Şimdi Buradaydı, psikolojik gerilim ve polisiye unsurlar taşıyan bir roman. Hikâye, psikiyatrist Birkan’ın danışanı Yankı’nın davranışlarından şüphelenmesiyle başlıyor. Birkan, Yankı’nın bir cinayet işleyebileceğini düşünerek onun geçmişine inmeye çalışıyor. Seanslar ilerledikçe sadece Yankı’nın değil, Birkan’ın kendi geçmişindeki kırılmalar ve bastırılmış duygular da ortaya çıkıyor.
Roman; kayıp hissi, aile ilişkileri, çocukluk travmaları, kimlik arayışı ve insanın kendi karanlık tarafıyla yüzleşmesi üzerine yoğunlaşıyor. Sürekli iç sesler ve hatırlamalarla ilerleyen hikâye, okuru “gerçek ne, kurgu ne?” sorusunun içinde bırakıyor. Son sayfaya kadar merak duygusunu koruyan, psikolojik çözümlemeleri güçlü bir kitap olarak öne çıkıyor.
Şimdi Buradaydı bana göre insan zihninin en karanlık koridorlarında dolaşan bir roman gibi. Sayfalar ilerledikçe olaylardan çok insanların taşıdığı yüklerin ağırlığı hissediliyor. Her karakter biraz eksik, biraz kırık ve bu yüzden fazlasıyla gerçek duruyor.
Kitapta en sevdiğim şey, okuru sürekli diken üstünde tutarken bunu büyük olaylarla değil; küçük detaylarla yapması oldu. Bir bakış, yarım kalan bir cümle ya da sessizlik bile gerilim yaratabiliyor.
Okurken zaman zaman “geçmiş gerçekten geçiyor mu?” sorusu aklımda kaldı. Çünkü romanda geçmiş, kapanmış bir kapı değil; sürekli geri dönüp bugünü bozan bir gölge gibi duruyor. Finali ise şaşırtmaktan çok insanın içine yerleşen türden. Bitince hemen başka kitaba geçmek yerine bir süre düşünme hissi bırakıyor.
Şimdi Buradaydı açık ve biraz rahatsız edici bir finalle bitiyor. Roman boyunca Birkan’ın Yankı hakkındaki şüpheleri büyürken aslında ikisinin de geçmiş travmaları ve bastırdığı karanlık tarafları birbirine karışmaya başlıyor. Sonlara doğru “gerçek suç”, “suçlu kim” ve “tehlikeli olan