DN Archeron’un kaleminden çıkan o harika eser(spoilersız)
9/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Selam! Öncelikle bunu yazarken UB’yi okumamın üzerinden biraz fazla bir vakit geçmiş olmakta ama şunu söyleyebilirim ki okurken gerçekten de büyülenmiştim. Yazım diliyle ve diğer pek çok yanıyla hoş bir kitaptı. Ruhumu besledi diyebilirim. Benim tüm beklentilerimi fazlasıyla karşıladı. Her öykü birbirinden harikaydı. Karakterlerin her biri çok özeldi. Artık en sevdiğim kitaplar arasında sayacağım bir eser oldu. Ve bence bu kitap hak ettiği kadar konuşulmadı gibi. Biraz konusundan bahsedecek olursak, şöyle ki belirli bir konu net bir şekilde var diyemeyiz. Adından anlayacağınız üzere bu kitap birden fazla harika öyküden oluşuyor. Ama temelde herşey genç bir ozan ile başlıyor. Bu ozan bir takım olaylar sonucu dilsiz kalıyor gibi bir durum var, artık konuşamıyor yani. Ama tekrar konuşması için de doğru öyküyü bulması lazım. Bizim gariban ozan diyar diyar dolaşıp doğru öyküyü ararken bir peri abla ile karşılaşıyor ve bu peri ablamızda ozana ihtiyacı olan öyküyü vermek amacıyla bir anlatmaya başlıyor ve biz de bu öyküleri okuyoruz. Biliyorum biraz garip anlattım ama siz gidin ve okuyun yani. Üzerinizde bıraktığı etkiyi açıklayamam. D. N. Archeron bize harika bir kitap sunuyor. Okurken ağızım açık okudum ve anladığınız üzere bu kadar beklememiştim. Bence hepimizin ruhunun bir parçasının ihtiyacı olan şey bu kitap. Ve Damla bize bu kitabı verdiği için ne kadar şanslı olduğumuzu tahmin bile edemiyorum. Kısacası alın ve okuyun. İşte o zaman ne demek istediğimi anlayacaksınız.
Unutulmuş Büyüler ve Terk Edilmiş ÖykülerD. N. Archeron · Guardian Yayınları · 2025636 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2026 23. kitabı
“Yağmur denizde sefalet oluyor değil mi ?” Bir sarrafın mücevherleri işlediği , bir bestekarın notalarla raks ettiği gibi romanını dahi şiirsel nakışlarla işleyerek yazan Tanpınar , adeta kelimelerle zamanı durdurmayı başarmış bir sanatkardır. XXyy ,coğrafyamızda çalkantılı ve devrimli günlerdi işte bu dönemde yaşamış olan değerli kalem, Osmanlı’dan Cumhuriyete geçiş sürecinde ki siyasi , kültürel değişimler ile doğu batı arasında ki sancılı sürece bizzat şahit olarak , bunları sadece eserlerinde yazmakla kalmayarak adeta kelimelerle, geçmiş ile geleceği cümlelerde buluşturmuştur. Bu kıymete değer eserlerinden bir tanesini de biz şanslı okuyucular Mayıs ayında okuyarak ,analiz tahlil ederek bir nebze de olsa edebiyatımızın hafızasını kendi perspektifimizle görme şansına eriştik. Ben de naçizane kendi paradigmam ve yorumumla bir şeyler söylemek istiyorum. Elbetteki Yaz Yağmuru kitabını tek bir edebiyat çerçevesinde ele alamam çünkü kültürel birikimi ve çok yönlü bir yazar olması nedeniyle ( yazar,şair,denemeyazarı,siyasetçi,akademisyen vs.) kaleminden çıkan şaheser ,bir çok perspektiften açıklanmaya değer. Edebi metin özelliğiyle şiirsel ,estetik açıdan bir cerrahın titizliğiyle kaleme alınmış her bir hikaye hem gözleri hem de ruhu doyurmakta böylelikle onun eserlerinin sadece okunmadığını hissedildiğine de şahit oluruz . Türkçeye kattığı senfoni tadında ki kelimelerin bezenmesi, düşünce dünyamıza bıraktığı izlerle eşine az rastlanan ,dimağlarımızda tat bırakmış Türk edebiyatının en zarif ve en derin sanatkarlarından biridir dersek mübalağ etmiş olmayız değil mi ? ( Burada kendimi Bridgerton’ da ki lady Whistledown gibi hissettim ) Yine tarihi bilgisi ve bilinci bunun yanında kendisinin de yaşanan değişim ve dönüşüme tanık olması neticesinde eserlerine
Yaz YağmuruAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 2023466 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir Türkiye Distopyası!
Puan vermedi·312 syf.··
2026 62. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 11:18
Alper Kamu serisinden sonra Şair dedektif Stan LaFleur ile karşımızda Alper Canıgüz. O kadar uzun zamandır yeni kitabı çıkmıyordu ki kendisinin bu kitabının basıldığını bile çok geç gördüm Okudum ama ben ne okudum bunu tarif edecek kelimeleri nasıl seçerim bilmiyorum. Gerçekler, bilimsel veriler, distopik bir dünya hepsi iç içe, kıvrak bir beynin ürünü olan bu kitap benden geçer not aldı. Psikoloji bölümü mezunu bir insanın psikanaliz üzerine böyle bir kurgu yazmış olması bence muazzam olmuş. Bu kitap klasik bir Alper Canıgüz kitabı değil dikkat! Diğer kitaplarında olduğu gibi kara mizah yüklü değil, daha karanlık, düşündürücü ve toplumsal gerçekliği sorgulayan yönü ağır basıyor. 1974 yılı Türkiye’sindeyiz, pek çok ülke 20 senedir hiperdemokrasiyle yönetiliyor. Ülkede kamuyu ilgilendiren her karar halkın iradesiyle alınıyor, ankete sunulup oylanıyor. İnsanlar yıl içerisindeki yararlılık derecesine göre yaşam vizesi alıyorlar, vizesi dolan tabiri caizse itlaf ediliyor, bu karar da tamamen demokratik bir biçimde oylanarak kabul edilmiş. Ve tüm bunlar olurken gökyüzünde kırmızı bir yarık şekilleniyor, bunun ne olduğunu da gerçekten tam anlamıyla dikkatimizi vererek okuduğumuzda kavrıyoruz. Beyin yakan bir kitap, okuması dikkat gerektiriyor. ”Gidişatın kontrolünün kendi ellerinde olduğu illüzyonu o kadar güçlü ki bundan vazgeçemiyorlar.” İşte bu söz tam olarak bu kitabı özetliyor. Gerçeklerden kaçış, hiperdemokrasiye güven tam ”Hiperdemokrasi, küçük bir grup tarafından gerektiğinde kalabalıkları kontrol etmek için kullanılacak, gerektiğinde çöpe atılacak bir araçtı.” Kısacası okuyun azizim, çünkü benzersiz bir konu, harika bir anlatım
Örümcek BurgacıAlper Canıgüz · Everest Yayınları · 2025697 okunma
Puan vermedi
//KİTAP TAVSİYEM "BABAMDAN KALAN CÜSSELİ POŞETLER ODASI" //ALINTILAR #Issız bir adaya düşsem Kendimi yanıma almam Palmiye ağaçları saf güneş falanmidemi yakıyor Aramızda sekiz yüz yetmiş yedi kilometre var Şiir yılıyla ölçsem Bir dakika uzağımdasın... #Cama yansıyan buğularla kaybedeceğiz parmak izlerimizi, Boyun otopsinde bulunacak dudaklarım... #İnsan doğduğunda değil, rahme düştüğünde başlar zamana yenilmeye... #Sizin poşetlerinizi babanız aldı Benim poşetim babamdan kaldı... #Düğün salonlarında çalan son müziktim Ve boş sandalyelere oluyordu konserim... #Saçlarının kuşları var Herkes de sanıyor Sana özel esiyor rüzgar... #Kadında boy veren her erkek boğulur #Çok düğümlü bir ipim,uçurum manzaralı... # Senin sayende kalp reytingim, nabzımın tavanlarında... #Kaç tur attırdı acaba kainata gülüşün... (Şu cümlenin ağırlığını hangi sevda kaldırabilir azizim...) #Soydum yara kabuklarımı, Attım poşete Kollarım parıldıyor güneşte, Sizin rengarenk neşeleriniz vardı Ve sormadınız poşetinde ne var? Neden böyle çok yıpranmış diye... (Sonra hayatından insan çıkarınca sen suçlu oluyorsun. Hatrımı sormadan halimden anlamayan, nasıl elimdeki poşet kadar değerli olsun vesselam. ) //KİTAP HAKKINDA
Babamdan Kalan Cüsseli Poşetler OdasıUmut Göksal · Tün Kitap · 202610 okunma
Murakami okumayı düşünüyorsanız sövgüme bi bakabilirsiniz .d
4/10
·352 syf.··
2026 4. kitabı
Hani Avrupa'nın en prestijli sanat galerilerinden birinde sergilenen bi muz tuvali vardır ya, Murakami de günümüz edebiyat dünyasında o muz portresini temsil eden kişidir diye düşünüyorum. Yani insan bir kitabını okur ve bu lafı derse belki önyargı, belki de anlayışsızlık diye yorumlanabilir, buna okeyim. Ama aynı yazarın diğer kitaplarını okuduktan sonra da da aynı şeyi derse burada cidden düşünülmesi gereken bir şey vardır. Ben şahsen Murakami'nin günümüz çarpık sanat ve edebiyat anlayışının bir ürünü olduğunu ve o "ne yaptığını çok iyi bilen yazar!" sloganının altında sadece fos bir eziğin bulunduğunu düşünüyorum. Murakami resmen amerikan "üstkimliği" psikolojisinin altına kendini yatırmış, komple cinsel komplekslerden ibaret, ezik bir temcit pilavcısı. Metinlerinde hep aynı konular ve kelimelerin altında da aynı zihniyet var: cinsellik, etik dışılık ve kompleks. Peki diyelim, belki bu aykırılıkları zekice birbirine bağlamıştır, bu kadar ünlü ve emin olunan bir yazar olduğuna göre bunları ustaca bir bağlamla sunuyordur diyorsunuz, "o seks ama aslında seks değil, rüya ama rüya değil, tecavüz ama tecavüz değil işte" lafları ve anlatılarının herhalde beklenmedik, alışılmışı bozan ve mutlaka mantıklı bir sebep sonuç ilişkisi vardır diyorsunuz, sayfalarca safi bu konular üzerinden dönen mevzuları okuyor duruyorsunuz ve sadece okuyorsunuz işte; Yazar meğerse safi yazıp geçiyormuş. Hadi onu da sktir ettik diyelim, belki bize başka bir bağlam sunar diyorsunuz, yok. yazar onu da vermiyor .d sadece şu var "her şey inanılmaz kavramsal, bak ara sıra çoh ilginç karakterlerle sizin iştahınızı da açıyorum, ara sıra yunan tragedyasına dokunduruyorum (buna da takmış) filan..." Ya bu arada o ilginç karakterleri okurken bir noktadan sonra "Yazar harbiden yazmalık bazı tecrübeler
İmkansızın ŞarkısıHaruki Murakami · Doğan Kitap · 201514bin okunma
8/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 39. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 21:29
"Azizim, benim bildiğim, kadının bağırıp çağıranından, düşüp bayılanından korkulmaz. Evde emniyet musluğu gibidir! Ufak bir şeyden işkillense ağzı açılır, kazan patlamadan toplanırsın. Kadının korkulusu ağzı açılmayandır!" (Sayfa: 201) Mendil Altında isimli kitap 25 kısa öyküden oluşuyor. Esendal, kendine has üslubu ile neredeyse konuşma dili gibi akıcı bir anlatım yapmış; abartıdan uzak, gözlemci bir bakış ve sıradan insanların günlük hayatlarından kesitler sunmuş. Yazar Ankara’nın, taşranın ve bürokrasinin küçük memurlarını, ailelerini, esnaflarını, emeklilerini ve gündelik dertlerini çok samimi ve ironik bir dille anlatıyor. Hikâyelerde büyük olaylar, dramatik çatışmalar pek yok; bunun yerine durum öyküsü diyebileceğimiz, Çehovvari kesitler hâkim. Bir memurun öğle tatilinde uyumaya çalışırken kurduğu hayaller, , aile içi ilişkiler, toplumsal değişim çabaları, basmakalıp fikirler ve kentleşme gibi konular işlenmiş. Esendal yargılamadan, alay etmeden ama ince bir mizahla insan zayıflıklarını, hayallerini, 'mış gibi' yapmalarını ve küçük mutluluklarını gösteriyor. Bu yüzden okurken hem gülüyor hem de, "tam da öyle" diye iç geçiriyorsunuz. Modern Türk öyküsünün 'durum öykücülüğü' geleneğini en güzel yansıtan kitaplardan biri diyebilirim. İyi okumalar.
Mendil AltındaMemduh Şevket Esendal · Bilgi Yayınevi · 2012856 okunma