Cenevre (İsviçre) Üniversitesi Hukuk Fakültesinden "Hukuk Doktoru" unvanını alan Prof. Dr. İlhan Arsel, otuz yıllık bir süre boyunca Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde Anayasa Hukuku dersleri verdi. 1955 yılında, Ankara Üniversitesi ile New York Üniversitesi arasında yapılan "Öğretim Üyesi Mübadelesi" sözleşmesi gereğince 1955-1956 öğretim yılında "School of Publıc Administration and Social Services"te çalıştı. 27 Mayıs 1960 İhtilali’nden az önce, o zamanlar iktidarda bulunan Demokrat Parti’nin Türkiye’yi şeriat felaketine sürükleyen tutumu nedeniyle öğrencilerine, "Bu ülkede artık Anayasa Hukuku öğretimi yapılamaz!” diyerek derslerini kesti.
1969 yılında, Ankara Hukuk Fakültesindeki görevinden istifa etti; bu kez istifa nedeni, üniversite öğretim üyelerinden pek çoğunun, toplum sorunları karşısındaki susmuşluklarını ve ülkenin şeriat karanlığına sürüklenmesine karşı nemelazımcılıktan protesto etmekti.
Alanı hukuk olduğu ve dine yönelik kitaplar yazdığı için çok zayıf kalıyor ve eleştirilere maruz kalıyor. Alıntılarını paylaşırken bile bir tartışma ortamı oluştu. Elbette yazarın her yazdığı çok açık bir şekilde belki de sizlere göre acımasızca ele almış olabilir. Sebebi din konusunun eleştiriye açık olmamasından kaynaklanıyor. İnsanların felsefe, psikoloji, bilim konusunda bir fikri yoktur ama din konusunda nedense herkesin bir bilgisi vardır, mutlaka kendi yorumunu ekleyecek. Bir agnostik birey olarak Tanrı vardır yoktur bilemem çünkü bir inanç var. Ama Şeriatın olduğu, geriletici, cahil bırakıcı, baskılayıcı ve korkutucu olduğu bariz görüyoruz. Şeriat konusunu göz ardı edemeyiz.
Ülkemiz bakımından giderek ciddileşen bir sorun var ki, o da şeriatçıların "reformcu" ve "Atatürkçü" olarak görünmeyi yeğlemiş olmaları ve bu yoldan halkımızı vahyin üstünlüğü fikrine