Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti

8,3/10  (7 Oy) · 
20 okunma  · 
5 beğeni  · 
818 gösterim
Umberto Eco'nun Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti'si, tıpkı Italo Calvino'nun Amerika Dersleri gibi, uluslararası saygınlığı olan yazar ve bilim insanlarının her yıl Harvard Üniversitesi'nde sundukları altı konferansın metinlerinden oluşuyor. Anlatı konusundaki kuramsal çalışmalarıyla da tanınan Eco, bu kez bir kuramcıdan çok, okur kimliğiyle çıkıyor karşımıza. Kırmızı Şapkalı Kız masalından Nerval'in Sylvie'sine, Dumas'nın Üç Silahşörler'inden Tolstoy'un Savaş ve Barış'ına, Kafka'nın Dönüşüm'üne, Agatha Christie'nin polisiyelerine, bir anlatı ormanının gizleri arasında gezdiriyor okuru.
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2016
  • Sayfa Sayısı:
    192
  • ISBN:
    9789755106496
  • Orijinal Adı:
    Sei Passegiate Nei Boschi Narrativi
  • Çeviri:
    Kemal Atakay
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Sergen Özen 
 25 Ağu 23:26 · Kitabı okudu · 10 günde · 10/10 puan

Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti, Eco’nun konferans metinlerinden oluşuyor. Deneme anlatılarını oldum olası seviyorum, çünkü her bir metinde hayatın kendisi olan realite, bilgi, öneri, serzeniş ve sayamadığım birçok unsuru bu anlatılarda buluyorum.
“Nasıl iyi okur olunur?” konusunu böylesine irdeleyen, metinler üzerindeki çözümlemelerin ilginçliği üzerine düşündüren, bir metni açıklayıp aslında ne denileni söylemeyerek, okuru anlamaya onun tabiriyle “örnek okur” olmaya iten bir yazar, okurunu düşünen, teori veren bir yazar… Evet, tam olarak Umberto Eco’dan bahsediyorum.
Yazarın bıraktığı boşlukları, -şöylesi daha iyi olurdu- veya konunun bütünlüğünden çıkarılacak anlamları, yazarın aksine kendince fazlalaştıran okur, örnek okurdur. Bir de ampirik okur var, bu tip okur kitabın kendisinde rastlantısal olarak uyandırdığı ilgisini çeken bir şey gibi alır, yani onu tutkularının muhafazası gibi kullanır diyebiliriz, metni karmaşık biçimlerde okumaya yatkın bir okur örneğidir.
Eco’nun sayfalarca anlattığı şeyin aslında özeti şu: Kendi tecrübelerinin, seçimlerinin, tutkularının etkisinde bir kitap okursan, örnek okur olamazsın, bir kitabı eline alıp bitirdiğinde yazarın yaratmaya çalıştığı okur olmak zorunda değilsin, ama tutkularını kenara itmelisin. Eco bunun yazar olarak da ayrımını yapıyor. Örnek yazar, eserin arkasında, okurla bir şekilde konuşan, okuru yanında isteyen bir ses ve talimatlar bütünü. Okura boşluklar bırakan, çözümlendirmeye iten bir yazar…

Bir metni tekrar okumanın, üzerinden titizlikle incelemenin, metni uç noktalara vardırmanın büyüyü yok ettiği söylenebilir mi? Bunun faydasına değinerek, zihnimizde berraklığını daha sağlam koruyacağını niteliyor Eco.
Okur şunu düşünmelidir: Yazarın kendinden nasıl bir örnek okur olmasını beklediğini merak etmek; yazarın vermek istediği uç mesajı tahmin ederek okumak ve sonuca varmak…

Anlatı ormanlarına bir giriş atalım isterseniz. Oyalanmak. Bir şey yapmakta olduğumuzda boşa geçen zaman olarak adlandırırız oyalanmayı, fakat yazara göre oyalanmak zevk almaktır, bazen keyif çıkarmak, çoğu zaman bir karar almadan önce düşünüp tartmaktır.
Polisiye bir roman okuyorsunuz, aranan katil ansızın bir suç daha işlemek üzere, kurban bir çocuk ve savunmasız. Dakikalar geçerken, çocuktan ansızın hiç beklenmeyecek bir yumruk darbesi, o zamana kadar oyalanan okurun bir anda ters köşe olmasıdır ve heyecanın tam olarak zirvesidir. Bunu filmler için de söyleyebiliriz, bu noktada oyalanmak yerinde ve zamanında güzel bir şeydir. En azından düşünmek açısından iyi bir sebep olarak söylemek yanlış olmaz.- Proust’un yarattığı karakteri otuz sayfa boyunca yatakta bir o yana bir bu yana dönmesinin anlatısını bu oyalanmanın dışında tutuyorum…

“Eğer anlatı dünyaları böylesine rahatsa, neden dünyanın kendisini bir romanmış gibi okumayı denemeyelim? Ya da eğer kurmaca anlatı dünyaları böylesine küçük ve aldatıcı bir biçimde rahatsa, neden tıpkı gerçek dünya gibi karmaşık, çelişkili ve kışkırtıcı anlatı dünyalarını kurmaya çalışmayalım?"

Kurmaca ve gerçeklik.
Gerçek kelimesinin karşılığı varsa bu “doğru” olan-apaçık- şeydir ki; gerçek, bilgisel meselelerde "doğru"yu, olgusal meselelerde de "hakikat"e yakın bir anlamı olan "gerçek"i ifade eder. Romanlarda yer alan bilgilerin, doğruluğunun gerçek olup olmadıkları; olgu, olay, davranış ve konuşmaların da doğallık ve gerçekçilik yönünden, yani anlatılanların günlük hayatla yakından ilgili, hayatın gerçeklerine uygun bulunup bulunmama noktasında gerçek veya gerçekçi olup olmadıkları tartışılabilir. Roman, gerçeklikle kurmacalık arasında bir yerde, ama kurmacalık vasfı daha ağır basan, gerçekliği ancak malzeme olarak kullanıp, onu bozan ve dönüştüren bir yapıya sahip, son zamanlarda en çok rağbet gören edebi türlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.
Gerçek olan, kurgusal olmayan bir –tarihi, siyasi vs.- şahsiyet, kurgusal bir romana dönüştürülebilir mi? Gerçeği darmadağın edecek bir şekilde… Kurgusal bir anlatı, adı üzerinde kurgudur ve gerçeğe kesinkes sadık kalınacağını beklemek aptallık olur. Günümüzde yüzlerce örneğini görüyoruz bunun. Bana göre realist bir okur doğruyu ister, yazarın dili ne kadar üstün ve yalın olursa olsun bu unsura sadık kalır. Edebî eserler düşünce, hayal ve his gibi üç öğenin farklı seviyelerdeki işbirliği ile yaratılırlar. Düşünce, hayal ve hislerin akıl almaz değişkenliği dikkate alındığında, bu üç öğeyle kurulan edebî ürünlerin hiçbirisinin birebir gerçeklikleri anlatamayacakları, yani bu eserlerde gerçek hayatlardan bahsediliyor dahi olsa, anlatılanların yaşanıp geçmişte kalmış olan gerçek hayatı asla tam olarak aksettiremeyeceklerini de unutmamak lazım.

“Okur ile tarih, kurmaca ile gerçeklik arasındaki karmaşık ilişkiler üzerine düşünmek, aklın canavarlar üreten uykusuna karşı bir tür terapi oluşturabilir.”

Kurmaca metinleri okuyarak, hiç bilmediğimiz ve belki de hiçbir zaman yaşama lüksüne sahip olamayacağımız serüvenleri yaşarız. Yeni yeni anlatı ormanları, yeni yeni dünyalar keşfederiz. Kurmaca anlatı karşısında okurun yaşadığı deneyimi en iyi ifade eden sözcüklerden biri, “büyülenme”dir. Buradan hareketle, kurmacanın üzerimizde bıraktığı etkilere Eco’nun ifadeleriyle bakalım:

“Kurmaca anlatıların bizi neden bu kadar büyülediğini anlamak kolaydır. Gerek dünyayı algılamak, gerek geçmişi yeniden kurmak için yararlandığımız o sınırsız yeteneği kullanma olanağı sunmaktadır bize. Daha önce de belirttiğim gibi, çocuk oyun oynayarak yaşamayı öğrenir, çünkü yetişkin bir insan olarak içinde bulunacağı durumları taklit etmektedir. Biz yetişkinler de kurmaca anlatılar aracılığıyla gerek şimdinin gerek geçmişin deneyimine biçim verme yeteneğimizi geliştiriyoruz.”

Sayfaları çevirdikçe Eco’nun aynı zamanda çok iyi bir okur olduğunu anlıyoruz.
Gerard de Nerval’ın Sylvie’sı, Joyce’un Ulysess’ı…. Poe, Proust, Mickey Spillane, Kafka, Gustave Flaubert, Alexandre Dumas, Dante… dolu dolu bir not kağıdı. okunması kesinleşen kitaplar, araştırılacak yazarlar... En önemlisi tekrar okunacak kadar önemli bir eser olması. Faucoult Sarkacı, Ortaçağ, Gülün Adı gibi hacimli kitapların başlangıcı olaraktan tercih sebebimdi. Şimdi o hacimli kült eserleri daha derinden incelemiş olacağım. Bu gerçekten müthiş bir şey.

Bir göz bizi izliyormuş gibi hissettiğimiz, hayatamıza giren bir karaktere iyi huylu-melek, kötü huylu-şeytan- yakıştırması yaptığımız oluyor mu? Kurmacayı gerçek, gerçeği kurmaca gibi okuyor muyuz? Herkes kendi hayatının kahramanı-baş karakteri- değil mi? Kitaplardaki gibi düzgün ve bir amaca hizmet eden cümleler kurmaya özenir miyiz? Bazen, yaşadıklarımızı kurmacaymış gibi hikâye eder miyiz çevremizdekilere? Evet, bunu yapıyoruz. kurgu dünyalarını tercih edip, kendi hayatını kurgu gibi görebilenlere ne mutlu...

“(…) yaşamımız süresince, bize neden dünyaya geldiğimizi ve yaşadığımızı söyleyecek bir öykünün arayışı içindeyiz. Kimi zaman kozmik bir öykü arıyoruz, evrenin öyküsünü, kimi zaman kendi bireysel öykümüzü, kimi zaman ise kendi bireysel öykümüzü evrenin öyküsüyle çakıştırmayı umuyoruz.” (sf.179)

Bir röportajını izlemiştim, o müthiş pasajını bırakarak bitirelim.
*21.yüzyılda, görselliğin bu kadar olduğu bir çağda İnsanların roman okuması için bana haklı bir gerekçe söyleyebilir misiniz?

“Sanırım var, varsayalım ki yazıdan tamamen uzaksınız, hiç kitap okumadınız, ölüm anınızda hayatınıza dair çok az şey hatırlayacaksınız. Çok kısa bir hayat yaşadığınızı fark edeceksiniz. Ancak ben ölürken Julies Ceasar’ın suikastını, Romeo ve Juliet’in aşkını, Dante’nin cehennemini yaşamış olacağım, çok zengin bir hayat yaşamış olacağım.”

Teşekkürler Eco, geriye böyle bir eser bıraktığın için...

NeverMore 
 08 May 2016 · Kitabı okudu · 16 günde · 10/10 puan

Edebiyat ve edebiyat kuramları üzerine yazılmış okuduğum en iyi kitaplardan birisi.
Umberto Eco yine özgünlüğünü konuşturmuş. Aristoteles'in Poetikasından edebiyat alanında sonra en faydalı kitap... büyük olasılıkla bu ormanlara tekrar döneceğim.

Şeyma Krkt 
02 Ağu 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bana göre Calvıno ve Eco okurla yazar arasındaki ilişkinin temellerinin yerini belirlemiştir. Eco'nun bu eserini ve de Italo Calvıno'nun Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcusunu tavsiye ederim. Yalnız bir kez okumak yetmez tekrarlarla ve dönüşlerle yeni ufuklarla okumanız gerekecek.

Kitaptan 5 Alıntı

Sergen Özen 
21 Ağu 00:46 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

"Evinizde, şöminenin yanındaki bir koltuğa gömülmüş rahatça otururken kendinize hiç dışarda neler olup bittiğini sordunuz mu? Olasılıkla sormamışsınızdır. Elinize bir kitap alıp bunu şunu okuyor ve gerçekdışı kişilerle olaylardan başkaları adına heyecan duyuyorsunuz... Eğlenceli, değil mi?.. Eski Romalılar da böyle yapıyorlardı, Colosseum'da oturup insanları parçalayan vahşi hayvanlara bakarak, bu kan ve şiddet manzarası karşısında kendilerini eğlendirdiklerinde, başkalarının eylemleriyle yaşamlarına bir tat katmış oluyorlardı... Öyle ya, seyirci olmak güzel şey. Bir anahtar deliğinden gizlenen yaşam. Ama şunu unutmayın: Dışarda 'gerçekten' olaylar oluyor... Artık Colosseum yok, ancak şehir çok daha büyük bir arena ve çok daha fazla insana yer var. O keskin pençeler yırtıcı hayvanların pençeleri değil artık, ama insanların pençeleri çok daha keskin ve kötü olabilir. Uyanık ve becerikli olmalısınız, yoksa yutulanlar arasına karışırsınız... Uyanık olmak zorundasınız. Ve becerikli. Yoksa sizi öldürürler."

Mickey Spillane

Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti, Umberto Eco (Sayfa 32 - Can Yayınları, 2016. 9. Basım, Çeviri: Kemal Atakay.)Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti, Umberto Eco (Sayfa 32 - Can Yayınları, 2016. 9. Basım, Çeviri: Kemal Atakay.)
Sergen Özen 
 25 Ağu 00:31 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Okumak; bugünü ve geleceği şekillendirmek.
Kurmaca anlatıların bizi neden bu kadar büyülediğini anlamak kolaydır. Gerek dünyayı algılamak, gerek geçmişi yeniden kurmak için yararlandığımız o sınırsız yeteneği kullanma olanağı sunmaktadır bize. Çocuk oyun oynayarak yaşamayı öğrenir, çünkü yetişkin bir insanın içinde bulunacağı durumları taklit etmektedir. Biz yetişkinler de kurmaca anlatılar aracılığıyla gerek şimdinin gerek geçmişin deneyimine biçim verme yeteneğimizi geliştiriyoruz.

Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti, Umberto Eco (Sayfa 169 - Can Yayınları, 2016. 9. Basım, Çeviri: Kemal Atakay.)Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti, Umberto Eco (Sayfa 169 - Can Yayınları, 2016. 9. Basım, Çeviri: Kemal Atakay.)
Cavanşir Gadimov 
09 Oca 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

“Neden tıpkı gerçek dünya gibi karmaşık, çelişkili ve kışkırtıcı anlatı dünyaları kurmaya çalışmayalım?... Dante, Rabelais, Shakespeare, Joyce tam olarak bunu yapmışlardır. Tabii, Nerval de. Ben “açık yapıtlar” hakkında yazarken, tam olarak yaşamın kendisi gibi çapraşık görünmeyi amaç edinen edebiyat yapıtlarını düşünüyordum.”

Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti, Umberto Eco (Sayfa 134)Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti, Umberto Eco (Sayfa 134)
Cavanşir Gadimov 
09 Oca 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

“Metin okurdan epey işbirliği isteyen tembel bir araçtır.”

Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti, Umberto Eco (Sayfa 38)Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti, Umberto Eco (Sayfa 38)
Cavanşir Gadimov 
09 Oca 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

“Kurmaca bir metin, okurun sahip olması gereken bazı bilgilere işaret eder, bazılarını kendisi kurar, kalanı da belirsizdir, ancak elbette metin bize Dev Ansiklopedi’nin tümünü keşfetme görevini yüklemez.”

Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti, Umberto Eco (Sayfa 131)Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti, Umberto Eco (Sayfa 131)

Kitapla ilgili 1 Haber

Can Yayınları Umberto Eco kitaplarının indirimli fiyatlarını açıkladı!
Can Yayınları Umberto Eco kitaplarının indirimli fiyatlarını açıkladı! Can Yayınları Genel Müdürü Can Öz, Umberto Eco’nun ölümünün ardından aldığı bir kararla, yazarın kitaplarında indirim yapacaklarını duyurmuştu. Yayınevi bugün kitapların yeni satış fiyatlarını açıkladı.