Kardeşimin Hikayesi
9/10
·330 syf.··
2026 221. kitabı
Bir gün sabahtan başlayıp akşam bitirdiğim soluksuz okuduğum ve bitince de camdan dışarı bakıp ben ne yaşadım ya! dediğim bir kitap oldu. Zaten yazarın bütün kitapları bende bu güzel hissi bırakıyor. İyi ki kitaplar var
1000Kitap
Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2019126,7bin okunma
Öğrenmeyi Öğrenmek
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 15:43
Eğitim hayatım boyunca belkide hep sorguladığım ama cevabını alamadığım sorulara bu kitapla cevap alabildim. Müfredat içerisine hapsolmuş bizler sistematik bir şekilde sınav çalışma sınav çalışma döngüsünde çalışıp duruyoruz. Başka şansımız da yok doğrusu . Fiziği matematiği iyi yaparsak sınavdan yüksek alırız daha prestijli bir okula hak kazanırız. Amaçlar hep daha iyisine ulaşmak içindi bu bağlamda dersler bizim için hep araç oldu ve amac gözüyle bakmadık. Lise hayatında herkesin sorguladığı bu fizik kuralları nerde işimize yarayacak : sınavda ,cevabı dışında fiziği hayatımızın her yerinde nasıl kullanılacağından bahseden bir öğretmeniniz oldu mu? Benim olmadı. Çünkü öğretmenler de farkli bir sistemin ürünü değil. Öğrenmeyi öğrenmek. İşin özünü kaçırdık senelerce ve kitabı okurken fark ettim ki bazı öğrenciler bu olayı kendi kendine çözmüştü zaten bunun ekmeğini de yiyorlardı tabii. Benim en çok etkilendiğim şey şuydu kitapta : Öğrenme metodlarının hemen hepsini uygulamış hayatımda tıp Fakültesi'ni okurken hepsini tek tek denemiş biri olarak denediğim her metodun da öğrenme dışı sınav ve ezber odaklı olduğunu fark ettirmek oldu. Bir cam fanus içinde farklı köşelerden dışarı bakmaya çalışıp farklı yöntemler denediğimi zannediyordum. Halbuki fanusun dışından kendimizi görmekmiş maharet. İlim öğrenmenin özünü kaçırmışız. Bu konuda tefekkür etmemi sağladı. Ve kendime dahi soramadığım bazı soruları kitap sorup ve cevabını vermişti. Biz gençlere kişisel gelişim adı altında şişirilmiş sloganları kitaplaştırmak yerine gerçekten bizden birinin hayatın içinden gelip aynı sorunlara gerçekçil çözümler sunması ilaç gibi geldi. Öğrenme merakımı tazeledi herkese rahatlıkla önereceğim bir kitap oldu. Kitabın özünden aldıklarımızla İstifade etmek nasip olsun vesselam. Altay Cem Meriç
Öğrenmek
Öğrenmeyi ÖğrenmekAltay Cem Meriç · Tin Yayınları · 20253,650 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
9/10
·129 syf.··
2026 8. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 23:29
Aylin Balboa’nın bu kitabını okurken, aslında dışarıdan bakınca eski usul mektuplaşmalardan ibaret gibi görünse de, derinlerde bambaşka bir yolculuk olduğunu fark ettim. Bu kitap, bir kadının kendi yalnızlığıyla barışma, 'ben' dediği o daracık hapishaneden çıkıp özgürlüğüne kavuşma hikâyesi aslında. Yani o mektupların asıl amacı, Osman’ın onları okuması ya da ona ulaşması değil; aslında Osman’ı bir vesile olarak kullanıp, ilişkide yarım kalan ne varsa dışarı dökmek ve o yüklerden arınmak. Kısacası; birine veda etmekten ziyade, kendi içindeki o iyileşme sürecini başlatmanın ve kendine yeniden dönmenin hikâyesi bu. Yine de Osman’la olan yüzleşmelerini ve ayrılık sebeplerini merak etmedim değil; acaba gerçekten yüzleşseler nasıl olurdu diye düşünmeden edemiyorum.
Bu Hikâye Senden Uzun OsmanAylin Balboa · İletişim Yayıncılık · 202213,8bin okunma
Puan vermedi·32 syf.··
2026 139. kitabı
Hiç düşündünüz mü günlük olarak ne kadar çöp atıyoruz ve bu çöpler nereye gidiyor, nasıl yok oluyor diye? Gökçen hepimizin yerine bu sorunun yanıtını arıyor. Aslında yeryüzü için en önemlisi elbetteki hiç atık üretmemek. Ama bu nasıl olacak? Tam da bu noktada Gökçen’in sorduğu, hiç atık üretmemek için çikolatanın kabını da mı yiyeceğiz acaba sorusu yüzünüzde gülümseme oluşturuyor. Aslında her yaştan insan için artık yenilenebilir kaynakların da yavaş yavaş tükendiği bir dünyada, bireysel olarak göstereceğimiz çaba çok önemli. Mesela dışarı çıkacağımız her zaman yeni bir su almaktansa, evde mataramıza doldurduğumuz suyu yanımızda taşımak belki de güzel bir adam olacaktır. Özellikle son yıllarda çantamızdaki alışveriş torbaları belki buna da güzel bir örnek olur. Çocuklara çevre bilinci kazandırmak adına hem eğitici hem de öğretici kitaplara ihtiyacımız var. Bu yüzden içerisinde verilen hikayenin yanında çocuklara çevre birinci kazandırması açısından kitap çok hoşuma gitti. Şimdi bence herkes düşünmeli çevreyi korumak adına sizler neler yapıyorsunuz? Çocuklar üzerinde bir farkındalık yaratacağına eminim.
Eyvah! Başımız Çöplerle DertteUmmahan Öztürk · Ötüken Çocuk Yayınları · 20252 okunma
Bir Hayatı Ne Kadar Bilebiliriz?
10/10
·206 syf.··
Beğendi
·
2026 57. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 19:58
"Bir dostunuzun yaşamöyküsünü yazarken, bunu onun intikamını alıyormuşçasına yapmalısınız." Gustave Flaubert, Ernest Feydeau'ya mektup, 1872 S. 6 Alıntının kendisi de çok Flaubertçedir. Yaşamöyküsü yazmak burada sadece birini övmek değil, ona yapılan haksızlıklara karşı onu tüm karmaşıklığıyla savunmak anlamına geliyor. Yani biyografi yazarı, ölü bir dostun avukatı gibi davranmalıdır düşüncesi var cümlenin altında. Julian Barnes'ın Flaubert'e olan yaklaşımını düşününce, bu sözün kitapta özellikle seçilmiş olması da tesadüf değil. Barnes da bir bakıma Flaubert'in "intikamını" almaya çalışıyor. İnsanlar biyografi okurken karşılarında bir insanın hayatını gördüklerini sanırlar. Julian Barnes ise buna itiraz ediyor. Ona göre biz aslında bir hayatı değil, o hayattan geriye kalmış ve yakalanabilmiş birkaç parçayı okuyoruz. Asıl hayat çoktan ağın deliklerinden kayıp gitmiştir. Flaubert'in binlerce mektubu elimizde olabilir ama pencereden dışarı bakarken beş dakika boyunca ne düşündüğünü bilmiyoruz. Bir akşam canını sıkan şeyin ne olduğunu bilmiyoruz. Bir cümleyi neden sildiğini, kendi kendine yaptığı küçük bir şakayı, söylemek isteyip de söylemediği bir sözü bilmiyoruz. Hayatın büyük kısmı sessizce kaybolmuştur. Barnes'ın asıl vurgusu da burada yatıyor. İnsan yaşarken bile kendisini bütünüyle tanıyamazken, öldükten sonra başka birinin onu eksiksiz biçimde tanıyabilmesi nasıl mümkün olabilir? Buna rağmen biyografiler çoğu zaman kendilerinden son derece emin bir tavırla konuşur ve biz de onları okurken karşımızda bütün bir hayat duruyormuş gibi davranırız. Barnes ise bu kesinlik iddiasına kuşkuyla yaklaşır, hatta yer yer onunla alay eder. Çünkü ona göre biyografi, bir insanın hayatı değil, o hayattan kurtarılabilmiş parçaların ustaca bir araya getirilmiş halidir. Asıl hikâyenin büyük
Edebiyat & Roman
Flaubert'in PapağanıJulian Barnes · Ayrıntı Yayınları · 2000249 okunma
Puan vermedi·344 syf.··
2026 76. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 00:01
Dedektif Erika Foster'in eşinin ölümünün ardından dört yıl geçmiştir. Yeni bir mahalle yeni bir ev hayatına devam etmek için iyi bir başlangıç olacaktı. O gece yürümek için dışarı çıktığında duyduğu çığlık üzerine hemen olaya müdahale eder. Daireve zorla girilme gibi bir şüphe yoktur ama evin içinde bir kadın cesedi bulunur. Erika davaya atanır ve Vicky'nin Güney Londra'da genç kadın öğrencileri hedef alan, kurbanlarını yurtlarında pusuya düşürüp gece yarısı evlerine giren bir cinsel suçlu hakkında çalıştığını keşfeder. Erika, Vicky'nin notlarının ve ses kayıtlarının cinayet sırasında dairesinden çalındığını öğrenince, Vicky'nin saldırganı ifşa etmeye çok yakın olduğuna ve sessiz kalmasını sağlamak için öldürüldüğüne inanmaya başlar. Olay, aynı binada genç bir Bulgar tıp öğrencisinin cesedinin bulunmasıyla rahatsız edici bir hal alır ve bu durum Erika'yı Vicky hakkında bildiğini sandığı her şeyi sorgulamaya iter. Çok az kanıtla, katilin tekrar saldırmadan önce bulunması için zaman daralmaktadır. Dava, Erika ve ekibini hiç beklemedikleri bir yöne götürüyor ve onları, kendi içinde birçok sır saklayan, Vicky'nin eski okulu olan tanınmış bir drama okulunun dünyasına sokuyor. Bu kitabın temposunu ve akışını sevdim. Yazarın çok başarılı olduğu, gerçek bir gerilim yaratan, kalp atışlarını hızlandıran sahneler vardı. Siz de bu türü seviyorsaniz tavsivemdir....
Ölümcül TanıkRobert Bryndza · Yabancı Yayınları · 031 okunma