Fatih Çelik

Fatih Çelik
@dilemmatih
1/10
·340 syf.··
2022 9. kitabı
Fikir olarak yaratıcı ancak roman kılıfına sokulamamış bir metin. Romanın dilinden uzak cümleler rapor okuyormuş hissi veriyor, nesnellik kurgunun önüne geçiyor. Maria Puder’in gerçekten yaşadığına kanıt ararken bilgi yığınıyla doluyor sayfalar fakat bu kanıtları Sherlock Holmes gibi dedektiflik hissi yaşatarak sunmuyor yazar, okuru pasif konumda bırakıp delilleri sıralamakla uğraşıyor.
Edebiyat
Madonna'nın Son HayaliDoğan Akhanlı · Olasılık · 201515 okunma
Reklam
Puan vermedi·142 syf.··
2021 76. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Aralık 2021 13:28
Şahmerdan İkinci Dünya Savaşı’nın getirdiği yokluğun her öyküde katmer katmer hissedildiği, geçmişteki öykülere nazaran yoksulluğun sevimli ve iyilikle dolu olmaktan çıkıp iyice sefilleştiği, yaratıcılığın ve yaşama inancın azaldığının belirginleştiği öyküler. Sait faik’in o damakta yoğun lezzet bırakan dili bile çiğleşmiş, mecburiyetin, sefaletin dili olmuş, aylaklık kaybolmuş, yerini yaşama zorunluluğu almış.
ŞahmerdanSait Faik Abasıyanık · İş Bankası Kültür Yayınları · 20132,415 okunma
1/10
·128 syf.··
2021 57. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2021 22:01
Abim, babam, karım, babamın babası, kızım, yine abim, Suzan Hanım, yine karım, ben... Komşunla lâflarken bile anlattığında pencereyi, kapıyı kapayacak yahut misafirlikten bir bahaneyle ayrılacak cinsten bir öyküyü(!), öykü de değil, anlatımsıyı, kitap diye niye sunarsın ki? Bu kitabı çekici kılan tek şey sol sayfada başka bir anlatıcı, sağda başka anlatıcıların varlığı mı? İyi de iki anlatıcıyı sanki tek kişi seslendiriyormuş gibi aynı mırıltılar yok mu ve bunlar Ayfer Tunç’un mırıltıları değil mi? Ne anlatıcılara özgün bir üslup ne öyküye has bir dil! Bol bol altını çizip Twitter’ın karakter sayısına sığacak ve kitabın reklamını yapacak cümleler! Karakter bile olamamamış anlatıcıların kaderlerini kabullenip “neden” sorusunu hiç sormadan, hayat karşısında kendilerinin pasifize oluşlarını anlatan bu kitabın okuruna vereceği ne var? Ne anlatıyor? “12 Eylül’ün gölgesinde boğulan bir aşk hikâyesi” denmiş arka kapaktaki yazıda. 12 Eylül bu kitabın neresinde? Babanın “komünist piç” dediği ve o kadarla sınırlı siyasi tutumda mı? Reklam olarak pazarlanmasında mı yoksa? Ayfer Tunç’a bir sorum olacak: bu kitabı yazarken hiç sıkıldınız mı ya da bu kitabı yazarken sıkılmadığınız bir an oldu mu?
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,2bin okunma
10/10
·226 syf.··
Beğendi
·
2021 45. kitabı
Ezber bozan bir anlatım. Dil bu kadar ustaca kullanıldığından, okur, dilin verdiği zevke tutunarak metinde ilerlemek istiyor. İleri-geri, sağa-sola zikzaklar çizerek kuruluyor olay örgüsü. Sanki yün (metin) karman çorman olmuş, oraya buraya dağılmış gibi görünse de sonunda sağlam bir kazak (hikâye) ortaya çıkıyor, hem de sıcacık. Sıcaklığı kendine has biçeminde saklı. Çok zor ama çok iyi bir roman, hayat didiklemesi.
Edebiyat
Buzul Çağının VirüsüVüs'at O. Bener · Yapı Kredi Yayınları · 2017436 okunma
Eleştiri
1/10
·203 syf.··
2021 43. kitabı
Gerçeklerle değil de olması gerekenlerle örtüşen ütopik bir eser Beyaz Zambaklar Ülkesinde. Eserin sunuş yazısından yaptığım çıkarımla Türkiye’nin bağımsızlık çabası Finlandiya’ya benziyor. Dil ve kültüre önem verme, ırksal kimliğini diğer milletlerden ayırıp belirgin hâle getirme, tarih, dil ve edebiyata yönelme, aslında birçok ulusun varoluşunu oluşturan etmenler bunlar. Belli bir mantığı arkasına alarak söylevler eşliğinde bir ülkenin nasıl yeniden doğması gerektiğini anlatan kitap "Atatürk’ü de çok etkilemiş" diye iddia ediliyor. Öyle ki birkaç yerde zorunlu okunması için emir verdiği de iddialar arasında. İddia diyorum çünkü Atatürk’ün ne bu kitabı okuduğuna ne de zorunlu kıldığına dair elle tutulur bir kaynak bulamadım. Fakat kitabı okurken birkaç tuhaflık sezdim. Finlandiya kurulurken olan biteni sanki birtakım konferanslar, konuşmalar, nutuklar kendiliğinden hallediyor gibi. Birileri ateşli konuşmalar yapıyor, dinleyenler de konuşulanları hemen uygulamaya koyuyor sanki. Kitabın ütopikliği bence tam burda. Diğer bir tuhaflıksa halkın sefil hâlde yaşamasına sessiz ve tepkisiz kalan yöneticiler, öğüt ve eleştiri dolu bir kitabı okuyunca sefalete karşı savaş başlatıyorlar birden ve halk açlıktan ve sefillikten kurtuluyor! Petrov bu kitapta bir kurtuluşun nasıl olduğunu ya da olacağını açıklamaktan ziyâde birilerinin büyülü sözleriyle, kulağa hoş gelen söylevleriyle sönmüş bir ateşin nasıl yakıldığını anlatıyor. Ama ne yöntem var ne metot! Peynir gemisi lâfla yürüyor. Yalnızca romanlarda, öykülerde olabilecek iyimserlikleri anlatarak bir efsane uyduruyor Petrov. Yine de kitapta beğendiğim yerler, taze okurun bilinç fitilini ateşleyecek söylevler var. Ama bu kitap taze zihinlere etki etse de parlak bir zihne, çocuklara yazılmış bir masal havası verir gibi geliyor
İnsan ve Toplum
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · Olympia Yayınları · 2020124,7bin okunma
Reklam