunda kalan, yetmezmiş gibi din ve milliyet değiştirmek zorunda da kalan insanların anlatıldığı, gerçek konulara dayanan son derece duygu yüklü bir roman. Tarihin, tarihimizin görünen yüzünün olduğu kadar görünmeyen yüzünün de anlatıldığı bir roman. İngiltere’nin,
Siyaset
Bende kendi köşeme çekilmeye başladım.
İhtiyaç halinde herkes birer yalancıydı. Ama etrafımdaki herkesin bu kadar çıkarcı ve samimiyetsiz olabileceği aklıma gelmemişti. Bir şey demedim ve kendi köşeme çekilmeye başladım.
İlişkiler