Bazen; sokakta, kahvede, yollarda ya da terminalde toz, toprak içinde, kâğıt toplayan, sızıp kalmış, dilenen ya da fermuarı açık, bağırarak gezen birilerini görüp, oranın sakinlerinden birine sorarız: Kim bu adam?
- Abi, o çocuk var ya, üniversiteyi birincilikle kazanmıştı, ziyadesiyle zeki adamdı, müthiş bir bölümde okuyordu, parmakla gösterilirdi garibim... diye söze başlanır.
"Vay anasını!" dersiniz kendi kendinize.
- Demek adam fazla zekâdan, ilim, irfandan delirdi ha?
- Yok abi, bir kız kanına girdi çocuğun. Oğlan da deli divane olunca kız onu terk edip gitti. Sonrası bu işte! Bitti, gitti oğlan. Okuldan da atıldı...
Bizim, dıbık kafalı evlatlarımızın ilim bilim aşkı bu kadar. Üniversiteyi karı kız için tutturan bir gençliğin fezaya fatih olacağını sanırsak, bol miktarda sokak zibidisi görüp üzüleceğiz.
İyisi mi kavun, karpuz, buğday, pancar üretimini sürdürüp, Avrupa'dan, Amerika'dan bilim adamı getirmeye devam edelim. Benim ümidim yok. Kandırmayalım kendimizi...