"Tatar Çölü", insanın hayat denen belirsizlikle verdiği görünmez mücadelenin romanı. Buzzati'nin çölü sadece bir coğrafya değil; anlam arayışının, boşluğun ve ölüm korkusunun sembolü. Başkahraman Drogo, kalede diğer askerler gibi bir gün kaleye düşmanların saldıracağını ve buna karşı sergileyeceği kahramanlıkları hayal eder-tıpkı bizim de hayatta boşluğa anlam yüklemeye çalışmamız gibi. Drogo kalede dostluklar kurar, görevler üstlenir fakat en büyük acılarını ve umutlarını hep tek başına taşır. Bu yalnızlık tesadüf değildir; çünkü anlamı belirleyen dışarıda yaşananlar değil, insanın onlara verdiği tavırdır. Tatar Çölü tam da bunu anlatır: Gençlik büyük beklentilerle başlar, orta yaş alışma ve oyalanma ile geçer, yaşlılık ise insanı pişmanlıkla yüzleşmeye zorlar. Ve son anda cesur olmak, hayattaki en zor sınavdır(bizler bunu belki de bu romanın sayfalarında okumadan asla öngöremeyecektik). Buzzati roman boyunca bize şunu fısıldar: İnsan, aslında kendi çölünde ölür.