Hacer

Hacer
@dilhun___
Doğa yürüyüşlerini, seyahati, kitap okumayı,ellerini kullanarak bir şeyler tasarlamayı sever. İstanbul'da yaşar Karadeniz'i özler.
6/10
·168 syf.··
2019 63. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 21 Mart 2019 17:26
''Neden yazılır? Dünya acılı olduğu için yazılır. Duygular taştığı için yazılır.'' (ALINTI-#42680924) Tezer Özlü’nün yurtdışındayken Türkiye’deki dergilere (en çok milliyet sanat) çoğu alman edebiyatı olmak üzere dünya edebiyatı, sinema, tiyatro eserleri hakkında yazdığı yazıların derlenmesinden oluşan bir eser. Kardeşi Sezer Duru bu yazıları toplayarak kitap formatına getirmiş. Öncelikle neden yazdığından bahsediyor ve Italo Svevo, Cesare Pavese, Djuna Barnes gibi çeşitli yazarların alıntıları yer alıyor. Sonrasında Kafka ve Zweig hakkındaki düşüncelerini ve yaşamlarından kesitleri okuyoruz. Bu kısımları okumak epey keyifliydi. Ancak Federal Almanya’nın 1982 yılına ait sinema gösterilerini, tiyatrolarını, festivallerini, Frankfurt’ta yapılan ‘’Din Barışı Sağlar Mı, Sağlamaz Mı?’’ , ‘’Dinler Birliği’’… konulu kitap fuarını, çeşitli insanların röportajlarını okuma kısmı benim açımdan keyifli değildi. Kitaba başlarken ne okuyacağımdan bihaberdim ve kitabın adı ile uyuşmayan yazıları okumak sıkılmama yol açtı. Eğer bu tarz konulara ilginiz varsa hoşunuza gidebilir, ama benim ilgi alanım dışındaki yazılardı. Bunun yanısıra kenara not ettiğim film, tiyatro eserleri ve yazarlar oldu. Bu bağlamda baktığımda Tezer Özlü’nün sanatın çeşitli dallarındaki yorumlarını okumak ilgi çekiciydi. İki arada bir derede kaldığım bir eser oldu diyebilirim. Beğendiğim kısımları ise şu şekilde açıklayabilirim. Kitaplarla alakalı farklı ülkelerin kitap üretimi istatistikleri, çeviri istatistikleri kısmı merak uyandırıcıydı. Bertrand Russel, Jean Paul Sartre, Casare Pevase, Peter Weiss dokundurmaları vardı. 1972 yılında UNESCO’NUN belirlediği ‘’Kitabın Temel İlkeleri’’ ise ilginçti. ‘’-Herkes okuma hakkına sahiptir. -Kitap eğitim için kaçınılmaz bir
Yeryüzüne Dayanabilmek İçinTezer Özlü · Yapı Kredi Yayınları · 20194,042 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2019 60. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mart 2019 16:41
-''Uçurtmayı vurmasınlar, çocuklar uçurtma da uçurabilsinler diye...(ALINTI-#42452824) Kuralları büyüklerin koyduğu dünyada çocuk olmak, çocuk kalmak, çocukça davranmak mümkün müdür? Hangi çocuk bunun altından kalkabilir, hangi çocuk bunu anlamlandırabilir? Kadınlar koğuşunda geçen, annesiyle birlikte hapishanede yatan bir çocuk ve onun en yakın arkadaşı siyasi suçtan mahkum olup hapis yatmış, sonra cezasını çekip hapishaneden çıkmış olan İnci. Bir çocuğun gözünden, yaşanan olayların nasıl anlamlandırıldığını açıkça gördüğümüz sade ve basit bir dile sahip olan bir eseri okuyoruz. 12 Eylül’de düşünmekten, kitap okumaktan hapis yatan, fikir suçu işleyip hapis yatan kadınları masum bir çocuğun en sevdiği arkadaşı İnci’ye yazdığı, yazdırdığı mektuplardan okuyoruz. Her mektubun farklı bir dili, farklı bir üslubu, başka başka yaşanmışlığı var. Barış eğer mektubu Selda ablaya yazdırmışsa, sevgili muhterem İnci diye başlıyor, Filiz’e yazdırmışsa daha sıcak, daha çocukça bir dille başlıyor. Ama temel hissiyat aynı, tek başına çocuk olmak, oyun oynaması gerekirken baş gardiyanı çok anahtarlı amca olarak tanımak,etrafında olanları sorgulamak, hapishane duvarlarının dışındaki hayatın nasıl olabileceğini bilememek, akşam güneşin battığını görememek, sabah güneşin nasıl doğduğunu bilememek, gökyüzünün mavisine hasret kalıp, hiç yıldız görememek, kapıdaki penceredeki küçük açıklıklardan kafayı uzatıp koca dünyada, o koca gökyüzünde tek bir tane ufacık bir yıldız görebilmek. - ''Bugün ne oldu biliyor musun? Annemle birlikte hastaneye gittim. Annem babamın kucağına vermişti de, babam bana köşeden simit almıştı ya hani. O zamandan beri ilk çıktım dışarıya. Dışarısı ne kadar büyükmüş! Dışarısının gökyüzü de kocaman. ''
Uçurtmayı VurmasınlarFeride Çiçekoğlu · Can Yayınları · 202417,2bin okunma
9/10
·132 syf.··
Beğendi
·
2019 57. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 13 Mart 2019 13:19
"Bir delilik, bir çılgınlık, bir hoppalıktır gidiyor." - Peyami Safa Bedia Tuncer 1961-1964 yılları arasında Bakırköy Akıl ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde personeli yetiştirme amacıyla görevlendirilmiş. Buradaki insanlara yardım etmek ve ayrı dünyalar yaşayan hastaların yakınında olmak onu derinden etkilemiş ve aralarında hislerini yazı ile şiir ile dile getirenlerin bulunduğunu fark edince bunları derleyerek İNİLTİ adlı şiir kitabını çıkartmış. Böyle güzel bir işe baş koyan Bedia hanıma teşekkür eder o kocaman yüreğinden,ellerinden öperim. Kitap 1964 basım olduğu için yeni baskısı yok ben e-kitap şeklinde okudum. Bu şekilde okuyabilirsiniz siz de , zira nadirkitapta 1000-1500 lira gibi bir fiyatı var. Edebi anlamda mükemmel şiirler okumalıyım kaygısıyla okumayın bu şiirleri. Yazanların da öyle bir kaygısı yok zaten. Ne hissediyorlarsa onları yazmışlar ve içlerinde çok başarılı şiirler de mevcut. Acılarından, sevgilerinden, nefret ve üzüntülerinden, özlemlerinden bahsediyor onlar. Futboldan bahsediyorlar mesela, kadınların futbol oynamasından, kendi oluşturdukları gönülspor takımından... Bu hastaların dünyasını tanımak farklı bir histi ve onların sanılanın aksine ‘’deli’’ ve unutulmaya mahkum insanlar olmadığını gördüm bu şiirleri okurken. En çokta dilimizin ucuna gelipte söyleyemediklerimiz var ya , işte o söyleyemediklerimizi gördüm. Bu şiirleri yazanların kimi deliydi, kimi deliliğe vurmuştu, kiminin ise deliliği tutmuştu. Ama neydi delilik?.. Cesaretli olmak Çılgın olmak Hoppa olmak Aşık olmak Kopmak Gözden çıkarılmak Zayıf olmak Dişlenilmiş olmak Mahkum olmak İncitilmiş olmak İşlevsiz olmak Çaresiz kalmak Kurban edilmek Direnmek Kenara atılmak Tuzağa düşürülmek Boğazlanmak Şoklanmak Elektrik verilmek Hayatın sillesini yemek
İniltiKolektif · Matbaa Teknisyenleri Basımevi · 19641,575 okunma
9/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2019 31. kitabı
‘’Evimiz aydınlık, pırıl pırıl ve sıcak. Önünde bir boğaz eksik. Bir de sen çok eksiksin Leyla’cığım.’’ #40181248 Böyle sevilen, tüm bedende ve ruhta hissedilen bir dostluk, sıkıntılarını, içini kemirenleri, mutluluklarını anlattığı bir kadına yazılan mektuplardan oluşan bir eser. Sürekli hayatı, toplumu ve toplumun nezdinde de kendini sorgulama halinde olan bir yazar Tezer Özlü. Ve kendisi için Yeryüzüne Dayanabilmek İçin adlı eserinde şu cümleyi kullanıyor. ‘’ Toplumun oluşumunda en çok bireyin varlığına önem veren bir bireyciyim.’’ 42 yıllık yaşamında çok fazla sıkıntılar yaşamış, duyguları ne istiyorsa onu yapmaya çalışmış bir kadın. Bu kitapta onunla sohbet ediyormuş gibi bir hisse kapılıyor insan. Leyla erbil'e mektuplarında hayatından, edebiyattan konuşuyor. Edebiyata, yazılan eserlere eleştirisinden bahsediyor ve giydiriyor aynı zamanda. ‘’Bu gariban insanlar ne kendilerinin, ne yazdıklarının farkındalar. Zaten farkında olsalar bunları yazmazlar.’’ #40179526 Duygularını, içindeki ufak umut kırıntılarını anlatıyor. Sevgisini anlatıyor, Hans’ı anlatıyor Leyla’ya, bu adam benim ölümüm, kafatasım o benim diyebiliyor. Kafka’yı ne kadar sevdiğinden başka bir şey okuyamadığından bahsediyor. Sevgiden bahsediyor mesela; ‘’Ama insanın kendisi kadar duygulu bir insanla bir sevgiyi bölüşmesi, birbirine sevgiyi aktarması ve o insanla bir arada yaşaması o kadar güzel, ama o kadar zor ki.’’ #40180586 Doğa sevgisinden bahsediyor mesela; ‘’Artık bir kent insanı değilim. Doğayı, sessizliği ve küçük kasabaları seviyorum.’’ #40180504 Leyla’ya ‘’Ama gene küçük bir kitap yaparsam, okuyana bir şey versin, içini dalgalandırsın, onu huzursuz etsin istiyorum...’’ diyor. Bu noktada
Tezer Özlü'den Leyla Erbil'e MektuplarTezer Özlü · Yapı Kredi Yayınları · 20222,674 okunma
Düşüncelerimde stratüs bulutu dolaşıyor ''sis''lendim.
8/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2019 54. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2019 01:43
Bu kitabı İstanbul okuma grubu etkinliği kapsamında kafamın içinde sis-pus karışık şekilde okudum. Bu yazı bir inceleme olmaktan ziyade düşüncelerimin silinmemesi için kendime aldığım notlardır. Unamuno varoluş felsefesinin temsilcilerinden biri. Peki nedir bu varoluşçuluk biraz bunu açıklamak, sonrasında ise kitap hakkında kavramlardan yola çıkarak birkaç fikrimi ve okurken ki hislerimi paylaşmak istiyorum. Kitabın konusunun detayına ve karakter analizlerine değinmeyeceğim. Varoluşçuluk; varlığın, varoluşun özden, içerikten önce geldiğini, yani insanın önce var olduğunu daha sonra tavır ve tutumlarıyla, davranış ve eylemleriyle kendisini, sürekli olarak yarattığını, biçimlendirdiğini öne süren, insan ne ise o değil, ne olmuşsa odur diyen bir felsefi akımdır. Örneğin; Jean Paul Sartre, her nesnenin bir özü, bir varlığı vardır der ve kendisi olarak var olma ve kendisi için var olma durumlarından bahseder. Soren Kierkegaard insanın ezici bir varoluşun, kaçınılmaz bir yazgının, bir iç sıkıntısının esareti altında yaşadığına değinir. Martin Heidegger ise var olmak nedir sorusunun cevabını sadece insanın kendisinde bulabileceğini söyler. Çoğu düşünürün kendine sorduğu sorular vardır ve bunları kendilerince cevaplamaya çalışmışlardır. Unamuno da sis adlı eserinde ''varoluşu'' kendisi için ''çelişkiler'' ile karmaşıklığı ''karıştırmak;'' şeklinde bir izaha girmiştir. Kitap konu itibariyle şu şekilde ilerliyor, aylak denebilecek bir adam olan Augusto Perez’in bir gün yolda Eugenia’yı görüp ona karşı kalbinde bir aşk duygusu hissetmesi ve bunun neticesinde çeşitli kavramları sorgulamaya başlaması ile devam ediyor. (Başta belirttiğim gibi konu hakkında çok fazla detaya girmeyeceğim ve kendimce önemli bulduğum sorgulanan kavramları dile getireceğim.) Varoluştan kuşkulanma,
SisMiguel de Unamuno · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20236bin okunma