Tiyatro denilince herkesin aklına İngiltere, Rusya gibi ülkeler gelir ama bence hiçbir ülkedeki tiyatro yaşamı, Türkiye 'nin eline su dökemez. Çünkü biz, ülke olarak dünyanın en büyük tiyatrosuyuz.
70 milyon kişilik bir tiyatro bu. Sahnede demokrasi dekoru var, hukuk dekoru, medya dekoru, ekonomi dekoru var. Milliyetçilik, sağcılık, solculuk, sanat, kültür, dincilik, batıcılık, laiklik; bunların hepsi var.
Ama bir de bakıyorsunuz ki arkası yok bunların. Seyircinin izlemesi için sadece ön yüzleri hazırlanmış. Şatafatlı dekorlar, oymalar, kakmalar, süslemeler hep seyircide gerçeklik duygusu uyandırabilmek için hazırlanmış.
O cicili bicili dekorları ve göz kamaştıran ışıkları gördüğünüz anda heyecana kapılıp arkalarında çok büyük yapılar olduğunu sanıyorsunuz. Ve yanılıyorsunuz. Hepsi dekor!
Tarih tarihçilerin, dincilik din adamlarının, siyaset siyasetçilerin işi olduğu gibi, Türkçülük de Türkçülerin işidir. Tarihe sadakat, dine teslimiyet, siyasi duruşa bağlılık gibi şeyler ne kadar normalse, Türkçünün de Türklüğe sevdası, o derece normaldir.
Bu kitap, bir tarih kitabı değildir. Akademik kaygı, konjonktürel uyum, zülfü yâre dokunmama gayreti yoktur. Tarih tarihçilerin, dincilik din adamlarının, siyaset siyasetçilerin işi olduğu gibi, Türkçülük de Türkçülerin işidir.
Sistemler kendi vatandaşlarını kendilerine benzemeyenlere karşı düşman ya da kibirli yetiştirebilmek için milliyetçilik ve dincilik gibi göz boyaması ya da körleşme yöntemleri uygularlar. Çünkü kör vatandaşları kullanmak daha kolaydır.