Okumak ya da okumamak işte bütün mesele bu
Puan vermedi·176 syf.··
2026 63. kitabı
Okul zili çalmak üzere. Herkes sırasında nefesini tutmuş son zilin çalmasını bekliyor. Zil çaldığında her biri bir teğmene,üsteğmene, general'e ya da hiç yoktan ere dönüşecek. Onlara ait olan; bir tahta, bir duvar arasına sıkışmış koskoca imparatorluklarını yani arsalarını korumakla görevli olacak olmanın heyecanı var üzerlerinde... Yetişkinlerin bir türlü dahil olamadıkları kendilerinden pek uzak hayatları ve küçüklerin dahil olmak istemedikleri kendilerinden uzak tutmaya çalıştığı çocukluklarından sıyrılıp yeni bir dünya kurdukları yer tam da onlarcasının ayaklarıyla çiğnediği bu arsa. Hareketlerinde hala korku var, çekince, endişe ve kargaşa ama yine de her şeye rağmen onlar pal sokağı çocukları. Kendilerinin olan bu arsayı kimseye kaptıracak değiller. Son güçlerini ve cesaretlerini de toplayarak korkusuz olduklarını herkese göstermek gayesindeler. En başta kendilerine... Hayat onları kenar mahallelere, pek de zengin olmayan muhitlere tükürmüş, zenginlerin gözleri önünden işte bu mahalleye süpürmüş ve talih onları yaşamları boyunca ıskalamışken son kalelerini canları pahasına savunacak ve savunacaklar... Tiyatro bu ya ne gerekirse onu yapmalılar... Okuyacaklar için şimdiden keyifli okumalar dilerim. (Ufak dipnotum cekete zehir sürülerek sahibine teslim edildiğini ümit ederek yazımı sonlandırmak istiyorum. Neden olmasın?Let them eat rich.)
Pál Sokağı ÇocuklarıFerenc Molnar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202536,2bin okunma
Zaman labirenti ,insanın arayışı ve kayboluşu
Puan vermedi·382 syf.··
2026 37. kitabı
·
78 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 10:52
Yazar Başkahramanı Hayri İrdal ile girdiği yaşam macerasında trajikomik bir bürokrasi eleştirisi ile karşımızda. Komedi den hayatın gerçek yüzünü öyle bir dille anlatıyor ki bireyden ileriye geçerek çok daha büyük bir memleket ve insan sülietleri ile karşımıza çıkan yazar bunu tokat gibi yüzümüze çarpıyor. Bireyden topluma geçişin resmini zaman çarkında insanın değişimlerini inanışlarını modernizmini ve cahilliğini bize çiziyor. Yazarın dilinde "zaman" kavramı her zaman merkezdedir. Romanda saatler sadece zamanı gösteren araçlar değildir; canlı birer varlık, insanın karakterini yansıtan birer aynadır. Bu zaman kavramında doğu ile batıyı, insanı insan ile ve insanı cahillikle karşı karşıya getiriyor. İnsanı noktaya alarak batılılaşma ile bireyin trajikomik absürtlüğünü doğu batı arasında sıkışmışlığını kendi dünyasında harika bir dille aktarıyor. Okurken zorlandım ama severek okudum bazen dönüp anlamak için tekrardan okuduğum yerleri oldu. Tanpınar dünyası gerçekten zaman kavramının kaybolduğu okuyucunun labirente girdiği yer. Okuyacaklara keyifli okumalar. Kesinlikle şans vermeniz gerekiyor diye düşünüyorum çok şeyler yazmamak için kısa tutuyorum dipnottur. En sevdiğim sözler arasında yerini aldı onunla cümlelerimi bitireyim. "Saatin kendisi mekân, yürüyüşü zaman, ayarı insandır... Bu da gösterir ki, zaman ve mekân, insanla mevcuttur!
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 202353bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puanım 4
4/10
·440 syf.··
2026 5. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 17:55
Konusu; Ahmet Ümit’in Bab-ı Esrarı ana karakter karen kimya adında bir kadının etrafında dönüyor. Kendisi yurt dışında çalışan ve bir iş araştırması için memleketi Konya’ya gelmek zorunda kalır. Zorunda diyorum çünkü pek iyi anıları yoktur. Geçmişte babası Poyraz efendi onları bırakıp gitmiştir. Bundan dolayı Karen kimya hanım sadece iş için gittiği Konya’da aynı zamanda içsel bir yolculuğa çıkar. Bu içsel yolculukta ona yardımcı olan kişi ise Şems Tebrîzîdir. Eleştiri; 1-Eski Ahmet Ümit karakterleriyle daha bir güzeldi polisiye romanı. Nevzat ve ali komiserin yokluğunu hissettim diyebilirim. 2-Anlatımında rahatsız edecek kelimeler bulunuyordu. Bu sebeple biraz zorlayarak okudum maalesef. 3-Ahmet Ümitin diğer eserlerini de okudum fakat bunun kurgusu çok basit ve sıkıcı geldi. Başından kimin katil olduğu anlaşılıyordu. Yiğidi öldür hakkını yeme dipnotu… - Kitap içerisindeki şems ve mevlana hakkında anlatılanlar acaba gerçek mi bunlar deyip araştırmama vesile oldu . İyi ki bakmışım. Olur da yolum düşerse daha farklı bir bakış açısıyla bakacağıma eminim. Bab-ı Esrar Ahmet Ümit İstifadeli okumalar dilerim…
1000Kitap
Bab-ı EsrarAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 201942,7bin okunma
8/10
·314 syf.··
2024 6. kitabı
serinin ikinci kitabıdır. üst not: kitabın künyesi yukarda olduğu için benim kendi görüşlerim ve azıcıkta spoilerli bir tanım olacak. hala okumayan/izlemeyen varsa tanımı okumaya devam etmese iyi olur. bence bu kitap harry'nin dumbledore ile gerçek anlamda ilk temas edişi. ilk kez bilgi alıyor ondan. Dobby ile tanışıyoruz. ilerde canım dobby harry'e çok yardım edecek. karanlık sanatlara karşı savunma dersi hocalarının hep fiyasko olduğunu iyice beynimize kazıyorlar. karanlık sanatlara karşı savunma dersi, bir nevi kötü büyücü amblemi gibi. ondan pek kimse talip değil. tabii snape dışında. felsefe taşında serideki karakterleri görmüş, iyi tarafta olan kişilerin detaylarını öğrenmiştik. bunda ise, voldemort kimdir? onu görüyoruz. çok akıllı biri olduğunu, manipülasyon yeteneğinin ne denli güçlü olduğunu, ginnyi kontrol altına almasından anlıyoruz. çocukluğunu, hogwarts yıllarından ufak detayları görüyoruz. bu okuyuşumda dikkatimi çeken bir bilgi oldu ki oda, dumbledore aslında harrye onun içinde bir ruh parçası olduğunu daha bu kitapta söylemiş. tomla benzerlik yada çataldil konuşma yeteneğinin sebebini sorarken üstelik. ilk hortkuluğun olduğu kitapta tabii böylesi bir bilgiyi vermesi çok doğaldı ama, daha tüm detayları bilmezken okuduğum için sadece yetenek ve güç aktarımı olarak yorumlamıştım bu kısmı. dip not: bu kitabı okurken en çok yetişkinlerin neden bu kadar olay dışı ve beceriksiz kaldığını sorguladım durdum. 12 yaşındaki çocuğa böyle şeyler yaptırılır mı hiç dedim ama, e çocuktan al haberi modundalar biraz. ondan bir şey diyemiyorum. bu dipnotu göz ardı ederseniz keyifle okunur.
Harry Potter ve Sırlar OdasıJ. K. Rowling · Yapı Kredi Yayınları · 201949bin okunma
8/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2026 58. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 23:40
Helllöööö Sonunda severek okuduğum bir kitabın yorumu ile anında gelebiliyorum. Aslında bu kitabı sevebileceğimi çok düşünmemiştim çünkü ilk 100 sayfa cidden biraz yavaş ilerliyor ama sonrasında öyle bir güzelleşiyor ki.. Hem duygulandım hem de kahkahalar attım Kitabın benim için favori karakteri kesinlikle Büyükanne Mimi:) Kadının kafasına ve yaptıklarına aşık oldum:d İleride böyle çılgın bir büyükannne olmak istiyorum resmen Perci kesinlikle kendi değişimi ile tüm çevresini değiştirdi diyebiliriz. Ama bunun da gizli kahramanı kesinlikle Mathias(arkadaşı). Yani onunla birlikte hazırladığı liste olmasa başlayabilir miydi bilmiyorum. Gerçekten hayatınızda ki insanlar o kadar önemli ki. Sizi geriye çekecek, düşürecek değil de daima yanınızda olup sizi yükseltmeyi bilecek birileri olsun hayatınız da. Pes etmeye çalışsanız bile o sizi kaldırsın. Bu da böyle bir ara dipnottu. Ve Percinin annesini kesinlikle boğmak isteyeceksiniz. En sevmediğim her şeyi kendinin bildiğini sanan ve dediğini yaptırmaya çalışıp sürekli insanların hayatına müdahale eden tipler.. Gerçekten böyle bir anne olmamak için tüm tuşlara basabilirim ya :d Ve kitabın sonlarına doğru öyle bir sahne var ki...Vay canına yürü be kızım demeden edemedim. Eh kitabın kesinlikle diğer favori ikilisi Nate ve Lilah oldu. Aralarında ki baba-kız ilişkisinde kendi oğlumla olabilecek geleceği gördüm resmen:d Ve son olarak Perci, Nate, Lilah, Mathias ve diğerleri ile mutlaka tanışmalısınız:)
1000Kitap
Değişim ZamanıSharon M. Peterson · Yabancı Yayınları · 202553 okunma
8/10
·276 syf.··
2026 70. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 11:32
James Joyce - Dublinliler benim için, yıllardır içten içe bize telkin edilen “okuması zor” önyargısını atlattıktan sonra çok etkileyici bir okuma deneyimi oldu. Joyce’un olaylardan çok insanların iç dünyasıyla ilgilenmesi benim zaten kurguda sevdiğim taraf. Klasik anlatılardaki “sonra ne oldu?” sorusundan ziyade, “o anda ne hissetti, ne fark etti?” sorusunun peşine düşüyor. Özellikle epifani anları; maskenin düştüğü, insanın kendisiyle yüzleştiği, sessiz ama derin iç kırılmalar yaşadığı anlar kitabın en güçlü tarafıydı benim için. Joyce anladığım kadarıyla aşırı yerel bir yazar. Dublin’in dili, kültürü, gündelik hayatı metnin içine öyle işlemiş ki bazı göndermeleri dipnotsuz anlamak zor. Ama kitabın evrenselliği de yine tam burada sanki; çünkü Dublin’e daldıkça insan doğasına da yaklaşıyor. Sıkışmışlık hissi, kaçamamak, küçük hayatların hafife alınan trajedileri, insanların kendi yalanlarına tutunup onlarla avunmaları çok tanıdık geliyor. İnsanın kendine çarpması, kendini kandırdığını fark etmesi, o sessiz ruhsal çözülme anları… Basit gibi görünen durumların taşıdığı derinlik ve o anların hayatı değiştirme gücü. Kitabın gerçek etkisi de bence burada yatıyor. Son öykü Ölüler beni özellikle etkiledi. İnsanların kendilerini hayatın merkezi sanma hâlinin ne kadar kırılgan olduğunu çok sakin ama çok güçlü bir şekilde gösteriyor. Bir anda açılıveren eski bir hatıranın, bir insanın bütün algısını değiştirebilmesi çok etkileyiciydi. Gabriel’in yaşadığı kırılma sadece eşini değil, kendisini de ilk kez gerçekten görmesi gibiydi. Geçmişin, kaybın ve bastırılmış duyguların ağırlığı bütün öykünün üzerine sinmiş. Finaldeki kar sahnesi ise uzun süre aklımda kalacak gibi. Sessiz ama insanın içine çöken bir finaldi.
1000Kitap
DublinlilerJames Joyce · İletişim Yayıncılık · 20212,999 okunma