10/10
·392 syf.··
2026 45. kitabı
"Başka birine aşık olursam onu asla özgür bırakamam." Tanıtımını gördüğümde o kadar aklım kaldı ki, alır almaz bekletmeden okudum. İyiki de öyle yapmışım gerçekten çok iyiydi tek eleştirim sonunun inanılmaz hızlı olmasıydı, bir tık daha geniş, duyguların daha hissettirildiği bir son olabilirdi. Dram çok seviyorum ben ya. İki karakterde kalbimde yer etti. Kitabı sadece bir aşk kitabı olarak düşünmeyin çünkü çok fazla his barındırıyor aile, kardeşlik, dışlanmışlık yanında farkındalık, adanmışlık, acı ve tabiki AŞK... Wren; annesi babası küçükken ayrılmış, şimdilerde nişanlı, işinde başarılı bir mimar. Bir gün gözleri önünde -bir konuşmaya şahit olmasa da- bakışlardan nişanlısının yanında çalışan bir kadınla olan bağını görür, bunun ne anlama geldiğini içinde çözmeye çalışırken de nişanlısı gelip o kadına aşık olduğunu söyler. Ve böylece hayata dair planları düğünüyle beraber iptal olur. Yaşadıkları yerde onları sürekli el ele, mutlu görmeye başlayınca da annesi biraz kafasını dağıtması için babasının yanına gitmesini ister. Hikayemiz de böylelikle başlar aslında... Babası da zamanında annesini başka biri için terk etmiştir, işte böyle durumlarda terk edilen sadece büyükler değil asıl etkilenen çocuklar oluyor. Babasının diğer eşinden olan kızıyla yakınlığını her gördüğünde kendini hep dışlanmış hisseden Wren'in o yüzden kız kardeşiyle aralarında hep bir nasıl derler uzaklık olmuş. Ama dışa dönük, çılgın kardeş bu boşluğu bu sefer kapatmaya niyetli, Wren'e yakın davranıp, geldiği gibi onu bara götürüp zaman geçirmek ister. İşte orda karşılarlar Anders'le de. Bir göz teması bir bakış yetmiştir aslında ama Wren daha yeni bir ilişkiden çıktığı için böyle bir şey düşünmek istemez. Ama bilirsiniz ki bazı şeyler elde değildir. Anders; 4 yıl önce eşini kaybetmiş, formula
Yalnızca Aşk Bu Kadar AcıtabilirPaige Toon · İndigo Kitap · 20263 okunma
9/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
Mai (Mavi) kurulan güzel hayaller, olmasını istediğimiz hülyalar. Siyah ise tam tersi. Kitabın hikâyesini beğendim. Kabullenemediğim bir şey var. Bu kadar saf olma be Ahmet Cemil. Hayatta hayaller kurarız, bir şeyler isteriz. Bunları kimseye söylemediğimiz takdirde kimse hayallerimize ket vuramaz, bizimle dalga geçemez. İşte hayatta öyle şeyler vardır ki belini kırar, hayaline ulaşmana bile engel olur. Kurduğun, düşlediğin her mavilik siyaha döner. Keşke olmasa dimi. Olmaz dediğin ne varsa hepsi ardı ardına üstüne gelir. Sonra dersin ki “Ne için yaşayacağım lan artık!” Ya kalıp savaşacaksın, ya da terk edeceksin.
Mai ve SiyahHalid Ziya Uşaklıgil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202134,8bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·104 syf.··
2026 203. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 00:19
“Dans etmek bir çığlığı susturmak mı ?” Strasbourg, tarihinde akıl almaz bir olayla sınandı.Dans… Açlık ve sefalet toplumun sınırlarını ne kadar zorlayabilir? Açlıktan pislik yemek, çöp hatta nesneyi yemek… Ya da belki öz çocuğunu ? Açlıktan kendi çocuğunu yemek… 1518 yılında dünya eşi benzeri görülmemiş toplumsal bir histeri vakasıyla karşılaştı. Dans etmek . Kulağa eğlenceli geliyor dimi , ama durun bu öylesine dans değil ölene dek dans etmekle biten ölümler. Strasbourg açlık ve sefaletten kırılıyordu . Jeu-des Enfants sokağında yaşayan Enneline sefaletten ve açlıktan bitap düştükleri için yemi doğmuş bebeğini nehire atıp terk ediyor. Jeu-des Enfants sokağındaki evine geri döndükten sonra bir anda dans etmeye başladı. Sokağa çıkıyor ve dansını sokakta devam ediyor. Onu gören komşuları da garip bir biçimde ona katılıyorlar ve dans hastalığı bi anda bütün sokağı ele geçiriyor , hatta tüm Strasbourg’ u! Durumdan rahatsız olan belediye başkanı orduyu acil göreve çağırıyor.Ordu bu histerik olay karşısında çaresiz . Kiliselerde papazlar dualarla ayinlerle bu ölümcül dansı durdurmaya çalışıyorlar .Doktorlar da bu olayı aydınlatamıyorlar . Dans etmekten yorulup ölenlerin ardından dansa yenileri de katılıyor … 1518 yılında dünya şaşkınlık yaratan bir histerik vaka. Dans etmeye başlayıp ölen topluma ne tıp ne de din dünyası anlam veremiyor . Acaba dans ederek ölmek yaratanın bir cezası mıydı ? Tarihte aydınlatılamayan bir ölüm vakası…
Dansa DavetJean Teule · Sel Yayıncılık · 202011,1bin okunma
8/10
·176 syf.·
2026 53. kitabı
Kadınlarımız dünyanın her yerinde maalesef şiddete, gerek sözsel, gerek cinsel, gerekse fiziki şiddete maruz kalıyor. Bunu değiştirebilir miyiz yakın zaman için düşüncelerim maalesef olumsuz. Biraz da Cinsel Şiddet kitabı sebep oldu, tecavüz üzerinde durulan bu kitapta özellikle aile içi yani karı koca tecavüzüne yer veren kitap, en ileri, en demokratik ülkelerde bile yetersiz yasalar, yetersiz cezalar yetersiz yaşam hakları. Diğer geri kalmış ülkeleri düşünmüyorum bile. Adı üstünde tecavüzde rıza olur mu? Gerçi bizim ülkemizde olur rızan olması için yetişkin olmak zorunda değilsin, kadın olmak zorunda da değilsin hem bir kereden bir şey olmaz dimi aile bakanımız öyle demişti, ya da tecavüzcüsü ile evlenme yasası çıkaralım. Tekrardan kitaba dönecek olursak, kadınların zaten çok büyük kısmı aile içi(karı koca) cinsel şiddeti erkek zaten normal karşılıyor da kadının da artık normal karşılıyor olması, ya da bir göreviymiş gibi yapması yahut şikayetlerinin yasalar karşısında yetersiz kalması. Ölüm yoksa cinsel şiddet serbest şekline getiren yasalar ataerkil toplumun erkeklere büyük kıyağı, kadın konuşmamalı, denileni yapmalı hem karşı gelmezse dayak da yemez. İç karartıcı bir kitap daha doğrusu toplumsal sorunlara dayandığı için insan bir çözüm bekliyor. Bunu siyasilerin yapması, ya da halkın yaptırması gerekiyor.
Alıntı
Cinsel ŞiddetAlberto Godenzi · Ayrıntı Yayınları · 199999 okunma
8/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2026 48. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 12:07
Alice Feeney nbr, yapıyorsun bu işi ha şımarma ama. "Bazı sırlar gizlendiği gölgelerden daha karanlıktır" cümleyi kes korktunuz dimi Yaşlı bir teyzemiz var, falcının biri kadına demiş 80. yaş gününden öleceksin falan. Manyak ya söylenir mi lan böyle dan diye. Başka bisey salla yani. Uzun bir yol var de. Biri seni kıskanıyor de. Çekemiyorlar falan de ver gazı yani. Yaşlı teyzemiz ölmeden önce her sene olduğu gibi bir kez daha bir araya getirir aileyi. Aile desikae dışarıdan aile dersin ama içeridem aman aman düşman başına. Ailede herkes birinirinin kuyusunu kazıyor. Neyse bunlar bir araya geldi tabi. Evde. Cins bir yerde etrafı sularla çevrili gel git oluyor şu geldim gitmiyor falan. Yaşlı teyze planı yapmış, ev halkının haberi yok tabi. Ev halkı bekliyor ki oturma odasının ışığı kapatılacak içeriden biri gizlice aldığı pasta ile gelecek mumlar yanık şekilde, alkışlar içinde iyiki doğdun falan filan, yok öyle olmuyor işte. Ailenin gizli kapmış sırları gün yüzüne çıkıyor ve aile fertleri teker teker mefta oluyor. Herkesten şüphe ederek ilerliyor konu, ama o değil işte 10/8 veriyorum. İyi okumalarınız olsun. Şüphesiz ki okumak iyidir Tavsiye için Gül teşekkürler
Daisy DarkerAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20241,398 okunma
Aslında güzel bir yapıt ama dikkat edildiğinde değil!
Puan vermedi
“Gerçek aşk” diye okutuyorlar ya _Romeo ve Juliet_’i, çıldırıyorum. Hikaye baştan sona saçma. Juliet 13 yaşında, Romeo 16. Üç günde tanışıyorlar evleniyorlar ölüyorlar. Üç gün! Ben okulda üç günde biriyle çıksam annem beni keser. Buna “ebedi aşk” diyorlar. Yok öyle bir şey. Ergen gazı işte.(Yazıldığı dönemde o yaşta evlilik belki doğru olabilir ama bu o dönem diye kitapta yazıldı diye güzelemeyelim dimi?) Romeo zaten baştan sıkıntılı. Oyunun başında Rosaline diye bir kıza takık. Kız yüz vermeyince “ay ölecem bittim” diye geziyor. Sonra partide Juliet’i görüyor, hop Rosaline’i unutuyor. Beş dakikada “ben buna aşığım evlenicem” diyor. Bu ne hız? Aşk değil bu, boşluktan kime tutunsa ona koşuyor. Bir de utanmadan kızın kuzenini öldürüyor. Tybalt’ı doğrayıp sonra “ay Juliet’ime kavuşamıyorum” diye ağlıyor. Sen kızın ailesinden birini öldür, sonra kızla kaçmaya çalış. Manyak mısın? En komiği de sonu. Juliet uyku ilacı içiyor, rahip Romeo’ya haber yolluyor. Haber gitmiyor. Romeo geliyor, kız öldü sanıp zehir içiyor. Kız uyanıyor, Romeo’yu ölmüş görünce o da kendini bıçaklıyor. Toplam 6 kişi ölüyor. Tek bir mesaj yüzünden. “Trajedi” diyorlar. Bence malca bir iletişimsizlik. İki aile de ayrı rezalet. Yıllarca niye düşmanlar belli değil. Çocuklar geberince “ay barışalım” diyorlar. Altı ceset olmadan aklınız neredeydi? Ben liseye gidiyorum. Bize bunu “dünyanın en büyük aşk hikayesi” diye okutuyorlar. Kusura bakmayın da 13 yaşında çocuğun üç günlük dramı büyük aşk değil. Cinayet var, intihar var, çocuk evliliği var. Nesi romantik? Wattpad’de biri böyle yazsa yerden yere vururuz. “Mantık hatası, toksik, cringe” deriz. Shakespeare yazınca “şaheser” oluyor. Aynı şey lan. Klasik diye her şeyi yutmayacaksın. Dili güzel olabilir, eyvallah. Ama hikaye bozuk. Ben bozuk şeye bozuk
Edebiyat
Romeo ve JulietWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202475,8bin okunma