SOKRATES:Beden eğitimi hocasından sonra bu kez de sarraf hem de bütün ötekileri son derece küçümseyerek bana şöyle der: "Hadi bakalım Sokrates, Gorgias ya da başka biri zenginlikten daha büyük bir iyilik yaratsın da görelim." "Ne yani, sen zenginlik mi yaratıyorsun?" diye sorsak, "Evet," der. "Peki ama nasıl?" desek, "Sarrafım da ondan," diye yanıt verir. Bunun üzerine ona, "Zenginliğin insanlar için iyiliklerin en büyüğü olduğunu mu savunuyorsun?" diye sorsak, "Elbette," der. Ben de, "Ama bak Gorgias kendi sanatının seninkinden daha büyük bir iyilik yarattığını iddia ediyor," derim. Tabii bundan sonra o, "Bu iyilik nedir, Gorgias anlatsın da öğrenelim," der. Düşün ki, aynı soruyu onlarla birlikte ben de soruyorum sana Gorgias. Sen şimdi bize, insanlar için iyiliklerin en büyüğü olarak gördüğün ve yaratmakla övündüğün şeyin ne olduğunu söyle.
GORGIAS:Gerçekten de iyiliklerin en yücesidir bu Sokrates. Bu iyilik hem insanların özgür olmalarını hem de aynı zamanda kendi ülkelerindeki insanlara hükmetmelerini sağlar.
SOKRATES:Yani ne demek istiyorsun?
GORGIAS:Şunu demek istiyorum ki, benim sanatım mahkemede yargıçları, Meclis'te senatörleri, halk meclisinde ve bütün öteki toplantılarda yurttaşları ikna etme gücüne sahiptir. Bu güçle, hekimi de, beden eğitimi hocasını da kendine kul köle edersin; şu meşhur sarrafa gelince, onun kendisi için değil de, başkaları için, konuşmasını ve kitleleri ikna etmesini bilen senin için para biriktirip zengin olduğunu görürsün.