Müslümanların Haçlılara karşı mücadelesini bir strateji boyutuna taşıyan ilk isim, Büyük Selçuklu Sultanı Muhammed Tapar'dır. Tapar'ı bu stratejiye ikna eden ise Dımaşk Atabegi Tuğtegin ve Trablus Emîrî İbn Ammâr'dı. Ne var ki İbni Ammar'ı Tapar'a yönlendiren de Tuğtegin'dir, dolaysıyla bu stratejinin sultanı Tapar olsa da arka plandaki aklı Tuğtegin'dir.
Sayfa 243 - Siyer Yayınları, 2. Baskı, Ekim 2021
Alıntı
Hz. Muaviye (Rad.anh) hakkında.
Rıhle dergisinin birinci sayısındaki makalemde de naklettiğim gibi İbni Asâkir Tarihu Dımaşk'ında Vekî bin El-Cerrah'a atfedildiğini söylediği şöyle bir tespit aktarır: "Muaviye, kapının halkası mesabesindedir. Onu yerinden oynatanı, ondan daha yukarıdakilere kastetmekle itham ederiz."
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Abid zatlardan Abdullah el-Umert, İmam Malik'e mektup yazarak insan- lardan kopmaya, ibadete yoğunlaşmaya ve ilimle meşguliyetten uzaklaş- maya teşvik eder. İmam Malik ona cevaben şunu yazar: "Allah Teala nzık- lan taksim ettiği gibi amelleri de taksim etmiştir. Bazı insanların gönlünün inşirahı namazla olurken oruçla olmaz. Bazısınınki de oruçta olmaz da sadakada olur. Bir başkasınınki de namazda olmaz da cihadda olur. İlmi yaymak ve öğretmek ise en hayırlı amellerdendir. Ben Allah'ın bana gönül inşirahı verdiği bu işten hoşnudum. Benim yaptığım işin sizin yaptığınızdan daha aşağıda olduğunu düşünmüyorum. Her birimizin kendi işinde hayır ve iyilik üzere bulunduğunu düşünüyorum. Bu nedenle her ikimizin de kendisine taksim edilmiş işe razı olması gerekir." İbn Kudame el-Makdisi, Muhtasaru Minhaci'l-Kasid!n, thk. Şuayb el-Arnaüt, Abdulkadir el-Arnaüt, Dımaşk (Mektebetu Dari'l-Beyan), 1978. s. 46 dipnot.
Sultan En Nâsır'ın Tahta 3. Kez Çıkışı
Baybars el-Çâşnigî(Rükneddin) tahta geçse de halkın ve birçok emîrin gönlünü kazanamadı. Kerek'te bulunan El-Nâsır Muhammed, meşruiyetini kullanarak çevresinde büyük bir güç topladı. Şam ve Mısır'daki birçok emîr, Baybars'ı terk ederek El-Nâsır'ın safına geçti. Halkın Baybars'a olan nefreti sokaklara taştı; Kahire halkı açıkça El-Nâsır'ı istediğini haykırdı. Baybars'ın hutbelerle ve halife onayıyla yerini sabitleme çabaları sonuç vermedi ve El-Nâsır Muhammed üçüncü kez, bu sefer tam yetkiyle tahtına geri döndü. Bir Devrin Sonu: El-Muzaffer Baybars'ın Gözden Düşüşü ​Tarihçinin Anlatımı: "Halk el-Muzaffer’in (Baybars el-Çâşnigî) saltanatını beğenmiyor, ona hizmet etmek istemiyordu. Aksine hepsi El-Nâsır’ın yanında toplanmaya başlamıştı. El-Kerek’ten gelerek kendisine biat eden emîrlerle birlikte El-Nâsır büyük bir ordu topladı ve harekete geçti. Dimaşk (Şam) ve diğer şehirlerdeki emîrler grup grup El-Nâsır’a katıldılar. ​Bu sırada Mısır’da çarşılarda ve sokaklarda halk açıkça el-Muzaffer Baybars’ı istemediğini söylüyordu. Kahire sokaklarında 'Nâsırî' nidaları yükseliyordu. Baybars, kendi yerini sabitleştirmek ve meşruiyetini korumak adına halifeye ve camilerdeki hatiplere talimatlar gönderdi. Kendi adına hutbeler okutulması ve yerinin kararlaştırılması için baskı yapsa da gönüllerdeki El-Nâsır sevgisini söküp atamadı." Hakkın Teslimi: El-Nâsır Muhammed’in Üçüncü Cülûsu ​Tarihçinin Anlatımı: "Baybars el-Muzaffer, durumun aleyhine döndüğünü ve ordusunun kendisini terk ettiğini anlayınca çaresiz kaldı. El-Nâsır Muhammed, muzaffer bir şekilde Kahire’ye girdi. Halk yollara dökülmüş, büyük bir coşkuyla gerçek sultanlarını karşılıyordu. ​709 yılı Ramazan ayında El-Nâsır Muhammed yeniden tahtına oturdu. Bu seferki gelişi, öncekilerden çok daha güçlüydü. Halife ve emîrler
Sayfa 190·Kitabı okudu
Alıntı
Arapların yaptığı, sadece eski yunan ilimlerini diriltmekten ibaret değildir. Onlar kendi başlarına yepyeni ve orijinal bir ilim dünyası yarattılar. Yeni araştırma yolları bulup bunları geliştirdiler, sonra da hepsini çeşitli yollarla Garp’a naklettiler. ”içinde yaşadığımız yeni ilim asrı, Hristiyan Avrupa’da değil; Dimaşk, Bağdad, Kahire ve Kurtuba gibi İslâmî merkezlerde doğdu” dersek mübalağa etmiş olmayız.
Sayfa 55·Kitabı okudu
Alıntı
El Mansur'un Merhametli Saltanatına Örnek
​"Efendim! Bu adamı defalarca öldürmek gerekiyordu. Oysa siz kendisini bağışlıyorsunuz, intikam alıp kendisini cezalandırmıyorsunuz." ​Sultân, en-Necmî'ye Backa'nın işlediği suçları ve günahların ne olduğunu sordu. en-Necmî de kendisine şöyle cevap verdi: ​"Bu, Sultân'ın Türk diyarındaki memlûkü idi. Kader ikinizi Alâuddîn Karasungur es-Sâkî'nin yanında bir araya getirince es-Sâkî onu size bağışladı. Saltanat size geçince Backa'yı Dımaşk'a emîr yaptınız. Backa ise Sungur el-Eşkar ile birlikte oldu. el-Eşkar'ın izinden gitti ve ona hizmet etti. İşte o bu suçtan dolayı dayaktan da öte ölümü hak etmiştir." Bunun üzerine emîrler şöyle dedi: "Evet, gerçekten de ölümü müstahak ve vacip olmuştur." ​Emîrlerin hepsi de Backa'nın üzerine çullanıp saldırdı. Elbiselerini çekiştirerek çırılçıplak bıraktılar. Sultân kınında duran kılıcını çekti. Backa orada bulunanların ellerinde tutulu haldeyken emîrler Sultân'dan kendisi için şefaat dilediler. Bunun üzerine Sultân şöyle dedi: ​"Onu bugünlük affedelim." ​Kendisini serbest bıraktıkları zaman ayağa kalktı ve şöyle dedi: "Efendim! Ben bir köpeğim. Bu köpeklerin hepsi ise başıma üşüştüler. Onların şerrini def etmeye gücüm yetmez." ​Onun bu sözüne gülüştüler. ​Sultân, Backa'ya ve orada bulunanların hepsine hil'atler dağıttı. Bol bol ihsanlarda bulundu. Bu gün sevinç, neşe, mutluluk, lâtife, umut dolu, eğlenceli gönülleri rahatlatan mizahlı bir biçimde geçti.
Sayfa 97·Kitabı okudu
Alıntı