Dildar

Dildar
"Hayatı sözde ve söz ile istenildiği, beklenildiği gibi yaşayarak ne ufak bir alana razı olduğunu, bu suretle bir kulübede ömrünü geçirdiğini, ruhunun da yine arada verilen bir bardak çeşme suyu ile kapalı küçük bir saksıda ölmeden, kurumadan, boy atmadan öylece durduğunu gözü ile gördü, ruhuna kendi öz benliğinden şahitlik etti. Ölmek ile bu şekil yaşamanın neden bu denli yakın ve kolay olduğunu anladı. Azıcık ile yaşıyor o azıcık kesilince de arada büyük fark olmaksızın ölüyordu. Kalbine derin bir sızı isabet etti. Yaşamaya değil de ölmemeye bir şiddet, ölmenin böyle olmamasına şiddetli bir tutku duydu."
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
kimse tamamıyla bilge değildir, ama kim tamamen deli olmaya boyun eğer? -felsefeyi takdimimdir/andre comte sponville
Hizmet ahlâkını İslâm’da sembolleştiren müessese, zekâttır. Var olmak, Allah’ın hizmetinde olmak demektir. Biz kaderimizin hizmetkârıyız. İlâhî emirden başka bir şey olmayan kaderi olduğu gibi karşılamak, onu kahramanca karşılamaktır. Bu hal miskinlik değil, kahramanlıktır. Miskin, kaderden sıyrılıp kaçmak isteyendir. Kader perdesinin arkasında esrar âlemi duruyor. Kadere hayran olmasını bilmezsen bu perdeyi kaldıramazsın. Kaderine dost ol ki, bu perdenin ucundan tutup kaldırasın. Orada esrar âlemini temaşa edeceksin. Cesur bir ruh isen kader kafilesinin geçtiği kalbini aydınlat. Kaderi boğmak için kalbini karartma; kendine zulmetmiş olursun. Samimiyet, kaderi ile dost yaşamaktır.
Halbuki insan, kendini çeviren kâinatın bir tutamdan fazlasına sahip olmadığı halde onun bir zerresini fedaya razı değildir.
Fırtına ne kadar şiddetli ise ulaşılacak huzur da o kadar sonsuz olacaktır.