Serinin üçüncü kitabında da yazarın aynı anlatı alışkanlıklarına saplanıp kaldığı görülüyor. Elma, titizlik, med
Maral Atmaca vb. imgeleri o kadar sık karşımıza çıkıyor ki, artık sembolik derinlikten çok yazarın kendi dilsel takıntılarını hatırlatıyor sanki. Romanın her köşesinde, kim konuşursa konuşsun, konu mutlaka Elzem’in zekâsına ve güzelliğine bağlanıyor. Bu tekrarlar, başta estetik bir atmosfer kurar gibi dursa da, bir noktadan sonra romanın özgünlüğünü zedeliyor. Karakterin her duygusu, her dönüşümü yine güzellik ve bedensellik üzerinden anlatılıyor. Oysa biraz tarihsel araştırma, dönemin gerçekliğini hissettirecek bir katman ekleyebilirdi romana. Böylece hem estetik yoğunluk korunur, hem de bu tekrarlayan semboller okuru bunaltmak yerine bir anlam taşırdı. Güzel bir kitap, hatta etkileyici bir seri ama artık aynı kelimelerle soluk alıp veriyor.