dünyadaki her yerde, aynı buradaki gibi, bribirinin varlığından habersiz, nefret ve yalan duvarlarıyla birbirlerinden ayrı tutulan ama yine de neredeyse aynı yüzlerce, binlerce milyon insan; düşünmeyi hiçbir zaman öğrenmemiş ama kalplerinde, karınlarında ve kaslarında bir gün dünyayı tersine çevirecek gücü depolayan insanlar... bir umut varsa, proleterlerde var!
bu yerde, acıdan ve acının yakın olduğundan başka bir şey hissedemiyordunuz. kaldı ki, bizzat acı çekiyorken acınızın herhangi bir nedenden dolayı artmasını beklemek gerçekten mümkün müydü? fakat bu soruya henüz bir yanıtı yoktu.
kuşkusuz hepimiz geçmişimizle, kendimizin bulduğu ya da bizim için bulunan öykülerimizle varız, her şeyi bugün kadar yarın da yanımızda taşıyacağımızı biliyoruz, belki bizim arkamızdan ‘onun bir öyküsü yoktu’ diye konuşamayacaklar, gün doldurur gibi yaşayıp çekip gitmeyeceğiz bu dünyadan, ama hep aynı acıyı da sürekli bir yük gibi omzumuzda taşıyamayız, gücümüz yok, kaldıramayız. bazen hayatı, yaşadıklarımızı sadece eski bir şarkıyı özler gibi özlesek ve çok sevdiğimiz bir plak gibi özenle tozunu alıp pikaba yerleştirsek..