Öykü ile olay örgüsünün bir dilrsorunu olmadığını söyleyebiliriz. Bunlar hemen her zaman bir başka göstergesel sisteme çevrilebilir yapılardır... Odysseia'nıın öyküsünü aynı olay örgüsüne göre örgütlenmiş biçimde, dilsel bir açılımlama aracılığıyla ya da bir film veya çizgi roman şeklinde anlatabilirim... Oysa Homeros'un öyküsünü anlattığı sözcükler Homeros metninin birer parçası olup, kolaylıkla açımlanabilir ya da imgelere dönüştürülebilir nitelikte değillerdir.
Doğal olarak, söylem de örnek yazarın stratejisinin bir bölümünü oluşturmaktadır. Lear'ın bize Perulu yaşlı adamın "talihsiz" olduğunu belirten o dolaylı dokunaklı yorumu öykünün değil, söylemin bir parçasını oluşturur.
There was an Old Man of Peru
who watched his wife making a stew,
But once by mistake
In a stove that she bake
That unfortunate man of Peru.
Bu öyküyü sanki New York Times tarafından anlatılıyormuş gibi anlatmayı deneyelim: "Lima, 17 Mart. Dün 41 yaşındaki, iki çocuk sahibi, Peruvian Chemical Bankası'nda memur olan Alvaro Gonzales tipik bir yerel yemek hazırlamakta olan karısı Lolita Sanchez de Medinaceli tarafından yanlışlıkla pişirilmiştir..."
Odysseus (Ulysses) Troya'yı alevler içinde bırakır ve arkadaşlarıyla birlikte denizde kaybolur. Tuhaf insanlarla ve korkunç canavarlarla karşılaşır, yeraltına iner, Sirenlerden kaçar ve sonunda su perisi Kalypso'ya tutsak düşer. O anda tanrlar onun ülkesine dönmesini sağlamaya karar verirler. Kalypso Odysseus'u serbest bırakmaya yönlendirilir, Odysseus tekrar denize açılır, Phaiakların ülkesinde karaya çıkar ve Alkinoos'a öyküsünü anlatır. Daha sonra İthake' ye yelken açar, Penelope'ye talip olanları yenilgiye uğratır ve Penelope' ye kavuşur. Dolayısıyla öykü başlangıç ânı Z'den, sonuç ânı Z'ye doğru çizgisel bir biçimde ilerler.
Ancak Odysseia'nın olay örgüsü çok farklıdır. Odysseia,
medias res (öykünün ortasından) başlar.
Sayfa 51 - fabula(öykü) ve sjuzet(olay örgüsü)·Kitabı okudu
...analeks adeta anlatıcının herhangi bir unutkanlığını giderme işlevini görmektedir, proleks ise anlatısal sabırsızlığın bir göstergesidir.
Birisi bize herhangi bir olayı anlattığı zaman da tür tekniklerden yararlanır: "Bak dinle, dün Piero'ya rastladım, belki hatırlarsın, hani iki yıl önce o her sabah koşan kişi (analeks). Yüzü solgundu, nedenini ancak daha sonra anladım (proleks), bana dedi ki -ha sana söylemeyi unuttum, onu gördüğümde bir bardan çıkıyordu ve saat henüz sabahın onuydu, anlarsın ya- analeks) sonra Piero bana dedi ki -hadi, bil bakalım bana ne dedi proleks- bana dedi ki..."
Sayfa 47 - Marcel Proust: Gérard de Nerval·Kitabı okudu