Puan vermedi·240 syf.··
2026 12. kitabı
Hadis tarihinin önemli dönemlerinden olan Memlüklerin son asrına odaklanan bu eserde, Memlük coğrafyasının Dımaşk'la birlikte iki büyük ilim merkezinden biri olan Kahire'nin hadis ilmi ve tarihiyle alakalı başlıca unsurları yaklaşık yüz otuz yıllık bir kesitte ele alınmaktadır. Hadis eğitiminin bütün merhaleleriyle verildiği kurumlar, bu kurumlarda bulunan kadrolar ve bunlara atanan başta muhaddisler olmak üzere tüm görevliler, kadroların babadan oğula intikal etmesiyle ortaya çıkan muhaddis aileleri gibi konular derinlemesine incelenmektedir. Ayrıca dönemin önde gelen muhaddislerinin kendi aralarındaki başlıca tartışma konuları, ulema dışındaki halkın hadis algısı ve dokuzuncu yüzyılda hâlâ önemini koruyan rihleler de kitapta kendine yer bulmaktadır. Bu dönemde medrese ve darülhadisler dışında yapılan hadis derslerine de işaret edilerek, hadis eğitim ve öğretiminde kurumsallaşmanın zirve noktası olan dokuzuncu/on beşinci asırda hadisin sadece kurumlarda öğretilmediği, kurum dışı hadis eğitim öğretiminin hâlâ yaygın biçimde devam ettiği de gösterilmektedir.
Tarih
Memlüklerin Son Asrında Hadis KahireHalit Özkan · KLASİK YAYINLARI · 20156 okunma
7/10
·423 syf.··
2026 1. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 02 Ocak 2026 02:48
Dili çok ağır değildi gayet akıcıydı 1 günde bitirdim zaten böyle bir kitap okumayı düşünüyordum bu sıralar. Yazar çoğu betimlemede tekrara düşmüş zaten lise 1 bir kızın ağzından okuduğunuz için de "cringe" gelecek yerler olabilir. Çok da bir beklentiniz olmasın ama klişe, akıp giden, kısa sürede bitireceğim bi kitap olsun diyorsanız okuyabilirsiniz. -Spoiler olabilir- İletişim kursalardı ve cesaretli olsalardı sonu böyle bitmezdi. Ne Jamie ne de Sylvie hayatlarında olurdu zaten. Sadece tek bir gün beraber oldular üzücü evet ama Autumn'un bakış açısından okuduğumuzda Sasha ve Jamie neyse Sylvie'nin bakış açısından okusaydık Autumn ile Finny de oydu. İkinci kitabını okumaya cesaret edemiyorum. Bu kadar klişe başlayıp da böyle bir şekilde biteceğini düşünmemiştim... 83. Bölümden sonrasını okumayın... bırakın orda güzel bitmiş olsun...
1000Kitap
Eğer Benimle OlsaydıLaura Nowlin · Juno Kitap · 2024430 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
4/10
·232 syf.··
2026 1. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 02 Ocak 2026 10:14
Kitaba verdiğim 4 puanın arkasında tamamen manevi bir sebep var, en iyi arkadaşımın yılbaşı hediyesi olduğu için düşük puanlamaya gönlüm elvermedi ve 4 puan verdim. Ancak dürüst olmak gerekirse, kitabın kendi ederi anca 2 puan. Öncelikle genelde daha ciddi kitaplar okuduğum için bazen zihnimi dinlendirmek amacıyla, romantik komedi kitaplarına ihtiyaç duyuyorum. Benim için "Ökse Otunun Altında" kitabı tam olarak bu niyetle, huzurlu bir yılbaşı akşamında okunacak bir kitaptı. Ancak ne yazık hiç öyle olmadı, gerçek bir sabır testiydi. Kitabın en büyük sorunu, gerçek manada "işkence gibi" olan çevirisi. Metnin redaksiyon aşamasından geçtiğine inanmak gerçekten güç. Cümleler o kadar yapay ve "çeviri kokuyor" ki, insan okurken “yapay zeka mı çevirmiş bunu?” diye sormadan edemiyor. Zaten Türkiye’deki yayıncılık sektörünün en temel sorunlarından biri çevirilerdeki özensizlik, ama yine de insan okurken “bu kadar da olmaz artık” diyor. Normalde türün gereği olan klişeler beni hiç rahatsız etmez; hatta genelde o tanıdık his çok hoşuma gider. Fakat bu kitap, klişe olmasının yanı sıra yaratıcılıktan tamamen uzaktı. Karakterlerin derinleşememesi ve olay örgüsünün zorlamalığı, hikayeyi boğmuş. Özellikle kitaba eklenen otizm, diyabet, aseksüellik gibi kavramların "farkındalık yaratma" çabası, kurgunun doğal bir parçası gibi değil de, sanki bir görev listesi tamamlıyormış gibi duruyor; bu da maalesef hikayeye iyilikten çok kötülük etmiş. Bizim gibi kapağına ve konusuna kanıp almanızı tavsiye etmem…
Ökse Otunun AltındaChloe Liese · Artemis Yayınları · 2024437 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2025 137. kitabı
Bu eser, büyük İslam ve Türk hükümdarlarından biri olan Nureddin Mahmud'un siyasi tarihinden çok onun kurumlarını ele almaktadır. Nureddin, başkenti Halep olan küçük bir atabeylik halindeki devletini, bir yandan Haçlıları Suriye ve Filistin kıyılarına sıkıştırarak, bir yandan da Dımaşk Atabeyliği'ne son vererek genişletmiş ve daha sonraları da Mısır'daki Fatımi Devleti'ni ortadan kaldırmak suretiyle büyük bir sultanlık durumuna getirmiştir. Böylece o, Eyyubi ailesinden de geniş ölçüde yararlanarak, Mısır, Hicaz ve Yemen'de de Abbasi Halifesi adına hutbe okunmasını sağlamış; bu suretle Bağdat'tan kendisine gönderilen beratlarla ikinci başkenti olan Dımaşk'ta sultanlığını ilan etmiştir. Hükümdar, baş döndürücü gayretleriyle kendisinden sonra devletine hayru'l-halef olan Selahaddin el-Eyyubi gibi İslam Tarihi'nde unutulmaz bir mücahidin yetişmesine de vesile olmuştur. İbnu'l-Esir'in, Raşit Halifelerden ve Ömer b. Abdulaziz'den sonra en iyi İslam hükümdarı olarak nitelendiği Nureddin, yiğitliği, ilme ve ilim adamlarına karşı aşırı düşkünlüğü yanında, gerçek İslam adaletinin bir tatbikçisi olarak ta haklı bir şöhret kazanmış; bu sebeple kendisine el-Meliku'l-Adil unvanı verilmiştir. Bu eserde, Sultan'ın gerçek anlamda teşkilatçı bir hükümdar olduğu ortaya konulmuştur. Onu teşkilatçılığı, düzenli bir şekilde işleyen güvercin postalarıyla, Büyük Selçuklulardan tevarüs ettiği toprak yönetimiyle ve dönemindeki İslam devletlerine örnek olan askeri kurumlarıyla yansıtılmaya çalışılmıştır. Onun, İslam ülkelerinde ilk kez olmak üzere, Halep ve Dımaşk'ta kurduğu Daru'l-Adlar (Adalet Konakları) ile yine ilk defa bu ikinci şehirde tesis ettiği Daru'l-Hadis, eserde işlenen başlıca konular arasındadır
Din
Nureddin Mahmud Bin Zengi ve İslam Kurumları Tarihindeki YeriBahaeddin Kök · İşaret Yayınları · 20102 okunma
Puan vermedi·592 syf.··
2025 164. kitabı
Bu tarzda o kadar çok spor romantizmi okumuşum ki daha kitabın ilk sayfalarında sonunu tahmin edebildim. Konuya değinmeden kısa birkaç eleştirim olacak: Yazar, diğer kitaplarına göre kendini geliştirmiş, bunu sevdim ama dediğim gibi klişelere girmiş. Hele o son anda ayrılıp barışma olayı artık her kitapta olduğu için şöyle bir göz gezdirerek geçtim, yalan olmasın. 500 küsurluk kitapta baydı artık ondan yani. Bir de yayınevine eleştirim olacak: Kitaptaki yazım hatalarından gına geldi! Ya da bana mı hatalı basım geldi bilmiyorum ama hiç mi son okuması yapılmadı bu kitabın? Sürekli aynı kelimelerde aynı hatalar olunca baydı. Önerip önermeme gelirsek; kafa dağıtmak için klasik klişeler beni etkilemez, umurumda değil diyorsanız gayet akıcı, güzel bir kitaptı, tavsiye ederim. Konusuna da gelecek olursak; ezeli iki rakibin aynı takımda oynamaya başlamasıyla koçları onları kaynaştırmak için birinin kız kardeşinden —ki kendisi eski bir balerin— esneklik, güç ve dayanıklılık için ders vermesini ister. Kızın abisi, babaları rahatsızlanınca ona bakmak için bu antrenmanlara katılmaz ve kızımızla oğlumuz baş başa çalışmak zorunda kalırlar ve zamanla aralarındaki kıvılcıma yenik düşerler.
ForvetAna Huang · Martı Yayınları · 202593 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2025 197. kitabı
1263 te doğmuş Alimin hayatı , önemli konulardaki fikirleri ve sözlerinden kesitler okuyoruz. Kısaca hayatı, 661/1263 yılında Harran’da doğdu. Yaşadığı dönemde İslâm dünyası Batıdan gelen haçlı saldırıları ve doğudan gelen Moğol saldırıları ile kıskaca alınmış bir durumda idi. Söz konusu kargaşa ortamında Müslümanlar eski dönemlerde olduğu gibi güçlü siyasî otoriteden mahrum bulunuyordu. Bütün bunların sonucu olarak hilafetin başkenti olan Bağdat’ın Moğollar tarafından istilası (656/1258) yanında pek çok şehir Moğollar tarafından tahrip edilmiştir. Yaklaşan Moğol tehlikesi üzerine İbn Teymiyye 667’de (1269) âilesiyle birlikte Hanbelî mezhebinin merkezi durumundaki Dımaşk’a göç etti. İlk eğitimine babası Abdülhalîm’in müderrislik yaptığı Sükkeriyye Dârülhadisi’nde başladı. En önde gelen hocaları İbn Kudâme el-Makdisî, İbn Asâkir, Şemseddin İbn Atâ ve İbn Ebü’l-Yüsr et-Tenûhî’dir.  İbn Teymiyye, babasının vefatından bir yıl sonra (683) Dımaşk’ta Sükkeriyye Dârühadisi’nde ve Emeviyye Câmii’nde ders vermeye başlamıştır. On yılı aşkın bir süre burada devam eden derslerinin ardından 695/1296’da Dımaşk’ta Hanbeliyye Medresesi’nde ders vermeye başlamıştır. İbn Teymiyye 698/1299’da el-Fetâva’l-Hameviyyetü’l-kübrâ adlı eserinde Hamalıların sorularına verdiği cevaplarda teşbih düşüncesini savunmakla itham edilmiştir.  702/1303’de Moğollara karşı Dımaşk yakınında yapılan Şehâb savaşında Memlüklüler Moğol ordusunu büyük bir yenilgiye uğratmışlardı. İbn Teymiyye bizzat katıldığı bu savaşta askeri savaşa teşvik etmekle görevlendirilmiştir.  Akaide dair yazdıklarında Allah’ı diğer varlıklara benzeten unsurlar bulunduğu (teşbih), tasavvufa dair yazdıklarında başta tevessül olmak üzere sûfîlerin uygulamalarına karşı çıktığı, fıkhî konularda da dört mezhebin görüşlerine aykırı
Din
Şeyhülislâm İbn TeymiyyeSalih Ahmed eş-Şami · Polen Yayınları · 202311 okunma