Hasretini, yokluğunu, sensizliği
bir ateş yanığı gibi öyle acıyla duydum ki yüreğimin etinde,
gitgide çoğalarak
gitgide derinden işleyerek
öyle dayanılmaz oldu ki bu
seni boğabilirdim senden kurtulmak için
çünkü seni o kadar seviyorum.
İnsanoğlu yasak meyveyi dişleyerek değil, denize açılarak Yaratıcı’yı kızdırmış olmalı! Ne büyük kendini beğenmişlik, kaynaşan enginliğin üstüne böyle canıyla malıyla, dibe gömülmüş canavarların sırtını küreklerin ucuyla kaşıyarak atılıvermek!
Gözyaşlarının alışılmış acılarıyla hiç bir ilgisi yoktu. Öfke ve sıkıntı dolu, insanın içini buran bir acı. Bu kez hıçkırıkları baskılanmış gibi yavaş ve ağırdı. Ani bir patlama yada heyecan olmadan tuzla ağırlaşmış gözyaşları. Kendisinden başka nedeni olmayan sessiz, saf gözyaşları. Mermer bir zemine düşüp parçalanan bir tesbihin sedefli inci taneleri.