"Hayatım bir kitap Karatuğ. Ben de sıcak köşeme çekilmiş okuyanlardan biriyim yalnızca. Bu okuduğum kişi ise mutlak doğrunun peşinde. Kimseye eğilip bükülmüyor, ok gibi dümdüz uçuyor ve düşmanının bağrını deliyor... Okudukça bir gölgeye dönüşüyor. Şaşırmıyor, çünkü bu dünyada sözün ve kelimelerin büyüsünden daha fazla şaşıracak hiçbir şey olmadığını biliyor..."
Çoğumuzun Nizamülmülk adıyla tanıdığı, Nizamiye medreselerinin kurucusu olarak bildiği ve Siyasetname eserini duyduğu önemli devlet adamı, Selçuklu Veziri Hasan bin Ali et-Tusi... Gerçekten çok kıymetli bir şahsiyet, çok önemli bir tarihi figür. Tarihe ilgisi olan, devlet ve siyaset kavramlarıyla ilgilenen her kişinin hakkında bilgi sahibi olması gerektiği bir insan. Hayatının bir çok kırılma noktası olan her kırılma noktasında adım adım zirveye çıkan ama en son kırılma noktasında ihanet ve fitnenin ne olduğunu en sarsıcı şekilde öğrenen ikinci adam...
Hasan et-Tusi namı diğer Nizamülmülk, Gazne Devleti'nde dünyaya gelip Gaznelilerin önemli komutanlarından olan babasının da etkisiyle Gazne ordusunda eğitim görmekte olan genç bir delikanlı iken Gazneli Devleti'nin son demleri Büyük Selçuklu'nun ise parlama devridir. Gaznelilerin son bulması ile kendini Büyük Selçuklu'nun idaresinde bulan bu genç adam Tuğrul ve Çağrı Bey'in dikkatini çekmeyi başardığı için yine devlet idaresinde kendine bir yer bulur ancak onun gerçek parlaması Alparslan'a hocalık yapmasıyla başlayacaktır. Alparslan güçlü bir komutan ve yöneticidir; sağ kolu, hocası Nizamülmülk ise ilim, siyaset, politika ve akıl oyunları konusunda inanılmaz bir yeteneğe sahiptir. İkisinin birleşimi ise güçlü bir devlet kurar. Yine Alparslan'ın oğlu Melikşah'ın da hocalığını ve vezirliğini Nizamülmülk yapar ancak bu dönemde peyda olan Alamut Kalesi ile Hasan