Aureliano

Aureliano
@disil
Hasretini, yokluğunu, sensizliği bir ateş yanığı gibi öyle acıyla duydum ki yüreğimin etinde, gitgide çoğalarak gitgide derinden işleyerek öyle dayanılmaz oldu ki bu seni boğabilirdim senden kurtulmak için çünkü seni o kadar seviyorum.
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
İnsanoğlu yasak meyveyi dişleyerek değil, denize açılarak Yaratıcı’yı kızdırmış olmalı! Ne büyük kendini beğenmişlik, kaynaşan enginliğin üstüne böyle canıyla malıyla, dibe gömülmüş canavarların sırtını küreklerin ucuyla kaşıyarak atılıvermek!
"Hayatı ölümden ayıran sınırlar en iyi ihtimalle belirsiz ve muğlaktır. Birinin nerede bittiğini ve diğerinin nerede başladığını kim söyleyebilir?"
Merhaba Karanlık! Benim eski dostum. Seninle tekrar konuşmaya geldim.
Gözyaşlarının alışılmış acılarıyla hiç bir ilgisi yoktu. Öfke ve sıkıntı dolu, insanın içini buran bir acı. Bu kez hıçkırıkları baskılanmış gibi yavaş ve ağırdı. Ani bir patlama yada heyecan olmadan tuzla ağırlaşmış gözyaşları. Kendisinden başka nedeni olmayan sessiz, saf gözyaşları. Mermer bir zemine düşüp parçalanan bir tesbihin sedefli inci taneleri.