Videolar

"Biraz oturmuş" kısmını seviyorum, Ağır yaralı, kadıra kadınları, Dışlanmışlar, askere alınmışlar,
Doğduğunuz andan itibaren kendi başınızın çaresine bakma yeteneğiniz olmadan bu dünyaya geliyordunuz. Başkalarından öğrenmek ve uyum sağlamak zorundaydınız. Çoğu insanın onlara rehberlik eden ve öğreten ebeveynleri vardı. Hayatın yanlışlarını ve doğrularını gösteren aile büyükleri olurdu. Bir de diğerleri vardı. Dışlanmışlar, terk edilmişler ve tüm bunları kendi kendilerine öğrenmek zorunda kalmış yalnızlar. Biz zor yoldan, başarısız olarak ve hatalar yaparak öğrenirdik. Sıcak kalpler yerine pençeler ve keskin dişler geliştirirdik. Zirveye ulaşmak için savaşırdık. Bizden olanla ilgilenir, kendi başımızın çaresine bakardık. İşte bu kadardı.
Sayfa 167·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Sevgili Arsız Ölüm’den Para Gürültüsü’ne: Latife Tekin
Türk edebiyatına 1983 yılında Sevgili Arsız Ölüm ile adım atan Latife Tekin, o günden bugüne her eseriyle kurulu düzenin, dil kalıplarının ve toplumsal sınıfların sınırlarını zorlayan bir deha oldu.
“Iraklı göçmenlerin kahir ekseriyetinin fiilî tecrübesi, Siyonist mitin çok gerisinde kaldı. İlk olarak, İsrail'in onları Arap anavatanından söküp atmak için aktif olarak çalıştığından şüpheleniyorlardı ve bu, en başından itibaren kızgınlıklarını besledi. İkincisi, bu yeni gelenler, İsrail’in kendilerini soğuktan koruyarak iyilik yaptığı yönündeki yaygın algının kurbanlarıydı. İsrail'in geçmiş iki yılda yürüttüğü propaganda, Iraklı Yahudileri, faşist bir rejimin elinde fiziksel yok olma tehdidiyle karşı karşıya diye tasvir etmiști. Bu, İsrail'in uluslararası alanda Irak'a karşı yürüttüğü kampanyaya hizmet için tasarlanmıştı. Ancak aynı zamanda İsrail kamuoyunu, ülke kapılarının bu talihsiz dışlanmışlar için açık tutulması gerekmekle birlikte onları hazmetmenin bedelinin ağır olacağına inandırdı. Netice itibarıyla Iraklılar, gururlu olim değil, kurtarıcılarına büyük minnet borcu olan mülteciler olarak karşılandılar. Bu imaj, Siyonist hareketin Iraklı Yahudilere karşı en baştan itibaren sergilediği küçümseyici tavırla uyumluydu. Üçüncüsü, Irak'ta kendi liderliği ve kurumları olan Yahudiler, Vadedilmiş Topraklar'ın kapılarına, göçmenleri hazmetmekten sorumlu yetkililerin insafına kalmış parasız pulsuz, güçsüz ve lidersiz bireyler olarak geldiler.”
Sayfa 182 - Vadedilmiş Toprak
Toplumdaki yozlaşma, gelir dağılımındaki uçurum ve sefalet, göçle gelen bu cahil insanları suça itiyordu. Karşımda oturan şu zavallıya acıdım. Baba yok. Para yok. Çevre boktan. Toplum boktan. Her şeyden dışlanmışlar. Ama bir yandan da sinirleniyordum. Bu işin tadını alınca, bunu bir meslek haline getirmelerini hazmedemiyordum.
Sayfa 11 - Maceraperest Kitaplar·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam
Reklam