dmalbolge

Tanrı, hükmetmek için varolmaya ihtiyaç duymaz.
"Sence," dedi Geralt gülümseyerek, "böylesi bir transın yararına inanmıyor olmam, etkisini en baştan ortadan kaldırmaz mı?" "Bence hayır. Hem neden, biliyor musun?" "Bilmiyorum." Nenneke başını eğdi, solgun dudaklarında tuhaf bir gülüm-semeyle Geralt'ın gözlerinin içine baktı. Çünkü inanmamanın herhangi bir gücü olduğuna dair gördüğüm ilk kanıt bu olurdu.
Altı yıl sonra ticari üretime geçildi. Mükemmel uyuşturucu üretiliyordu. Gevşeticiydi, uyuşturuyordu ve keyifli halüsinasyonlar sağlıyordu. Hıristiyanlık ve alkolün bütün avantajlarına sahipti, ama yan etkilerini taşımıyordu.
Ait olduğu yeri bulamamıştı çünkü. Kendini bulduğu her yere uyum sağlamış, işte ve eğlencede iyi olması sebebiyle, hakları için savaşma karşısındakinde saygı uyandırma isteği ve yeteneği sayesinde her zaman ve her yerde sevilen biri olmuştu. Ama hiçbir yere kök salamamıştı. Etraftakileri memnun edecek kadar uyum sağlamış ama kendisi tatmin olamamıştı. Her zaman bir huzursuzluk hissiyle altüst olmuş, daima ötelerden gelen bir çağrıyı duymuş, kitapları, sanatı ve aşkı bulduğu ana kadar hep dolaşmış ve aramıştı.
Toplumun omurgasını düşünürler değil, oymacılar ve pul koleksiyoncuları oluşturur.