7/10
·342 syf.··
2026 15. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 15:20
Başlarda ortaya çıkan dinlerden söz etse de kitap ağırlıklı olarak Hristiyanlık ve onun farklı kolları üzerinde duruyor. Özellikle Hristiyanlığın Amerika’ya taşınmasıyla birlikte kapitalist sistemle kurduğu ilişkiyi anlatan bölümler dikkat çekiciydi.Burada dinin şirketleşmesini okuyabilirsiniz. Ben daha sorgulayıcı ve eleştirel bir metin bekliyordum. Ancak zaman zaman, farklı bakış açılarını tartışmaktan çok okuru İsa’nın yeniden gelişine ikna etmeye çalışan bir anlatımla karşı karşıya kaldığımı hissettim. Bu nedenle beklentilerimi tam olarak karşılayamadı. Bununla birlikte, yüzyıllar boyunca din adına yürütülen savaşlarla dinlerin öğütlediği ahlaki ilkeler arasındaki çelişkiyi sorgulaması kitabın en güçlü yanlarından biriydi. İnançların tarih boyunca nasıl şekillendiğini ve siyasi, ekonomik yapılarla nasıl iç içe geçtiğini görmek açısından da düşündürücü bir okuma sundu. Son sayfalarda yer “tüm dinler afyondur” yaklaşımı kitabın özeti oluyor kanımca.. Dinlerin tarihi kadar, insanların inançları adına neleri göze alabildiği de ürkütücü bir tarihi anlatıyor.
Dinin Kısa TarihiRichard Holloway · Alfa Yayınları · 2019324 okunma
Bu Ülke kitap tahlili
10/10
·339 syf.··
Beğendi
·
2025 35. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2025 08:13
Kitap beş bölümden oluşur. İlk bölümün başlığı “Sihâm-ı Kazâ (Kaza Okları)”dır. Tevrat’ta Babil’in anlatıldığı kısımdan alıntıyla başlayan bu bölümde ve “Biz ve Onlar” başlıklı ikinci bölümdeki yazılar ağırlıklı olarak Batı’ya ve Batılılaşmaya ilişkin eleştirilerden oluşur. Söz gelimi siyasetteki “sağ” ve “sol” eğilimlerin Batı’daki çıkış noktası anlatılarak Türkiye’deki yansımalarına değinilir. Sağ, Avrupa’da kötülenirken ve yakın tarihin “günah tekesi” haline getirilirken, Türkiye’de ise mukaddesatçılığın bayrağı haline getirilir. Türkiye’den başka da elinden tutanı kalmamıştır. Hâlbuki Hristiyan Avrupa’nın bu habis kelimelerinden kurtulmak gerekir. Kendi gerçeği kendi kelimeleriyle anlayıp anlatmak, her namuslu yazarın vicdan borcudur. Cemil Meriç ilk bölümdeki yazılarında dil meselesini öne çıkarır. Çünkü kelâm bütünüyle haysiyettir. Kamûs (sözlük), bir milletin hafızasıdır. Türk yazarı dil sürekli değiştiği için talihsizdir. Bu dile eklenen “izm”ler de Türk milletinin idrakine giydirilen Avrupalı deli gömlekleridir. İdeolojiler siyaset dünyasının haritalardır. Ancak tehlikeli bir yolculukta pusulaya da ihtiyaç vardır ve bu pusula da şuurdur. Tarih, millet, kişilik şuuru. İdeolojinin peşine takılanlar ise pusulasızdır. Türkiye’nin kaderini aydınlığa taşımak için tüm ideolojilere kapıyı açmak hepsini tanımak ve tartışmak gerekiyor. Bu sebeple de düşünceye sonsuz bir hürriyet verilmelidir. Bugün Türk aydınının sıkça tekrarladığı şikâyet; bu ülkede yaşanmayacağıdır. Çünkü Türkiye’nin insanından şikâyetçiler, yani kendilerinden. Türk aydını Kitâb-ı Mukaddes’in Serseri Yahudisi. Kaçanlar ne Türk ne de aydındır. Çünkü mazisindeki ihtişamdan utanmaya başlamış, utandıkça da unutur olmuştur. Bu sebeple “Ben Avrupalı’yım”, “Asya bir cüzamlılar diyarıdır.” demeye
Edebiyat
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,4bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Felsefe, Din, Bilim
10/10
·592 syf.··
Beğendi
·
2025 90. kitabı
Eski Yunan filozofları Sokrates-Platon-Aristo ile başlayıp modern felsefe, bilim ve din anlayışının gelişimini anlatan kitap; Norveçli Sofie ve gizemli felsefe öğretmeninin mistik macerasıyla harmanlanmış. Kitap, etkileyici bir hikaye ve akıcı bir üslup ile göz dolduruyor. Not: Din afyondur. Kullanmasını bilene...
1000Kitap
Sofie'nin DünyasıJostein Gaarder · Pan Yayıncılık · 202043,7bin okunma
Puan vermedi·327 syf.·
2025 3. kitabı
İyi bir sosyolog, kaliteli bir düşünür, kaleminin kıblesi her daim kendi doğrularına dönük bir yazar Ali Şeriati.. Kısa hayatı boyunca hiçbir kınayıcının kınamasından korkmadan ve eğilip bükülmeden her daim doğru bildiğini haykırmaktan çekinmemiş ve bedelini vatanından uzakta canıyla ödemiş, davasında samimi bir hareket adamı.. Düşüncelerinin esası, ruhtan yoksun geleneneklerden arınmış bir şekilde İslam'ın özüne dönüştür. İslam Dinini sosyolojik bir okumayla ele alması, Batı metodolojisini çok iyi bilmesi ve Batı düşüncesinde ortaya çıkmış bazı görüşlere ait temel ilkelerin İslam’ın özünde var olduğunu vurgulayarak geleneklere savaş açması, onun hem çağdaş bir İslam düşünürü hem de İran İslam devriminin sembol ismi olarak anılmasına vesile olmuştur. Özellikle din sosyolojisi ve çağdaş İslam düşüncesi üzerine pek çok eser telif etmiştir. İran’da doğup büyümüş olması hasebiyle sahip olduğu Şii bakış açısının eserlerine yansımış olması gayet tabiidir. Ne var ki bu eserlerde Ehl-i sünnet müslümanlar için son derece önemli sayılan şahsiyetlere yönelik hakarete varan ifadelerin bulunması, bu kitapların sünni camiada okunmasının meşru olup olmadığını her zaman tartışmaya açık hale getirmiştir. Bu nedenle Ali Şeriati kitaplarıyla ilgili tekrar tekrar vurgulanması gereken temel nokta şudur: Şeiati’nin dini konuları ele alıyor olması onu bir din alimi yapmaz, müfessir yapmaz, muhaddis yapmaz. Dolayısıyla kendisinden din öğrenilemez, hadis öğrenilemez, fıkıh öğrenilemez, akaid hiç öğrenilemez. Bu eserlerdeki doğru ve yanlışları ayırabilmesine yetecek kadar tefsir, hadis, akaid ve İslam tarihi bilgisine sahip olmayanlar ve her okuduğunu hiçbir süzgeçten geçirmeden olduğu gibi kabul edenler için Şeriati okumak sakıncalı görülmektedir
Dine Karşı Din / Anne Baba Biz SuçluyuzAli Şeriati · Fecr Yayınları · 20091,562 okunma
1/10
·405 syf.··
2025 6. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2025 00:12
Başarılı bir kurgu olmasına rağmen bir o kadar da etik olmayan kin ve nefretle asılsız karalamalarla yazılmış bir kitap.Hedef kitle olarak ülkücüler seçilmiş hatta uyuşturucu mafyası olarak ilan edilmis.Nerede uyuşturucu varsa orada terör vardır ki küresel güçler terör örgütlerini uyuşturucu ile besler.Bu gerçeği dünya âlem bilirken Grange, hangi Bediros'dan aldığı belli olmayan iftiralariyla kurgulamis bu kitabı , kendisine Fransızların tarihi ile ilgili ciltler dolusu sömürgecilik tarihini yazmasını tavsiye ederim.70 ve 80lerde "Din bir afyondur"diyen komünistlerle ciddi bir mücadele eden tüm ülkücü camiaya özellikle ilk Ülkücü şehit Ruhi KILIÇKIRAN'A rahmet diliyorum.Herturlu operasyonda ezan dinmesin diye coşkun ruhları ile nöbet tutan gerektiğinde şehit düşen tüm ülkücü ruhlara Allah selâm yagdirsin amin.Nisantaşı bebelerini göremezsiniz sınırda nöbet tutarken, bu gerçeği bilerek, sevmiyorsanız da saygı duyunuz o coşkun ruhlara efendim
Kurtlar İmparatorluğuJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap · 202010,2bin okunma
Acı+inanç(anlam)=mutluluk(erdem)
Puan vermedi·80 syf.··
2024 7. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Aralık 2024 09:33
Nedir bu palyatif. Tıpta temelde tedavisi olmayan hastalıklarda, hastanın acılarını azaltmak veya gidermeye yönelik tedaviyi anlatır. Yani şöyle diyelim, palyatif kelimesi kitapta acının üstünü örtmek anlamında kullanılır. Bir de kitapta geçen algofobi bölümü var; acıdan korkmak, yani palyatif tedavinin doğurduğu birey. "Bedensel hisler içerisinde yalnızca acı, insanın teknesini yüzdürebileceği, onu denize taşıyacak suyu tükenmez bir nehir gibidir. Haz, insanın peşine düşmeye çabaladığı her yerde, bir çıkmaz olduğunu açığa vurur." Walter Benjamin Bu sözler beni İngmar Bergman'ın yönettiği çığlıklar ve fısıltılar (1972) adlı filmden bir sahneye götürdü. Filmi izleyenlerin zihninde canlanacaktır. Kanser tedavisi gören bir hastaya bakıcılık yapan Anna isminde bir bakıcı vardır. Bakıcı yalnızdır ve ufak bir kızı ölmüştür geçmiş zamanda. Yüreğinde onun acısını taşır ve onun acısının ve yalnızlığın verdiği negatif haz ile doludur. Ama ona rağmen mutludur. Anna her sabah kalktığında üstünü giyinir, güzelce hazırlanır ve sonra kızının resminin karşısına geçip dua etmeye başlar, "sana müteşekkirim Tanrım, bu sabah mutlu bir şekilde uyandığın için ve huzurlu bir geceyi bana bahşettiğin için. Bugün ve her gece sana yalvarıyorum küçük kızımı cennetinde barındır ve ona sahip çık, engin bilgin de yanına aldığın kızıma." Doğa bittikten hemen sonra bir sahne var. Dua sonlanır sonlandığı anda eline bir elma alır ve ısırmaya başlar. İşte burada yönetmen bize acının insanın nasıl denize ulaşmak için teknesini yüzdürebildiği nehir olduğunu gösteriyor. Acı duygusu geçince yine günaha dalacağını görüyoruz. Dua ve ardından yenen elma metaforu ile. Ne demişti Mevlana, "Dert insanı Allah'a götüren bir buraktır." Ve Kur'an-ı Kerim'de "insana bir zarar dokunduğunda bize yalvarır. Sonra kendisine
Alıntı
Palyatif ToplumByung-Chul Han · Metis Yayınları · 20244,368 okunma