Puan vermedi·424 syf.··
2026 338. kitabı
Serkan Karaismailoğlu, Pia Mater adlı bu nöro-roman tarzındaki sürükleyici ve bilimsel arka planlı eserinde, insan beyninin gizemli dehlizlerini, algı dünyasını ve genetik kodların sınırlarını, hafızasını kaybetmiş bir kadının kimlik arayışı ve sıra dışı bir cinayet şebekesinin yollarının kesişmesi üzerinden konu alır. Yazar; bir sinirbilimci (nörolog) olmanın verdiği mesleki birikimle, heyecan dolu bir polisiye ve bilimkurgu kurgusu içinde insan davranışlarının biyolojik temellerini anlatırken; aşkı, sadakati, bilincin doğasını, kararlarımızın arkasındaki kimyasal süreçleri ve toplumsal manipülasyonları, okuyucuya zengin bilimsel dipnotlar sunan, akıcı, zekice kurgulanmış ve hem eğiten hem de sorgulatan dinamik bir dille işler.
Pia MaterSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 201919,1bin okunma
Puan vermedi·315 syf.··
2026 58. kitabı
Anadolu'nun güney kıyıları ile ilgili olarak yapılacak kapsamlı araştırma için başvurulacak kaynakların başında, İngiliz Amirali Francis Beaufort'un İzmir Limanı'ndan başlayıp, üzücü bir olay sonucu Ayas'da bitirmek zorunda kaldığı araştırmalarının ardından 1817'de çıkardığı "Karamanya" adıyla bilinen kitabı da yer alır. Beaufort'un bir seyahatname niteliğindeki bu eseri, denizcilikle ilgili bilgilerin dışında, yurdumuzun güney kıyılarının tarihine, tarihi coğrafyasına, arkeolojisine ve nihayet 19. yüzyılın başlarındaki genel idari ve sosyal yapısına tuttuğu ışık gözardı edilmeyerek, Suna - İnan KIRAÇ Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü'nün yayın programına alınmıştır. Ali Neyzi ve Doğan Türker'in büyük bir çaba ve dikkatle gerçekleştirdikleri bu çeviride, özgün metne olabildiğince bağlı kalınmış ve müdahaleden kaçınılmıştır. Okuyucuya kolaylık amacıyla özellikle eski yer adlarının yanına, parantez içinde italik harflerle bugünkü adları eklenmiş; gerekli görülen yerlerde editörün dipnotlarıyla yeni bilgiler sunulmuş; yazarın dipnotları olduğu gibi bırakılmış; çizim, plan, resim ve yazıtlar ise hiç dokunulmaksızın tıpkı aktarılmıştır.
KaramanyaFrancis Beaufort · Pera Müzesi Yayınları · 20022 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Demir Ökçe — Jack London kitap yorumu/incelemesi
Puan vermedi·336 syf.··
2026 15. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 18:48
Demir Ökçe — Jack London kitap yorumu/incelemesi Çoğu zaman distopya olarak anılıyor. Ama okurken bunun sadece gelecek kurgusu olmadığını anlıyorsunuz. 1908'de yazılmış. Yüz yıldan fazla önce. Ve insan doğası, sınıf çatışması, iktidar hakkında şaşırtıcı derecede güncel. "Üzerine giydiğin beyaz gömlek kanlı ve sen bunun farkında değilsin." Romanda fabrikada kolunu kaybeden bir işçi sahnesi var. Çalışma saatleri o kadar yoğun, işçiler o kadar yorgun ki — makine zilini beklerken dikkat dağılıyor. London işçi sınıfının gerçekliğini tüm çıplaklığıyla seriyor, dramatize etmeden. Hadi kitaba geçelim: Jack London'ın döneminin Amerika'sına, sınıf mücadelelerine ve sosyalist dünya görüşüne dair güçlü bir yorum. Dili akıcı ve anlaşılır, olay örgüsü sürekli hareket halinde — kendini okutuyor. Ama yalnızca olay odaklı da değil; arka planda sürekli işleyen felsefi ve politik tartışmalar var. Kitabın merkezinde Ernest ve Avis çifti var. Ernest sosyalist bir düşünür, ağzından kapitalist sistemin vahşeti ve işçilerin köleleşmesi anlatılıyor. Avis ise sıradan bir aristokrat kızı — Ernest'le tanışınca hayatı tamamen değişiyor. Onun gözünden biz de sistemi görmeye zorlanıyoruz. Bu kitabı özel yapan şey 1908'de yazılmış olmasına rağmen bugün hâlâ bu kadar tartışılıyor olması. George Orwell'in 1984'ünün temelinin burada atıldığını söyleyen eleştirmenler var. Okurken önce öfke, sonra çaresizlik, sonra acı bir gerçekleşme hissediyorsunuz. Tek sorunum son bölüm: tamamlanmamışlık hissi bırakıyor. "Birkaç sayfa daha olsaydı" diye düşünüyorsunuz. Bilinçli bir tercih olsa da okuma deneyiminde belirgin bir boşluk yaratıyor. Bir de yoğun dipnotlar var — bazen dünyayı daha inandırıcı kılıyor, bazen anlatının akışını kesiyor. Jack London'ın ideolojisine katılmasanız bile kurduğu dünyanın
Demir ÖkçeJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202519,4bin okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2026 22. kitabı
Kadın duygusallığı denilen durumun vahşiliği derim başka da bir şey demem abiii... "Bu dünyada bize (bana ;))ancak ve ancak 'yalnız ve hayalperest' olmak düşer." Dipnot: Çoğu kadın hayatının hiçbir döneminde bir erkek misali yoğun duygularla aşık olmamış veyahut yalnız kalmamıştır.
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024102,3bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 20. kitabı
Sarah ve Şemsi. Birbirlerini 20 yıl önce Paris’te gören iki kişi. Sarah genç,neşeli ,başınabuyruk,kural tanımaz bir tiyatro sanatçı. Şemsi ise ailesinin isteğiyle medrese eğitimi alıp din adamlığı yapan ama bir yandan da tıp okuyan bir genç. Şems’in Sarah a hayranlığıyla başlıyor hikaye.Ama birbirlerinden ayrılan ve 20 yıl sonra İstanbul da tekrar biraya gelen eski aşık ve iki dost un hikayesi anlatılıyor. Genel olarak keyifli bir kitaptı. Ama içerinde Fransızca cümlelerin olması ve bunların Türkçelerinin dipnot olacak koyulmaması benim açımdan eleştirilecek bir durumdu.
Sarah ve ŞemsiNilüfer Kuyaş · Sia Kitap · 2024518 okunma
8/10
·296 syf.··
2026 30. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 00:37
Bu etkileyici eserin okuma yolculuğunu ✯Bellisperennis✯ hocam ile birlikte gerçekleştirdik. Kitaba dair ortak pencerelerimizi ve iki farklı okuma deneyimimizi aşağıda paylaşmaktayım. ✯Bellisperennis✯; Bir kitabın daha sonuna geldim. Öncelikle neleri beğendiğimden ve nelerin beni zorladığından bahsetmek istiyorum. Açık konuşmak gerekirse, kitabın bazı bölümlerinde anlatım fazlasıyla uzatılmıştı. Bu nedenle okuma temposunun düştüğünü hissettiğim ve zaman zaman sıkıldığım yerler oldu. Ancak buna rağmen kitabın ana fikri ve geçmişi, zamanı değerlendirme biçimi o kadar özgün ve etkileyiciydi ki kesinlikle okunmaya değer bir eser olduğunu düşünüyorum. Özellikle “hafıza kliniği” fikri ve insanlığın geçmişe sığınma arzusu son derece başarılı, hatta yer yer tüyler ürpertici bir şekilde işlenmiş. Bunun yanı sıra kitap boyunca pek çok yazar, düşünür ve devrimciden verilen örnekler anlatıyı zenginleştiriyor. Geçmişe dair hatıraların izini sürerken, tarihin önemli kırılma noktalarına ve savaşlara da değinilmesi kitaba ayrı bir derinlik katmış. Eğer yavaş ilerleyen ama son sayfasını kapattığınızda zihninizde yeni kapılar açan, uzun süre üzerine düşündüren kitapları seviyorsanız bu kitabı listenize mutlaka ekleyin. Son olarak, bu kitabı benimle birlikte okuma nezaketinde bulunan Ömer Faruk İnceler hocama da teşekkür etmek istiyorum. Bu yolculuğu paylaşmak kitabı benim için daha da anlamlı kıldı. Daima kitaplarla ve sevgiyle kalın :) Ömer Faruk İnceler ; Zaman Sığınağı ’na başladığımda içimi ısıtan Alzheimer hastaları için kurulmuş o şefkatli geçmiş klinikleri fikri, sayfalar ilerledikçe beni çok şaşırtarak tam bir kaosun ortasına bıraktı. Aslında insanlardaki yalnızlığın verdiği acıyı dindirmek adına çok vicdani, çok insani bir çözümdü. Ama Georgi Gospodinov öyle bir şey yapıyor ki, o masum kaçış alanını alıp tüm
Zaman SığınağıGeorgi Gospodinov · Metis Yayıncılık · 01,733 okunma