Sözde, senden kaçıyorum doludizgin atlarla,
Bâzan sessiz sedasız, ipekten kanatlarla,
Ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla,
Karşıma çıkıyorsun en serin imbatlarla,
Adını yazıyorsun bulduğun fırsatlarla,
Yüreğimin başına noktalarla, hatlarla..'
Bitmesin diye cümle cümle okuduğum kitabın son sayfasını çevirdim şimdi. Hafızamdan silinse de yeniden okusam, deriz kimi kitaplar için. Bu kitap için öyle bir dilekte bulunamıyorum. Çünkü biliyorum, “Hafızam silinse bu kitap silinmeyecek.” Yaşadığım müddetçe Bahşi’nin Kaknusia’ya sevdası gibi yaşayıp gidecek içimde. Sulamasam da kurumayacak, dönüp bakmasam da ardıma, gelecek peşimden Gunala’nın yüreğindeki Bahşi aşkı gibi…
“Sence aşk nedir?”
Sanki yüzyıllar önce bu kitap için tanımlamış Eşrefoğlu Rumi:
“Cihânı hiçe satmaktır adı aşk
Döküp varlığı gitmektir adı aşk.”
İnsan kadar tanımı vardır belki de değil mi? Selvi Boylum Al Yazmalım düşer hemen aklımıza: Sevgi emekti. youtube.com/watch?v=YxocmY8... Aşk bir uçurum, der Sezai Karakoç, Shakespeare acımasız bu konuda: “Enayiliğin dik alası.” Zarifçe anlatır Cahit Zarifoğlu “Aşk bir yorulmadır.” “Bir yokuştur aşk,” der İlhan Berk, Oscar Wilde yine bildiğimiz gibi: “Aşk bir yanılsama.” “Dünyanın en büyük yanılsaması,” diyerek hak verir ona Ahmet Ümit, Teslim olmaktır Orhan Pamuk’a göre. Spinoza’nın tanımıyla: “Dış bir neden tasarımının eşlik ettiği bir ürpertici uyarımdır.” Daha binlercesi sayılabilir. Sahi, sence aşk nedir?
“Hayat devam eder, zaman geçer, insanlar gider, bazen geri gelmezler, hatıralar kalır.”
Sultanahmet Camii’yi bilir misiniz?
1609 yılında Sultan Ahmet tarafından yaptırılmaya başlanan camii. Tam da orada başlıyor eser. Tam da orada yüreğine bir bıçak saplanıyor Bahşi’nin. Yıllar önce kaybettiğini bulduğunu sanmıştır. Heyhat! Sanmak da bir yanılmadır bulmayla yitirme arasında. Biraz geçmişe gidelim mi? Çok değil yirmi yıl önce başlayan bir sevdaya. Müslüman Bahşi, Hıristiyan Papaz kızı Kaknusia… Kimlikler engel midir sevmeye? Bütün dünya gelse ferman olamaz bazen birbirini seven iki
“İnsan yalnızca farkına vardığı şeylerden sorumlu olsaydı, aptallar her türlü hatadan peşin peşin arınmış olurlardı. Ancak, insan bilmekle yükümlüdür. İnsan bilgisizliğinden sorumludur. Bilgisizlik bir hatadır.”
bin kez budadılar körpe dallarımızı
bin kez kırdılar.
yine çiçekteyiz işte yine meyvedeyiz
bin kez korkuya boğdular zamanı
bin kez ölümlediler
yine doğumdayız işte, yine sevinçteyiz.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
Adnan Yücel