İyi bir sosyolog, kaliteli bir düşünür, kaleminin kıblesi her daim kendi doğrularına dönük bir yazar Ali Şeriati..
Kısa hayatı boyunca hiçbir kınayıcının kınamasından korkmadan ve eğilip bükülmeden her daim doğru bildiğini haykırmaktan çekinmemiş ve bedelini vatanından uzakta canıyla ödemiş, davasında samimi bir hareket adamı..
Düşüncelerinin esası, ruhtan yoksun geleneneklerden arınmış bir şekilde İslam'ın özüne dönüştür. İslam Dinini sosyolojik bir okumayla ele alması, Batı metodolojisini çok iyi bilmesi ve Batı düşüncesinde ortaya çıkmış bazı görüşlere ait temel ilkelerin İslam’ın özünde var olduğunu vurgulayarak geleneklere savaş açması, onun hem çağdaş bir İslam düşünürü hem de İran İslam devriminin sembol ismi olarak anılmasına vesile olmuştur. Özellikle din sosyolojisi ve çağdaş İslam düşüncesi üzerine pek çok eser telif etmiştir. İran’da doğup büyümüş olması hasebiyle sahip olduğu Şii bakış açısının eserlerine yansımış olması gayet tabiidir. Ne var ki bu eserlerde Ehl-i sünnet müslümanlar için son derece önemli sayılan şahsiyetlere yönelik hakarete varan ifadelerin bulunması, bu kitapların sünni camiada okunmasının meşru olup olmadığını her zaman tartışmaya açık hale getirmiştir. Bu nedenle Ali Şeriati kitaplarıyla ilgili tekrar tekrar vurgulanması gereken temel nokta şudur:
Şeiati’nin dini konuları ele alıyor olması onu bir din alimi yapmaz, müfessir yapmaz, muhaddis yapmaz. Dolayısıyla kendisinden din öğrenilemez, hadis öğrenilemez, fıkıh öğrenilemez, akaid hiç öğrenilemez. Bu eserlerdeki doğru ve yanlışları ayırabilmesine yetecek kadar tefsir, hadis, akaid ve İslam tarihi bilgisine sahip olmayanlar ve her okuduğunu hiçbir süzgeçten geçirmeden olduğu gibi kabul edenler için Şeriati okumak sakıncalı görülmektedir