Günahlarımızı Bağışla
6/10
·312 syf.··
2026 29. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 22:47
Öncelikle bu kitabı okumamam için beni ikna etmeye çalışan irem , Berilsezer , Gizem ve Kararsız bir yıldız ya çok teşekkür ederim.El birliği ile çok çabaladınız ama goruyorsunuz ki ben bu kitabı okudum ve bitirdim.Ve beğendim.Tamam yani o kadar güzel değildi.Ama ne bileyim.Neyse ben nereden puan kırdığımı ve kitabı anlatınca anlarsınız umarım. Öncelikle kitap kilisede rahip olan Tyler Bell ile Poppy'nin günah çıkarma kabininde denk gelmesiyle başlıyor.İlk eleştiri buradan gelsin.Bu bir smut kitap olsa da kadının sesinin bile adamı azdırması gerçekten de berbat bir şey.Bu bu kitap ile ilgili en basit eleştirim.Sürekli bir azgınlık. Bu kitap ile ilgili ilk artım erkek karakterin -smut sahneleri gelmeden önce- çok kibar olmasıydı.Yani "uzun hikaye" diyince vaktim var diyen birine kim hayır diyebilir ki?Ayrıca Britney dinleyen ve Walking Dead izlemiş birine(ben izlemedim ama olsun)Bir de adam Latince sözler söylüyordu ki bu mukemmel bir sey.Her neyse her şey ilk elli sayfada gayet güzeldi. Sonra smut sahneleri gelince takdir edersiniz ki bu adam biraz korkunçlastı.Aslında bu adam ile ilgili bir şey değil yazar ile ilgili bir sorun bence.Kadın aynı anda hem kibar sekste de kaba biri yazmak istemiş.Yani hem centilmen bir kişi hem de odun kadar kaba.Ancak bu ikisinin birlikte yurumesi pek imkanli bir şey degil.Tyler benim gözümde okurlara göre şekillenmiş bir karakter.Yani bir karakteri yok sadece istenilen her şey bulunan bir adam. Kitaptaki vaaz sahneleri ve Tylerin son vaazi gerçekten harikaydı.Ben bu kitaptan bu kadar kaliteli alıntılar beklemiyordum.Ayrıca Poppy'nin kendi istediği hayati yaşaması mukemmel bir şey.Yani kim mukemmel ve zengin bir hayati varken dans etmeyi sevdiği için striptizci olur ki?Hayallerimizin peşinden kosmamizi çok iyi ozetleyen bir kitapti.
RahipSierra Simone · Pukka Yayınları · 2024720 okunma
10/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2026 38. kitabı
#adlitıpdosyalarıbeşduyununkasabı "Bir katili anlamak onu affetmek değildir. Onu durdurmanın tek yoludur." Merhaba kitap severler bugün size Semra 'un tavsiyesi üzerine okuduğum @dr.cihangir.isik 'ın kaleminden çıkan, sindirmesi zor olmasına rağmen elinizden bırakamayacağınız, sürükleyici bir eser ile geldim. Kitabımız bir gece yarısı Savcı Volkan'ın adlı tıp uzmanı Soner'ı araması ile başlamaktadır. İkili korkunç bir olayı görmek ve çözmek için gecenin karanlığında şehirden uzak izbe bir köyde olay yerinde buluşurlar. İkili alanlarında başarılı olmalarına, daha öncesinde belki de yüzlerde dosyada çalışmalarına karşılık gördükleri vahşet karşısında zorlanırlar. Zor bir vaka olduğunun farkında olmalarının yanında bunun son olmayacağını fark ederler. Bu safece bir cinayet değil aynı zamanda geçmişin intikamı, günümüzün ödeşmesiydi. Duyularla verilen bir kısas anlaşmasıydı. Katil ilk kurbanı Ayşe'nin duyma, tatma ve dokunma duyularını almıştı. Peki ya diğer kurbanları onların hangi duyularını alacaktı? Katilin en büyük özelliği bu insanları öldürdüğünü düşünmemesiydi. Çünkü onlar insan değildi, onun gözünde hepsi düzeltilmesi gerekilen birer parçaydı. Hatalı, çalışmayan parçaları onlardan alarak düzelttiğini söylüyordu. Volkan ve Soner birlikte çalışarak katilin profilini çıkarırken bir yandan da polislerle katilin kim olduğunu ve sıradaki kurbanın kim olabileceğini bulmaya çalışıyorlardı. Aykut bu noktada ikiliyi sürekli bilgilendiriyordu ve tüm ipuçları onları ortak bir geçmişe götürmüştü, Karaağaç Lisesine ve okulun tiyatro kulübüne. Geçmişte emekle hazırlanmış ancak hiç sergilenmeyen bir oyun, isimsiz bir çocuk Lal, sırlar ve kurbanlarını sanat eseri gibi sunan bir katil ile üçlünün kafadı yeterince dolu iken davada buldukları bazı kanıtlar
Beş Duyunun KasabıCihangir Işık · Theseus Yayınevi · 202627 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·520 syf.··
2018 107. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 10 Kasım 2018 00:00
Okuyan kadinlar kulubu olarak 29 Ekim - 10 Kasım arası Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili kitaplar okuma kararı alıp #izindeyizokuyoruz dedik. @okumacemberiolusturalim etkinliğime de böyle bir kitap kattığım için çok mutluyum. Okuyup raflara sığdırabileceğim bir kitap olmadığı kesin. Devasa bir hayata tanık oldum @yilmazozdil_ sayesinde. Mustafa Kemal Atatürk'ü, fikirlerini, zaferlerini, yaptıklarını, görüşlerini hepimiz biliyoruz. Ben bilmediğim yönleriyle Kemal'e de aşık oldum... Gözümüzün önündeki resmine değil, beynimizin içinde ki fikrin ile Ne Mutlu Türküm Diyene Sakin bir bebekliği, ağırbaşlı bir çocukluğu vardı. Dobraydı, dürüst cevapları severdi, gambazlıktan haz etmezdi. Soğuk kanlıydı, tehlikelere karşı papuç bırakmazdı. Mütevazı, esprili, hazırcevaptı. Takım çalışmasına inanırdı. Kimseyi ihmal etmezdi, vefalıydı. Hesap adamıydı. Sakin bir özgüvene sahipti. Gücünün farkında ama kibirli değildi. Pratik ve idealistti. İletişim dehasıydı, kod adı Nuh'tu. Asil ve ince ruhluydu. 21 Kasım 1925 kayıtlarına göre 1.74 boyunda, 74 kiloydu. 42 numara ayakkabı giyerdi. Karizmaydı. Açık renkleri sever, kol düğmesi, yaka iğnesi, bağcıklı siyah rugan ayakkabı kullanırdı. Köstekli saat takar, tespihi aksesuar olarak taşırdı. Fanilasında taşıdığı minik zincirli iki muskası vardı. Uyanınca çıngıraklı zilini çalardı, gazeteleri ve kahvesi getirilirdi. Yanlızken divana bağdaş kurup otururdu. Parfüm kullanmaz, kolonya sürerdi. Akşamları pijama üstüne şal yakalı robdöşambr kullanırdı. Omuzlarına masaj yaptırmaktan çok hoşlanırdı.Sofrada müşkülpesent derecesinde dikkatliydi. Kuru fasulye ve bamya severdi. Patlıcan kızartmasını sever, karnıyarığı pilavla karıştırarak yerdi. Kavun ve üzüm severdi. Tatlıyla arası yoktu ama gül reçeline hayır diyemezdi. Yaz kış soğuk su içer,
Mustafa KemalYılmaz Özdil · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201815,7bin okunma
İlk inceleme benden
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
ORTAÇAĞ'DA KADIN EILEEN POWER Orta çağ tarihçisi Eillen Power Ortaçağ tarihini siyasi olaylardan, krallardan, savaş meydanlarından uzaklaştırıp gündelik hayatı, üretimi, emeği ve bilhassa kadın deneyimini merkeze yerleştirerek konu eder. Ortaçağ toplumunu durağan bir yapı değil, hareketli ve çok katmanlı bir dünya olarak ele alır. Bilhassa kadınları ekonomik ve toplumsal yaşamın etkin öznesi olarak konumlandırır. Ortaçağ kadınları sessiz, görünmez ve pasif miydi? Manastırlardan çarşılara, saray çevresinden ev içine kadar uzanan geniş bir perspektifte kadınları aile içinde toplum ve ekonomik düzenin oluşumundaki oynadıkları rolle ele alır. Belgeler edebi eserler arşiv kayıtlarından yararlanarak oluşturduğu kitaptan Ortaçağ kadınlarının çalışma hayatını, eğitim haklarını,inanç dünyasını ve toplumsal statülerini gözler önüne serer. Kadın tarihini romantize etmez. Tarihin tam merkezini alarak yeniden kurgular. Hadi bakalım neler anlatmış biraz göz atalım: ✓Kadının yeri, kimi zaman bir ülkenin ya da bir dönemin medeniyet düzeyini ölçmek için kullanılan bir sınav olarak değerlendirilir. Ancak bu sınavın Ortaçağ'da uygulanması hayli zordur. Çünkü herhangi bir dönemde kadının konumunu belirlemek başlı başına meşakkatli bir iştir. Kadının yeri, teoride başka; hukuki ve toplumsal statü bakımından başka; gündelik yaşam pratikleri açısından ise bambaşka biçimler alır. ✓İşçi halk, tarlalar ve tezgahlarda çalışan kadınları görmeye, onlarla arkadaşlık etmeye alışkındı. Yine de pazar günleri kiliseye gidiyor, vaizlerin, kadının cehennemin kapısı olduğunu ve Meryem'in cennetin kraliçesi olduğunu tek nefeste ilan edişini dinliyorlardı. Bayram günlerinde ya da pazar ve panayır gezmelerinde jonglörlerin etrafında toplanıyorlar, kadınların aşağılandığı fabliaux'lara
Tarih
Ortaçağ’da KadınEileen Power · Liberus Yayınları · 20262 okunma
Puan vermedi·202 syf.··
2026 92. kitabı
Fahrenheit 451: Kitap kağıdının tutuşup yanma sıcaklığı... Son zamanlarda okuduğum en güzel kitap oldu. Hayatımızda kitaplar olmasaydı düşüncesi bile korkutucu. Kitapsız bir dünyada yaşamak mı? Asla️! □Montag bir keresinde, metro girişinde, "Neden seni yıllardır tanıyormuşum gibi hissediyorum?" diye sordu. "Çünkü senden hoşlanıyorum ve senden bir şey istemiyorum," dedi Clarisse. "Ve çünkü birbirimizi tanıyoruz." □Kitaplarda bir şey olmalı...hayal edemeyeceğimiz bir şeyler; orada bir şeyler olmalı. □ "Okul saatleri kısaltıldı; disiplin gevşetildi; felsefe, tarih ve dil dersleri iptal edildi; İngilizce ve imla dersleri giderek ihmal edildi, sonunda da neredeyse tamamen boşlandı. Hayat şimdide, iş öneme sahip, mesai sonrası her yerde hazza ulaşabilirsin. İnsan nedenin düğmelere basmak, elektrik anahtarlarını çekmek, somun ve cıvata takmak dışında bir şey öğrensin ki?" □Belki kitaplar bizi mağaradan biraz çıkarabilir. Belki hep aynı, lanet olası, çılgınca hataları yapmaktan alıkoyabilirler bizi! Kitaplar unutmaktan korktuğumuz bir sürü şeyi depolandığımız kapıların bir türüydü yalnızca. Hiç sihirli bir tarafları yok. Sihir sadece kitapların söylediklerinde, evrenin parçalarını nasıl dikerek bizim için giysi haline getirdiklerinde. □Çoğumuz ortalıkta koşturup herkesle konuşamayız, dünyanın bütün şehirlerini tanıyamayız; zamanımız, paramız veya o kadar çok arkadaşımız yoktur. Senin aradığın şeyler dünyada Montag, ama sıradan insan onların yüzde doksan dokuzunu ancak bir kitapta görebilir. □Hata yapmaktan korkuyorsun. Korkma. Hatalardan fayda sağlanabilir. □"En büyük aptallar biraz akıllı olanlardır." □Hepimizde fotoğrafik hafıza var ama gerçekten orada olan şeyleri açığa çıkarmayı öğrenmemiz bir ömür sürdü. □"Herkes ölünce ardında bir şeyler bırakmalı, derdi dedem. Bir
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,4bin okunma
Bizim gördüğümüz çok uzaklarda ölü bir yıldızın yaydığı ışıktır.
7/10
·656 syf.··
Beğendi
·
2026 69. kitabı
Tamamen SPOİLER! Ben genelde bana hissettirdikleri hakkında konuşmayı seviyorum, eğer katılmıyorsanız bile lütfen kibar olun! Sanırım bu kitap hakkında diyebileceğim ilk şey kendime sorduğum; ''Neden? '' sorusu olurdu. Direkt kitabın ortasından bir giriş yapacağım fakat kendime şu soruyu sormadan edemiyorum. ''Bunny'nin ölümünü onlarla beraber normal karşılarken, tüm bunlara yol çizmiş Henry'nin ölümü ile zihnime yayılan künt şokun ardından gelen '' neden ? '' sorusuydu. Az çok birilerinin Bunny'nin ölümünden sonra intihar girişiminde bulunacağını tahmin ediyordum. Hatta Henry'nin bunu çok daha önceden deneyeceğini bile düşünmüştüm ama Henry'nin karakteri bu tarz durumlarda tamamen soyutsallaşıyordu. Bu demek istediğim şey yazarla alakalı bir problem değil, aksine, Henry gerçekten; Kitabın en başında bahsettikleri durumlardan birini, Vahşet içerisinde değil ama; yaşıyor ve benliğinden ayrılıyordu gibi hissettirdi. Tehlikeli veya rahatsız edici bir şey olduğunda Henry tamamen insaniliğinden ayrılıyor ve mantığının ötesinde duygusuz bir ihtiyatla, yolunun önünde duran her ne ise onu tamamen kestirip atarak ilerlediğini görüyor, hissediyordunuz. Bu yüzden bir süre hiçbir şey yapmadı belki de sanırım. Karakterlerimizin -bence- akıl sağlıklarının çokta iyi olan karakterler olduğunu söyleyemeyeceğim. Öğretmen Julian'ın onların bu hastalıklı hallerini, tanrısal bir yol olarak görüp yüceltmeye çalıştığını bile düşünüyorum. Richard'ın Bunny'i başlarda severken daha sonrasında Bunny bir kişilik kırılması yaşayıp - Henry'nin onu öldüreceğini sandığında yaşadığı kişilik kırılması- diğerlerinin çirkin yanlarıyla şaka yapmaya başladığında -özellikle konu sevdiği kız olunca- tüm bu iğnelemeleri bizim gözümüzde yalan olarak tutmaya çalışması onun girdiği onay arayışı
Gizli TarihDonna Tartt · Pegasus Yayınları · 20182,931 okunma