Zira keşfetmek konusundaki motivasyonumuza baktığımızda bizdeki dopaminin yeniliklere karşı çok daha meraklı olduğunu söyleyebiliriz. İçine sıkıştığı mutsuzluktan kurtulmak için uzun saçlarını kısacık kestiren kadından tutun hücre zarındaki herhangi bir reseptörün alt tiplerini keşfetmeye çalışan bilim insanına kadar hayatımızın birçok noktasında yeniliğe ne kadar ihtiyaç duyduğumuzu görebiliriz.
"Bir çiçeğe sahip olmak isteyen, onun güzelliğinin soluşunu seyretmek zorunda kalır. Ama bir tarladaki çiçeğe sadece bakmakla yetinirsen, o hep seninle olacaktır.
Çünkü çiçek akşamın ve gün batımının ve nemli toprağın ve ufuktaki bulutların bir parçasıdır." Paulo Coelho
Ağlamak
Bazı acılarda yetmez
Bazı ölümlere
Örtüsüdür bazı acıların
Örter, örtülmez
Savunur bir süre
Ağlayanlar sevinmeli
Sevin ağlayabiliyorsan
Acılar ardarda dinmeli
Durur bir nöbetçi gibi
Durur bir bekçi gibi
Zamana gülmeli-gülmeli.
Sevin ağlayabiliyorsan
Unutmanın kardeşidir ağlamak
Uyur uyanır yatağında duyguların
Düşüncenin kucağında hep çocuktur
Ağlamak.
Dopaminin doğrudan rol aldığı bir diğer önemli olay ise zaman algımızdır. Bir yerlerde beynimizdeki biyolojik saati ve buna bağlı sirkadiyen ritmi görmüşsünüzdür. Aslına bakarsanız beynimizin derinlerinde ikinci bir saat daha vardır ve bu saat dopamin ile çalışır. Çocukken bir türlü geçmek bilmeyen zaman algımızın yaşlılıkta hızlanmasının temelinde bu saatin dopamin ile olan ilişkisi yatmaktadır.