“Iraklı göçmenlerin kahir ekseriyetinin fiilî tecrübesi, Siyonist mitin çok gerisinde kaldı. İlk olarak, İsrail'in onları Arap anavatanından söküp atmak için aktif olarak çalıştığından şüpheleniyorlardı ve bu, en başından itibaren kızgınlıklarını besledi.
İkincisi, bu yeni gelenler, İsrail’in kendilerini soğuktan koruyarak iyilik yaptığı yönündeki yaygın algının kurbanlarıydı. İsrail'in geçmiş iki yılda yürüttüğü propaganda, Iraklı Yahudileri, faşist bir rejimin elinde fiziksel yok olma tehdidiyle karşı karşıya diye tasvir etmiști. Bu, İsrail'in uluslararası alanda Irak'a karşı yürüttüğü kampanyaya hizmet için tasarlanmıştı. Ancak aynı zamanda İsrail kamuoyunu, ülke kapılarının bu talihsiz dışlanmışlar için açık tutulması gerekmekle birlikte onları hazmetmenin bedelinin ağır olacağına inandırdı. Netice itibarıyla Iraklılar, gururlu olim değil, kurtarıcılarına büyük minnet borcu olan mülteciler olarak karşılandılar. Bu imaj, Siyonist hareketin Iraklı Yahudilere karşı en baştan itibaren sergilediği küçümseyici tavırla uyumluydu.
Üçüncüsü, Irak'ta kendi liderliği ve kurumları olan Yahudiler, Vadedilmiş Topraklar'ın kapılarına, göçmenleri hazmetmekten sorumlu yetkililerin insafına kalmış parasız pulsuz, güçsüz ve lidersiz bireyler olarak geldiler.”
Sayfa 182 - Vadedilmiş Toprak