Puan vermedi
Ağaç İncir Kuşu Serap Tiryaki 'nin kaleminden çıkan #camlıteras isimli kitabın devamı niteliğinde olan #ağaçincirkuşu isimli kitabın yorumu ile geldim bugün.1960 'lı yıllara yolculuk yaptığımız iki kitapta bize doyasıya nostalji yaşatıyor.Sadece o mu ? Tabii ki hayır... Cinayet, polisiye,aşk,tutku, macera, dram,aile ilişkileri... Daha neler var neler...İlk kitabımızda cinayeti çözmeye çalışan Başkomiser Ali'nin yolu Sofia ile kesişir.Sofia'ya karşı kuvvetli hisler besleyen Ali adeta bu aşk ile sınanır.Sofia ailesi ile ilgili sorunlar ile boğuşuyordur ve birden ortadan kaybolur.Başkomiser Ali ve yardımcısı Kürşat ikinci kitap ile kaldıkları yerden devam ediyor desem de , devam etmeleri zaman alır.Sofia'nın ortadan kaybolması ile Ali adeta darmadağın olur.Tüm veriler öldüğünü gösterir.Ali durumu kabullenemez. .Kendi alkole verir . Kürşat 'ta olayları aydınlatmaya çalışsa Ali başkomisere yaklaşamaz.O da kendini bulma düşüncesi ile farklı yolları dener. Başarılı olamaz ve işinin başına geri döner.İşin ilginç yanı cinayetler, olaylar etrafında dönüyor ve bağlantılar görülüyordur.Peki ama ne gibi bağlantılar vardı? Kürşat ve Ali olayları çözebilecekmiydi? İstanbul, Paris arasında yolculuk yapmak ayrı bir maceraya yelken açmak ayrı bir keyifti. . . Yazarımızın kalemini çok seviyorum.Her fırsatta söylüyorum.O kadar sürükleyici bir kitap ki nasıl sona geldiğinizi anlamıyorsunuz.Ne yazsa okurum dediğim bir yazar. . ."Ali'm!Bir tanem! Ağlarken bulduğum , severken yitirdiğim... Zümrüt gözlünün sana son seslenişi bu! Ben senin meftunun olmuş bir divaneyim!Seni o kadar çok sevdim ki!Ve hala seviyorum.Her ne kadar kızsam da Kara gözlerine bakıp,bu yazdıklarımı asla söylemezdim." . .#okuyanterazi #okuyanteraziileokuyoruz Serap Tiryaki Book•lover ❥
Ağaç İncir KuşuSerap Tiryaki · Mavi Nefes Yayınları · 202538 okunma
Hurda bahaneydi, tüm şehri seni bulmak için dolaşan bir divaneyim
8/10
·248 syf.··
2023 42. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2023 17:02
Hakan Yaman'dan okuduğum ilk kitap. Kitap Dünyam Serkan Hoca'nın telegram okuma ekibi ile keyifle okuduk. 2009 Yunus Nadi Roman Ödülü ile taçlandırılan kitap size güzel bir okuma serüveni sunacaktır. Kitabın en sevdiğim yanı şiirsel ve duru dili. Adeta iki arkadaş oturup kendi aralarında hasbihal eder tarzda yazılan kitabın büyük bölümde bu dil o kadar baskındır ki herhangi bir paragrafı alıp cümleleri alt alta yazıp şiir diye piyasaya sürseniz sırıtmaz. Ana karakterimiz Suphi biraz içine kapanık, toplumdan uzak, kendini fiziksel olarak beğenmeyen 23 yaşında bir delikanlıdır. Topluma karşı olan bu uzaklık aile içinde babasına olan yabancılık ile başlar. Demiryolu işçisi olan baba klasik Türk aile yapısındaki babalar gibi ne kadar sevse de sevgisini göstermeye çekinen tiplerden. Yazarın tabiri ile hep çalışan ve yorgun "çalışma olduğunu gösteren trafik uyarı işaretindeki o kürekli yorgun adam", burna dolan kurum gibi devletin demiri ve kaçak cigara kokan adam. Suphi yalnız kalan her insanın yaptığı gibi bir meşguliyet ararken fotoğrafçılık ile tanışır, evde kullanılmayan alaturka tuvaletin üstüne tahta ile kapatıp o ufacık alanı karanlık odaya çevirir. Bundan sonra vaktinin büyük bölümünü hayatı gibi karanlık olan bu odada geçirmeye başlar. Bu sırada ailenin muzip ve köşeyi kolay yoldan dönmeye çalışan, ganyan bayi sahibi Şahbender Dayı ortaya çıkar. Bulduğu define haritaları ile önce Anadolu'nun orta noktasında, sonrasında Istanbul'un göbeğinde define aramaya başlar. Keşif gezisine çıktığı bir gün Suphi'nin objektifine yüzüne bakmaya doyum olmaz, afet-i devran, güzelliğini anlatmaya mürekkeplerin ve mahir kalemlerin yetmeyeceği dünyaya inmiş bir melek suretinde bir kadın takılır. Suphi bu kadını sokak sokak, ev ev aramaya koyulur. Akıntısı bol
Edebiyat
Fotoğraftaki KadınHakan Yaman · Sia Kitap · 2021129 okunma
Reklam
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2020 7. kitabı
KİTAP TAVSİYEM "Sevgi'den" / Sevgi Köse ALINTILAR Olmaz dediğin anda Bir bahara uyanırsın Hem de kış ortasında Umudundan daha güzel Gül açmış,çiçek açmış... Kalplerde kalksa Zifiri karanlık Sevgi tohumları filizlense Kardeşlik tarlasında... Duygular isyanda İnsanlık susmuş Dili lala baykuş tünemiş Körpe kuzu melemez olmuş İnsanım diyen nefsini alt etmiş İnsanlık susmuş... Sahi, Kendini nasıl bulursun İsmin,cismin nedir ki? Sen de Allah kulusun Ayrın garın ne?... Mustafa Kemali Olmak Demek Buğday başakları gibi boy veren devrimleriyle yol almaktır Güneş kadar aydınlık olan ilkeleri ile aydınlatmaktır Her bir sözü ile menzile ermektir Varlığı ile yüceltmektir,var olmaktır Ben,sen,biz olmak "MUSTAFA KEMAL OLMAKTIR"
Sevgi'denSevgi Köse · Arsine Yayıncılık · 010 okunma
8/10
·64 syf.··
2020 18. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2020 23:35
Parçalara bölsek hayatımızı kaç kez Amok koşucusu kostümüyle yollarda yol almışızdır kim bilir?İçimizde dinmez hırslarla sarhoş atlar zamanından çıkma rollere bürünmüşüzdür?Bilseydik ,durulmaz duygularla, körelircesine koşmalarımızın ardından "Amok koşucususun sen" diye haykırıldığını kabul eder miydik?Oturup da ben buyum, deliyim, divaneyim, gel derdimi açıyorum sana tek söz söyleme dinle bu koşucuyu; nasıl haykırdılar ardımdan sadece kendi sesimle. Diyebilir miydik? Bu sorulara tek bir cümleyle, vicdanımı ve kendimi dinledim diyerek yanıt veren bir yabancıyla baş başa sohbet etmek bir nevi bu kitap.İsim sana uymuş hemşerim... İçimdeki Amok koşucularına selam olsun:)
Amok KoşucusuStefan Zweig · Puslu Yayıncılık · 2020134,7bin okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2020 67. kitabı
Saydıklarımız der ki; “Sabır ile dut yaprağı atlastan kumaşa döner.” Ne kadar da doğru söylerler. Keza bu Babil’de ölüm İstanbul’da aşk’ta da öyle bir şeydir. Peki doğru olan neydi. Dağ başında fütursuz bir meyve iken kazanlarda kaynayıp, ateşler de yanıp kağıt olmak mı? Yoksa üzerine kıymetli, kerametli sözler yazılan bir eser olmak mı? Hangisi uyardı bize kalp mi yoksa akıl mı? Dünyaya gelişi fuzuli olmayan bir kişinin gönlünden dökülen beyitlere, sözlere dem vuran ve her nefeste bize bunu yaşatan İskender Pala’ya ne kadar teşekkür etsek azdır elbet. Bir divan aşığı olarak bu çağın adamı asla değilim, biliyorum. Lakin böyle eserlerde divanda edebiyatında nirvanaya ulaşmış Fuzuli’yi görmek ve şu an ki yetişen nesillere aktarmak tabi ki de taktir edilecek bir durumdur. Velhasıl tasavvuf aşığı değil iseniz bu kitap size göre değildir. Çünkü bu kitap da “Mana’dan Madde’ye”, “Gönül’den Akıl’a”, “Soyut’tan Somut’a”, “Değer’den Değersiz’e” bir yol vardır ve akar gider. Biz mana düşkünlerine ilaçtır cümleler, severek isteyerek okuyup gideriz. Kitaba değinecek olursak eğer; düşün ki elinizde bir kitap var ve kanlı canlı sizin her düşüncenizi her tavrınızı ve duygunuzu anlayabiliyor. Sizi sizden iyi yorumluyor. İnsani hiçbir duyguya düşmeden saf bir gerçek yorum ile karşı karşıya kalıyorsunuz. O an aklınızdan geçenler, ruh durumuzu ve içinizden geçirdiğiniz her şey ayan beyan ortadır. Şahsen böyle bir kitap ile ben karşılaşmak istemezdim. Şuan ben kendisini inceliyorum, onunda ben gibi bu şekilde inceleyip burada sizlere ifşa etmesini istemezdim. Belki de düşüncelerimden hareketlerimden o anki anlık düşüncelerimden utanır elime kitap dahi almaz idim. Yazarın konusu da işte budur. Hazine değerindeki bir kitabın elden ele dolaşarak 450 sene, içerisindeki şifreler ile manacı
Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşkİskender Pala · Kapı Yayınları · 200423,5bin okunma